Etiket arşivi: Yalçın Doğan

Yalçın Doğan ve Grup Kelimesinin Doğru Yazılışı

Yalçın Doğan, Hürriyet Gazetesinde ‘Meclis içi darbe’ başlığıyla 4 Şubat 2012 günü yayınlanan yazısında “grup” sözcüğünü doğru yazamadığını gözler önüne sermiş:

"İçtüzük değişikliği AKP’nin gurup başkan vekilleri imzasıyla geliyor.

Oysa, bu değişikliği ancak milletvekilleri önerebilir, gurup başkan vekilleri değil. Gurup başkan vekili milletvekili değil mi, evet öyle, o zaman?

CHP Konya milletvekili Atilla Kart muhalefetin itirazını şöyle dile getiriyor:

“Gurup başkan vekillerinin getirmesi şekle, usule aykırı, hukukta usul esastan önce gelir, yani hukuka aykırı. Bu çoğunluk dayatmasıdır.”"

Gurup ve grup birbirinden farklı kelimelerdir. Anlamları farklıdır.

“Gurup” kelimesi akşam vakti, güneşin batışı manalarına gelir. “Grup” ise küme, ekip manalarına gelir.

Yalçın Doğan, grup kelimesini yanlış yazmayı alışkanlık haline getirmişti. Grup kelimesine dair yazım hatalarını sergilemek adına, yukarıda bahsi geçen yazısına ilaveten sadece 2012 senesinin ilk 2 ayında aynı hatayı yaptığı yazılarının bağlantılarını aktaralım:

3 Şubat 2012

Meramını Tek Kelimede Aktaramayan Köşe Yazarları

“Tek kelime ile ….” sık kullanılan bir kalıp aslında yazarlar için.

“Tek kelime ile” ifadesinden sonra yazarın tepkisini sadece 1 (yazı ile bir) kelimede özetlemesini beklersiniz.

Teoride böyle olsa da köşecilerin yazılarında, yani pratikte sürecin beklediğimiz şekilde işlemediği örnekler mevcut.

Bırakın tek kelimeyi, meramını tek kelimeyle diye başladığı cümlelerle aktaranlar var.

Örnekleri aktaralım:

Medyum Memiş‘in Güneş Gazetesi’nde 9 Nisan 2016 günü yayınlanan köşe yazısının başlığından:

 "Tek kelimeyle vatan hainleri" 

Cengiz Çandar‘ın Radikal’de 9 Mart 2016 günü yayınlanan “Ankara ile Brüksel arasında “jeopolitik-realpolitik tango”” başlıklı yazısından:

"O yön, AB’yi tek kelimeyle “felç etmiş”, her türlü “değeri”ni bir yana bırakıp, kendisini “varoluşsal sorunlar” karşısında görmeye başlamasına yol açmış olan, Suriye ağırlıklı mülteci akımının AB ülkelerine “geçiş yolu”."

Melih Altınok‘un Sabah Gazetesi’nde 17 Kasım 2015 günü yayınlanan “Zavallılık” başlıklı yazısından:

"Bir süre önce Fethullah Gülen'le yaptığı telefon görüşmesinin ses kayıtları basına yansıyan ve o konuşmada "Emirlerinize hazırım efendim" dediği iddia edilen Turgay Ciner ise yeni "emir almamış" olacak ki TV'leri ve gazetesi G-20'ye karşı nötr bir habercilikle yetindi. 

Tek kelimeyle utanç verici!"

Nigar Börek 18 Ocak 2015 günü Türkiye Haber Ajansı adlı internet sitesinde yayınlanan “Ermeni-Rus-Fars Birliği” başlıklı yazısında, aynı hatayı 3 kez yapabilme becerisini göstermiş:

"Tek kelimeyle yardıma muhtaç ahalinin kadın, çocuk, yaşlı demeden hepsinin başına olmazın belalar getirdiler." 

"Tek kelimeyle Osmanlı devletine kimin nefreti varsa onu Ermenilerin yardımlarıyla hayata geçirmişlerdir." 

"Tek kelimeyle yeryüzünde Ermenilerin yaptıkları vahşilikleri kimse yapamaz."

Tek cümleyle deseymiş keşke.

Ali Eyüboğlu‘nun, Milliyet Gazetesi’ndeki 11 Nisan 2015 tarihli “Survivor yarışmacılarının final hayalleri” başlıklı yazısında yer verdiği yarışmacıların tanımlamaları tek kelimeye sığmamış nedense.

Taylan Kara‘nın SoL Haber’de 23 Temmuz 2016 günü yayınlanan “Nuray Mert, Kadir Mısıroğlu’ndan ne kadar uzaktadır?” başlıklı yazısından:

"Tıp fakültelerinde embriyoloji okutup “ Leylek teorisini” okutmamak da Prof Dr Nuray Mert’in sözcükleriyle söylersek “Tek kelime ile son derece dayatmacı bir anlayış ve davranış."

Yalçın Doğan‘ın Hürriyet Gazetesi’nde 1 Haziran 2010 günü yayınlanan “31 Mayıs sendromu” başlıklı yazısından:

"Gazze’ye gönderilen insani yardım gemilerine İsrail’in saldırması, Türkiye dışında belki de ilk kez bu kadar güçlü biçimde AB ülkelerinde de kınanıyor. Bu tek kelimeyle, devlet eliyle korsanlık, devlet eliyle cinayet."

