Yılmaz Özdil ve Tekrar Yazıları

Yılmaz Özdil, alışageldiği üzere, eski yazılarından birini kolaycılığa kaçarak tekrar okuyucularına sunmuş, herhangi bir notla bu hususu açıklamadan.

Sözcü Gazetesi’nde 2 Eylül 2016 günü yayınlanan “Sözcü” başlıklı yazısı, Hürriyet Gazetesi’nde 22 Eylül 2010 tarihinde yayınlanan “Türk kahvesi” başlıklı yazısının ve ve hatta biraz daha geriye gidecek olursak yine Hürriyet Gazetesi’nde 19 Kasım 2007 tarihinde yayınlanan yazısının ufak değişikliklerle tekrar ısıtılarak sunulmuş halinden başka bir şey değil.

22 Eylül 2010 tarihli yazısı:

Yılmaz Özdil 22 Eylül 2010

2 Eylül 2016 tarihli yazısının tam metni şu şekildeydi:

Yılmaz Özdil 2 Eylül 2016

***

Sözcü

Gazeteci için gazete…
Cezvedir aslında.

*

Hep ateş vardır altında.
Suyu ısınır.

*

Patates’ten gazeteciyse mesela…
Koy cezveye.
Sıcağı görünce gevşer.
Gelemez hiç zora.
Salar kendini.
O sert zannettiğin, dayanıklı zannettiğin karakter kaybolur gider, ezilen büzülen, vıcık vıcık bi şey haline gelir.
Üzülürsün girdiği kılığa.

*

Veya yumurta’ysa gazeteci…
Kaynat cezveyi…
Patatesin zıddına tepki verir.
Şartlara direnir.
Ama maalesef… Kötüleşen şartlara direneyim derken, o narin kabuğuyla koruduğu, içindeki canı öldürür, yüreğini katılaştırır, hatta çoğu zaman çatlar, imha eder kendini.

*

Peki ya kahve’yse gazeteci?

*

İşte o başkadır.
Şartlar değiştiğinde, şartların dayatmasına uymaz, şartları değiştirir.
Mis gibi koku yayar.
Ortama lezzet katar.
Keyif verir.
Cehennem alevinden…
Cennet hazzı çıkarır.

*

Sözcü…
Türk kahvesidir.

*

Bekir Coşkun’un niye tiryakisi olduğunuzu sanıyorsunuz?

*

Emin Çölaşan, Uğur Dündar, Mehmet Türker, Soner Yalçın, Necati Doğru, Saygı Öztürk, Ege Cansen, başyazarımız Rahmi Turan… Sabah güne başlarken, veya, akşam günün yorgunluğunu atarken yudumlamanız ondan… Okurken köpüğünü höpürdetircesine mutlu olup, bittiğinde keyifle ohh çekmeniz ondan.

*

Memleketi hazmetmenizi sağlar.
Zihin açar.

*

Uyanık tutar.

*

Kıymetini bilene kırk yıllık hatırı vardır, bizi biz yapandır, onsuz kız bile isteyemezsin, örf adet gelenektir.

*

Diktatörlüğün monoloğu değil, demokrasinin diyaloğudur, çünkü, sohbetin bahanesidir.

*

Sözcüsüz basın, püreleşmiş patatesler, kalbi taşlaşmış yumurtalar, telvesi donmuş boş fincanlardan ibarettir.

***

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir