Etiket arşivi: Sanem Altan

Sanem Altan ile Matine-Suare Farkı

Sanem Altan, 1 Ekim 2011 günü Vatan Gazetesinde yayınlanan “Bu filmden yeni hayatlarla çıktım” başlıklı yazısında matine ile suareyi birbirine karıştırmıştı:

"So filmi Paris'te Geceyarısı'nı izledim geçen geceyarısı. Gece 12 matineisne girerken ne seyredeceğimi az çok tahmin ediyordum ama filmi gerçekten ne kadar beğeneceğimi bilmiyordum."

Matine ne demek, suare ne demek pek ayrımına varamamış olacak ki Sanem Altan, Fransızca kökenli bu kelimeleri yanlış kullanmış.

Matine, sinema, tiyatro ve benzeri aktivitelerde gündüz gösterimlerine verilen isimdir. Gece 12’de gidiliyorsa eğer, ona matine değil,  “suare” denir.

 

* Muhtesip.com arşivinden alınmıştır.

Sanem Altan ve “It’s The Economy, Stupid!” Mottosu

Sanem Altan, Vatan Gazetesi’nde 9 Haziran 2011 tarihinde yayınlanan “Yaptığım ‘bilimsel’ hesaplara göre AKP’nin oy oranı %39-44 aralığında” başlıklı yazısında ABD başkanlık seçimlerine etki eden temel unsurları ve seçim tahminlerini okuyucularıyla paylaşırken hatadan hataya yol savrulmuş:

"ABD’nin iki kez üst üste başkanlığını yapan ve skandallara rağmen ara seçimde de rakibine üstün gelerek tarihsel bir zafer kazanan demokrat Bill Clinton ofisinin duvarına, danışmanlarını ikaz etmek için “Önce ekonomi, aptal” sözünü asmış. 
“First economy, stupid...” 
Çok sevdiğim bir laf bu... 
Günlük hayatımda da sık sık kullanırım."

Yazıyı asan Clinton’ın danışmanı James Carville’dir. Bill Clinton’ın ofisinin duvarına değil 1992 yılında, seçim kampanyası merkezine asmıştır.

Astığı yazı da şudur (Bkz. Why Parties?: A Second Look):

1- Change vs. more of the same
2- The economy, stupid
3- Don’t forget healthcare

Bu söz zamanla “It’s the economy, stupid” şeklinde klişeleşmiştir.

Duvarına asmış olma ihtimali vardır tabi ama bu konuya Sanem Altan kadar vâkıf değiliz.

Yazıya devam edelim:

"Amerikalı Ray Fair (Yale Üniversitesi İktisat Profesörü) yalnızca iktisadi verilere dayanarak seçim sonucu tahmin eden bir metot geliştirmiş. 

Ray Kanunu... 

Kendi yöntemiyle 18 seçimden 15’ini doğru tahmin etmiş."

Altan’ın Ray Kanunu dediği, Ray C. Fair tarafından seçim sonuçlarını tahmin etmek için geliştirilmiş bir model. Bu gibi teori, denklem ve benzeri çalışmaların  “kanun” olarak addedilebilmesi için, her şartta geçerli olmak gibi bazı özelliklere sahip olması gerekir. Fair, kendisi bile 2010 seçimlerini bu yöntemle incelediği makalesinde , çalışmasına kanun adını vermemiş.

"Yöntem şu kısaca: Kişi başına milli gelir artış oranı, partinin bir önceki seçimde aldığı oy oranına ekleniyor.“Yıllık sabit fiyatlarda ortalama %5 artış var” diyebiliriz aslında.."

Milli gelir artış oranı “yıllık sabit fiyatlardaki artış” değildir. Ayrıca modelin orijinalinde artış oranı belirli bir katsayı ile çarpılarak ekleniyor bir önceki oy oranına ve başka parametreler de bu hesaba ekleniyor. Ama Altan, yazısının ileriki kısımlarında, kendisi de diğer parametreleri gözardı ettiğini belirttiği için bu konuyu geçiyoruz.

* Bahse konu ihtisap daha önce Muhtesip.com adresinde “It’s the economy stupid” başlığıyla yayınlanmıştır.

Roma Yanarken İmparator Neron’un Keman Çalması ve Köşe Yazarları

Büyük Roma yangını esnasında dönemin Roma İmparatoru Neron’un (ya da Nero) keman çaldığı iddia edilir bazılarınca.

Ama bilinmez ki, Neron lir çalabilirdi, keman çalamazdı.

Çünkü, keman çalabilmesi için 13 yüzyıl beklemesi gerekirdi.

Çünkü, 14. yüzyılda günümüzdeki anlamda ilk keman ortaya çıktıktan sonra 16. yüzyılda ünlü keman yapım ustası Andrea Amati tarafından modern şekli verilmiştir.

Peki, köşe yazarlarımız bu gerçeği atlayarak okurlarına nasıl malumatfuruşluk yapmışlar, sıralayalım:

Muharrem Bayraktar, Yeni Mesaj’da 25 Mart 2015 tarihinde yayınlanan “AKP’de savaş başladı!” başlıklı yazısında bu hataya düşmüş:

Ve ülkeyi bu hale getiren zat, Roma yanarken keman çalan Neron gibi “yanan siyasetin ve ülkenin küllerinde” keman çalıyor.

