Etiket arşivi: Yüksel Aytuğ

Takvime İlave Gün Ekleyen Köşe Yazarları

Hangi ayın kaç gün çektiği bellidir.

Gelin görün ki, bazı köşe yazarları kendilerini bu gibi takvim kısıtlarıyla bağlı hissetmiyor.

Bazen Haziran’a bazen Nisan’a, kâh Kasım’a kâh Eylül’e 31. günü ekleyiveriyorlar. Bazısı da Şubat ayını, 28 güne sahip olması gerekirken 1 gün ilave edip 29 gün yapıveriyorlar.

Örnekleyelim:

Yüksel Aytuğ‘un Sabah Gazetesinde 1 Mart 2007 günü yayınlanan “Yakından kumanda Oscar ödülleri” başlıklı yazısından:

 "Her yıl Oscar haftasında yılın televizyon yıldızlarına verdiğimiz Yakından Kumanda Oscar Ödülleri bu yıl da sahiplerini buldu. Ödül töreni 29 Şubat 2007 günü Haymana Antik Tiyatro'da yapılacak ve CNN International'dan naklen yayınlanacak..."Her yıl Oscar haftasında yılın televizyon yıldızlarına verdiğimiz Yakından Kumanda Oscar Ödülleri bu yıl da sahiplerini buldu. Ödül töreni 29 Şubat 2007 günü Haymana Antik Tiyatro'da yapılacak ve CNN International'dan naklen yayınlanacak..."

Yüksel Altuğ, 2007 yılında Şubat 28 çektiği halde 29. günü eklemiş.

Orhan Miroğlu’nun 29 Nisan 2009 tarihli “Sayın Kürtler yolunuz yanlış” başlıklı yazısından:

"Atatürk’ün Heper’in kitabında da yer alan 31 Şubat 1931 tarihli Adana konuşması şöyle:"Atatürk’ün Heper’in kitabında da yer alan 31 Şubat 1931 tarihli Adana konuşması şöyle:"

Şubat’a bırakın 29’u, 30’u, 31 çektirmiş Miroğlu.

Baki Günay‘ın Türkiye Gazetesinde 20 Ocak 2001 tarihli “Hackerler işbaşında” başlıklı yazısından:

"OpenHack III adlı yarışmada becerikli hackerlar tüm hünerlerini 15-31 Şubat tarihleri arasında PitBull'a karşı deneyecekler."

31 Şubat???

Ali Ağaoğlu‘nun Vatan Gazetesinden 28 Şubat 2012 tarihli “Kritik gün geldi çattı” başlıklı yazısından:

"Bugün VOB 30 Şubat kontratının son işlem günü."

30 Şubat vadeli işlem malesef mümkün değil.

Şimdi, 30 gün çeken aylara ekleme yapan yazarları ifşa etme sırası:

Erdal Şafak‘ın Sabah Gazetesindeki 28 Kasım 2004 tarihli “Gömlek değiştiren adam” başlıklı yazısından:

"Saygon'un 31 Nisan 1975'teki düşüşüne ve Yeşil Bereliler'in helikopterlere, uçakların merdivenlerine öbek öbek asılan Güney Vietnamlılar'ı tekmeleyip can havliyle açıktaki uçak gemisine kapağı atmaya çalışmalarına daha neredeyse 7 yıl vardı"

Taha Akyol‘un Hürriyet Gazetesindeki 22 Nisan 2016 günkü “İngilizler kapattı Kemal Paşa açtı” başlıklı yazısından:

"Henüz hiçbir askeri zaferi bulunmayan Milli Kurtuluş Hareketi Sivas Kongresi ile öyle bir siyasi güç haline gelmişti ki, Damat Ferit 31 Eylül 1919’da istifa etmek zorunda kalmıştı..."

Ertuğrul Özkök‘ün Hürriyet Gazetesinde 22 Ocak 2010 günü yayınlanan “Nakşi tarlasındaki komutana tören” başlıklı yazısından:

"Murat Bardakçı, 31 Haziran 2001 günü Hürriyet’te yayımlanan çok ilginç yazısında, Eyüp Mezarlığı için “Nakşi tarlası” deyiminin kullanıldığını söylüyor."

Ali Eyüboğlu‘nun Milliyet Gazetesindeki 25 Şubat 2010 günkü “ABD’deki Türkiye” başlıklı yazısından:

"1 Haziran - 31 Ekim 2010 arasında Sheraton Çeşme’de 8 gece konaklamak için 31 Nisan 2010’a kadar “rezervasyon” yaptıranlara otel, bu kez Avrupa ve Amerika tatili hediye edecek."