Yiğit Bulut‘un 15 Şubat 2010 tarihinde Habertürk Gazetesi’nde yayınlanan “Aydın Doğan’a şapka çıkarırım” başlıklı yazısından:

"Sevgili dostlar, başladığım gibi bitireyim; eğer Doğan "söz konusu" şirketleri, "bu fiyattan" İpek'e satmayı başarırsa, onu ikna eder ve "bu mala bu parayı alırsa", tek kelimeyle şunu söyleyebilirim; Helal olsun!"

Hadi Uluengin‘in Hürriyet Gazetesi’nde 17 Ocak 2007 tarihinde yayınlanan “Kelle Kültürü” başlıklı yazısından:

"İdam sırasında "kopan" başı "Allah'ın takdiri" "dans edilmemesini" "iftihar vesilesi" sayan bir "kültür" nasıl tanımlanabilir? Hemen ve tek kelimeyle söyleyeyim: 

"Kel-le kül-tü-rü"!"

Yine Hadi Uluengin‘in yine Hürriyet Gazetesi’ndeki 23 Kasım 2003 tarihli “Bugün daha güçlüyüz” başlıklı yazısından:

"Türkiye 1928'den beri, tek kelimeyle, Kilise'yle Devlet'in en az Fransa'daki oranda ayrışmış olduğu laik bir devlettir."

Toktamış Ateş‘in Timetürk’te 10 Haziran 2010 günü yayınlanan “Ayrıntıda kaybolmak” başlıklı yazısından:

"Rahmetli Adnan Menderes'in bence çok haksız, anlamsız ve hatta alçakça idamının sonrasında; yıllarca ve yıllarca en ufak bir sesi çıkmayanların, en ufak bir tepki koymayanların; aradan yaklaşık 50 yıl geçtikten sonra birdenbire Menderes'in idamının üzerinden prim yapmaya çalışmaları tek kelimeyle utanç verici."

 

* İşbu metinde Sn. Burçin Aydoğan’ın “doğrulama” örneklerine yer verdiği internet sitesindeki ihtisaptan faydalanılmıştır.

Yalçın Doğan ve İki Siyahi Amerikalının Madalya Kürsüsündeki Yumruklu Protestosu

Yalçın Doğan, Hürriyet Gazetesi’nde 17 Aralık 2013 tarihinde yayınlanan “TFF hâlâ geçen yüzyılda” başlıklı yazısında, dünya spor tarihinin önemli anlarından birini konu edinirken hata yapmış:

"SİYAH eldiven giyiyor, olimpiyat şampiyonu iki siyah sporcu. İkisi de, 200 metrede şampiyon. Tommie Smith olimpiyat birincisi, John Carlos olimpiyat üçüncüsü. İkinci, beyaz sporcu, Avustralyalı Peter Normann. 1968 Meksika Olimpiyatları’nda Smith ve Carlos madalya töreni için şeref kürsüsüne çıktıklarında siyah eldivenli sol ellerini havaya kaldırıyorlar. Aradan kırk beş yıl geçtikten sonra bile, belleklerden silinmiyor o an. Aynı törende Normann göğsüne “insan hakları için olimpiyat rozeti” takıyor. Siyah eldivenli sol eller havada, siyahlara baskıyı protesto için. Siyah eldivenli yumruklar dünya çapında simgeye dönüşüyor."

Paragraf kısa ama, hata açısından bereketli. Öncelikle, Doğan, sporcuların şeref kürsüsüne geldiklerinde, sol ellerini havaya kaldırdıklarını söylemiş ki, bunu Yalçın Doğan’ın olayı “sosyalist bir eyleme” bürüme hevesine bağlayabiliriz. Doğrusu alttaki resimde görüleceği üzere, biri sol biri ise sağ elini havaya kaldırıyor.

İkincisi, Norman’ın göğsüne taktığı, “”insan hakları için olimpiyat projesi hareketi” ne ait bir kokarttır.

Üçüncüsü, yazının bir çok yerinde yanlış yazıldığı için belirtelim Normann diye değil, Norman olarak tek N ile yazılır.

siyah-eldiven-olimpiyat-protestosu

* Bahse konu ihtisap daha önce muhtesip.com’da “Siyah Eldivenli Eller” başlığıyla yayınlanmıştır.

Yalçın Doğan ve Wagner’in Hitler Hayranlığı

Yalçın Doğan, Hürriyet Gazetesi’nde 6 Aralık 2014 günü yayınlanan “Yavuz Bingöl Çok ‘İnsani'” başlıklı yazısında Martin Heidegger’e değinirken ünlü kompozitör Richard Wagner hakkında anakronizme düşmüş:

"Felsefenin ünlü isimlerinden Heidegger, Hitler'in yakın çevresinde, ünlü kompozitör Wagner gibi Hitler hayranı"

Richard Wagner 1883 yılında hayatını kaybetmiştir. Haliyle, 1889 yılında hayata gözlerini açan Hitler’in bir hayranı olması olasılığı sıfırdır. Tam aksine, Hitler fanatik bir Wagner hayranıdır.

* Katkısı için ahmetfirat‘a teşekkürler