Evin İlyasoğlu’nun Cumhuriyet Gazetesi’nde 17 Temmuz 2013 günü yayınlanan “Geç ve genç ölmek isterdi” başlıklı yazısından:

2000li yıllara doğru hâlâ geleneksel yöntemleri kullanan bestecilerden “Halka yaranmak için geçmişe sığınanlar” diye söz eder, “Beethoven, Mozart, Shakespeare’e körü körüne tutulanlar”ı acımasızca eleştirirdi. Onun toplumsal duyarlılığı yansıtan pek çok özdeyişinden biri: “Roma yanarken Neron keman çalarmış. Amerika batarken de Clinton saksofon çalıyor.”

Tabi bu noktada, Evin İlyasoğlu’nun atıfta bulunduğu, İlhan Mimaroğlu’nun Ertesi Günce isimli kitabında yukarıdaki yanlışa yer verdiğini de not etmekte fayda var.

Habertürk Gazetesi yazarlarından Durmuş Odabaşı, 24 Eylül 2011 tarihinde yayınlanan “Muhteşem sahnenin hatırlattıkları” başlıklı yazısında, İmparator Neron’a keman çaldırıp, günümüzde Neron’dan kalmış bir keman parçasının olmadığını belirtip, bir de üzerinden sosyal mesaj vermiş:

Roma tarihinde “kişinin yükseltilerek kendini kaybetme haline yakalanması” ile ilgili çok güzel iki örnek var: İmparator Neron, ömrünün son günlerinde keman çalmaya merak sarar. Zaman zaman konsülleri (meclis üyeleri) toplar, öğrendiği parçaları başını-gözünü yara yara seslendirirmiş. Bitiminde ise tüm konsüller ayağa fırlar, “yaşa... varol...” sesleri arasında dakikalarca alkışlarlar, Neron da mutluluktan “mest” haline girermiş. Gel zaman-git zaman, “Büyük İmparator” ölüm döşeğindedir. Zorlukla başını bekleyenlere döner ve “Şu dünyadan ne büyük bir sanatçı gidiyor” der. Ama günümüzde, Neron’dan kalmış bir keman parçası yoktur. Çünkü onu üç kuruşluk menfaat için çevresinde kümelenen “müritler”, “sanatçı” yapmıştır. Günümüzde de çevremiz, hep bu tür “mürit”lerle, “sanatçılar”la dolu değil mi?

Cumhuriyet Gazetesi’nden Özgen Acar’ın “Siyasacılardan Düş Kırıklığı!” başlıklı 11 Kasım 2011 tarihli yazısından (Times’ın bahse konu yönde bir iddiası bulunmayıp, söz konusu atıf Özgen Bey’in hayal gücünün ürünüdür):

Böylece İngiliz Times gazetesinin “İmparator Neron Roma yanarken keman çalıyordu, Silvio Berlusconi bunga-bunga yapıyordu. İtalya, bunga-bunga cumhuriyetine dönüştü” dediği başbakanın yerine, ekonomik bunalımı önlemenin mimarlığına aday olarak adı öne çıkıyordu.

Vatan Gazetesi yazarlarından Sanem Altan’ın 28 Ağustos 2010 günü yayınlanan “Yazarlar niye ölmek ister?” başlıklı yazısından:

Oliver Herford’dan İmparator Neron’a: “Neron keman çaldığı için insanlar Roma’yı yaktı.”

Zaman Gazetesi yazarlarından A. Ali Ural, 18 Ocak 2009 tarihli “Siyah nokta büyüyor!” başlıklı yazısında, İmparator Neron’un hiç kemanı olmadığını belirtmiş; ancak, bunun sebebini aktarmamıştır:

Neron'un Roma yangınıyla bir ilgisi olmadığını, yangını seyrederken keman çalmadığını (Zira o sırada şehirden elli mil uzaktadır, üstelik hiç kemanı olmamıştır.)

Benzer şekilde, Doğan Heper, Milliyet Gazetesi’nde 15 Ağustos 2013 tarihinde yayınlanan “Lider Sultası” başlıklı yazısında Neron’un kemanın olmadığını belirtip, sebebini aktarmamış:

Roma’yı yakan Neron değildi. O sırada Neron Roma’dan elli mil uzaktaydı. Roma yanarken keman çaldığı da doğru değildi. Çünkü kemanı yoktu.


imparator neron - buyuk roma yangini

Sanem Altan’dan Kopyala Yapıştır Yazı

Sanem Altan, 26 Eylül 2015 tarihinde Vatan Gazetesi’nde yayımlanan “Her Mutluluk Kaybolup Gidiyor” başlıklı köşe yazısında, 25 Temmuz 2014 tarihli “Mutluluğu Yeniden Keşfedeceğiz” başlıklı köşe yazısından faydalanmış. Tamamen kopyala yapıştır olan metinde, 2014 Temmuz’da yayımlanan köşe yazısındaki cümlelerin yerlerini değiştirmesi de “kopyala yapıştır” gerçeğinin önüne geçememiş malesef.

Kaynaklar:

ctrl c v