Bülent Cankurt‘un Sabah Gazetesinde 29 Mart 2016 günü yayınlanan “Dillere desten bir düğünle evlenecekler” başlıklı yazısından:

"Çiftin, 29, 30 ve 31 Nisan tarihlerindeki düğün töreni, Çetin-Elif Pancar çiftininki gibi Afyon'daki İkbal Termal Otel'de gerçekleşecek..."

Nihal Kemaloğlu‘nun, Akşam Gazetesinde 6 Aralık 2011 günü yayınlanan “9 Aralık’ta demokrasi kültürümüz hakim karşısında” başlıklı yazısından:

"31 Haziran'da Ankara'da dereleri savunan Metin Lokumcu'nun hayatını kaybettiği Hopa olaylarını protesto etmek için 'sokağa çıkmaktan' altı aydır tutuklular."31 Haziran'da Ankara'da dereleri savunan Metin Lokumcu'nun hayatını kaybettiği Hopa olaylarını protesto etmek için 'sokağa çıkmaktan' altı aydır tutuklular."

Yıldıray Oğur‘un Türkiye Gazetesindeki “Muhammed Ali İstanbul’dan geçerken…” başlıklı 7 Haziran 2016 tarihli yazısından:

"31 Eylül günü önce BM Türkiye Daimi temsilcisi İlter Türkmen’in BM yıllık zirvesi onuruna New York’ta evinde verdiği resepsiyona katıldı. Resepsiyonda Muhammed Ali, Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’le sohbet etti."

Yine Yıldıray Oğur’un Taraf Gazetesindeki 16 Mayıs 2010 tarihli yazısından (Taraf Gazetesi kapatıldığı için bağlantı sunulamamaktadır):

"27 Mayıs’ın 50. yıldönümünde ordu, devlet, darbecilerle birlikte hareket eden CHP ve darbenin PR’ını yapmış dönemin gazeteleri başta Menderes, Polatkan ve Zorlu ailelerinden ve Yassıada mağdurlarından özür dilemelidir. 

Ne için mi mesela bunun için: 

31 Kasım 1960 Pazartesi (*) 

Yer: Yassıada Saat: 13.30 "

Özdemir İnce‘nin Hürriyet Gazetesinde 13 Ekim 2010 günü yayınlanan “Abrukadabracılık” başlıklı yazısından:

"Değerli okurlar, 26 Aralık 2007; 22, 23, 29 Ocak 2008; 2, 8, 9, 23, 30 Şubat 2008 ve 5 Mart 2008 tarihli yazılarımda yabancı dillerden de örnekler vererek, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın örnek olarak aldığı, Nur Suresi’nin 31. ayetinin Türkçeye yanlış çevrilmiş olduğunu kanıtladım."Değerli okurlar, 26 Aralık 2007; 22, 23, 29 Ocak 2008; 2, 8, 9, 23, 30 Şubat 2008 ve 5 Mart 2008 tarihli yazılarımda yabancı dillerden de örnekler vererek, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın örnek olarak aldığı, Nur Suresi’nin 31. ayetinin Türkçeye yanlış çevrilmiş olduğunu kanıtladım.

Altan Öymen‘in Radikal Gazetesinde 27 Aralık 2008 günü yayınlanan “Başbakan Danıştay kararından niçin rahatsız oluyor?” başlıklı yazısından:

"Anayasa Mahkemesi, bu itirazı inceledi. 31 Kasım günü kararını verdi."Anayasa Mahkemesi, bu itirazı inceledi. 31 Kasım günü kararını verdi.

Hıncal Uluç‘un Sabah Gazetesinde 11 Ocak 2000 günü yayınlanan “En büyük günah Çevre Bakanlığının” başlıklı yazısından:

"Uygar batı "Sokakta başıboş hayvan olmaz" ilkesini hiçbir ödün vermeden, en katı şekilde uygularken, bizim Çevre Bakanlığımız, 31 nisan 1998'de valiliklere şu çağdışı, insanlık dışı tebliği göndermiştir:"

Murtaza Demir‘in OdaTV’deki 5 Ekim 2013 tarihli “Başbakan doğruyu söylemiyor” başlıklı yazısından:

"31 Eylül’de açıklanan “Şeriat Paketi”nden sonrası hükümet üyelerinin demeçleri ortada…"

Hasan Karakaya‘nın Yeni Akit Gazetesindeki 30 Eylül 2014 tarihli “1996’dan, 2014’e yakın tarihimiz… Bütün bunlar tesadüf mü?” başlıklı yazısından:

"HAKAN FİDAN’A OPERASYON!
Tarih 31 Kasım 2011. 
Bu tarihte; “üniversiteye girişte meslek liselerine uygulanan katsayı zulmü” kaldırıldı ve böylece; diğer meslek liseleri gibi, İmam Hatip liselerinin de önü açılmış oldu!.."

 

* İşbu metinde Muhtesip’te daha önce “Zamanın Ötesinde” başlığıyla yayınlanan ihtisaptan esinlenilmiştir.

“Urfa’da Oxford Vardı Da Biz Mi Gitmedik” Sözü vs. Köşe Yazarlarımız

“Urfa’da Oxford Vardı Da Biz Mi Gitmedik” sözüne çoğu kişi aşinadır ve bu sözün sahibinin İbrahim Tatlıses olduğunu düşünüyordur. Ancak, ‘Urfa’da Oxford vardı da okumadık mı?’ sözünün sahibi konusunda bir kargaşa bulunmakta.

Gani Müjde, anılan sözün kendisine ait olduğunu iddia etmekte. 2006 yılına Vatan Gazetesi’nde yayınlanan yazısında Gani Müjde konuyu şu şekilde aktarmışdı:

Urfa’da Oxford yoktu… 
Ben yazdım oldu… 
Bilkent Urfa'da kolej açacakmış.
Hürriyet bu güzel haberi "İbrahim Tatlıses'in Oxford hayali gerçekleşiyor" gibi bir başlıkla verince düzeltme gereği hissettim.
Bakın son defa yazıyorum, bi' daha yazmam.
Bu kaynaktan alıntı yapınız...
Belki inanmayacaksınız ama bir zamanlar uğur yücel bu ülkenin en popüler komedyeniydi. sahneye çıktığı her yer tıka basa dolar, kahkahalara gark olan mekânda ayakta bile yer bulunmazdı.
İşte o günlerden birinde yeşil kabare'de sahneye çıkan Uğur Yücel, benden sahnede yaptığı İbrahim Tatlıses taklidi için bir metin yazmamı istemişti.
Ben de içinde bu cümlenin de yer aldığı metni yazmıştım. “Evet cahilim” diyordu sahnedeki İbrahim Tatlıses… “Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık kardeşim?” 
Tamam Uğur Yücel taklidi çok başarılı yapıyordu ama bu cümleyi İbrahim Tatlıses değil, hatta Uğur da değil, netice itibarı ile ben söylemiştim.

Gani Müjde böyle iddia etse de, İbrahim Tatlıses TV1’de katıldığı bir programda nasıl okumayı yazmayı öğrendiğini anlatırken “Urfa’da oxford mudur neydir işte, okul yoktu ki biz okuyalım” cümlesini kullanmıştı (bkz ilgili kayıt – 3.03’te İbrahim Tatlıses bahse konu cümleyi sarfediyor).

Hangisi bu sözü daha önce söyledi ve telifi kime ait şu an kestiremiyoruz. Ancak, İbrahim Tatlıses’in bu sözün kendine ait olduğunu iddiasında bulunmaması ve Gani Müjde’nin bu konudaki ısrarcı tutumu, sözün ilk kez Gani Müjde’nin kaleminden çıktığını düşünmemize vesile oluyor.

Muhtesip, bu konuda yanlış yapan köşe yazarlarını şu ve bu ihtisaplarda afişe etmişti; ancak, üzerinden geçen zaman hasebiyle bu sözü İbrahim Tatlıses’e aitmişçesine alıntılayan köşe yazarları listesini paylaşmakta fayda var: Hakkı DevrimReha MuhtarGüneri Civaoğlu, Mehmet Ali BirandGüven SakYüksel AytuğElif Ergu...

Cengiz Çandar ise bu söylemi alıp 27 Haziran 2009 günü Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan “Süryani hayali, Kürt ve Arap gerçeği…” başlıklı yazısında teze çevirmiş:

Muhterem Peder Saliba Özmen, tam 640 yıl Süryani Kadim Kilisesi’nin Patriklik Makamı olan Deyruzzafaran’a Oxford’dan geldi. Oxford’dan Teoloji doktorası sahibi. Böylece” dedim “İbrahim Tatlıses’in Urfa’da Oxford vardı da gitmedik mi şeklindeki tezi çöktü. Mardin’de Oxford mu vardı. Ama Peder Saliba, Mardin’den Oxford’a gitmiş işte...”

oxford universitesi