Etiket arşivi: Rasim Ozan Kütahyalı

Rasim Ozan Kütahyalı, Başkanlık Sistemiyle Gelen Diktatör Olmadığını İddia Etmiş

Rasim Ozan Kütahyalı, Sabah Gazetesinde 25 Ocak 2017 günü yayınlanan “Başkanlık sistemi ve otoriterleşme” başlıklı yazısında Başkanlık Sisteminin getirdiği bir diktatörlüğün olmadığını iddia etme yanlışına düşmüş:

"Şu basit soruyu CHP'lilere soralım: Başkanlık Sistemi'yle gelen hangi ünlü diktatörü tanıyorsunuz? Ben hiç tanımıyorum ve bilmiyorum..."

Rasim Ozan Kütahyalı başkanlık sistemiyle gelen “ünlü” diktatör yok imasında bulunmuş ama durum pek öyle değil. Rasim Ozan Kütahyalı’nın “ün” kıstası nedir bilemiyoruz ama sıraladığımız örnekler de epeyce ünlü diktatörlerdendir:

  • “Yarı-başkanlık sistemi” özelliklerini taşıyan ve 1933 yılına kadar devam eden Weimar Cumhuriyetinin akabinde hayat bulan Nazi Almanyasını önce Alman Şansölyesi sonra Almanya Başkanı (Reichspräsident) ve Führeri ünvanlarıyla 1933-1945 yılları arasında yöneten Adolf Hitler.
  • 1946-1955 yılları arasında Arjantin’i yöneten Peronist hareketin kurucusu diktatör Juan Perón.
  • 1954 ve 1989 yılları arasında Paraguay’ı yöneten askeri diktatör Alfredo Stroessner.
  • 1970-1973 yılları arasında Şili’yi yöneten Dr. Salvador Allende.
  • Haiti’yi 1957-1971 yılları arasında yöneten François Duvalier (Papa Doc) ve 1971-1986 yılları arasında yöneten Jean-Claude Duvalier (Baby Doc).

Tam başkanlık sistemiyle yönetilen Liberya, Nijerya, Kamerun, Sudan, Tanzanya, Gabon, Gine, Ekvator Ginesi, Fildişi Kıyıları, Angola, Namibia, Mozambik, Çad, Kenya, Uganda, Ruanda, Sierra Leone, Togo, Benin, Sudan, Zimbabve, Zambiya, Güney Sudan, Liberya, Malavi gibi ülkelerden de Rasim Ozan Kütahyalı’nın ünlü addetmeyeceği diktatör örnekleri de çıkar gerçi ama yukarıda sıralanan isimler yeterli olur diye düşünüyoruz.

 

Sabahattin Önkibar, Nagehan Alçı ve Rasim Ozan Kütahyalı’nın Bank Asya’dan Çektiği Kredinin Tutarını Biraz Yüksek Aktarmış

Sabahattin Önkibar, Aydınlık Gazetesinde 11 Mart 2017 günü yayınlanan “İşte BBP’nin ‘evet’ demesinin perde arkası” başlıklı yazısında Nagehan Alçı ve Rasim Ozan Kütahyalı ailesinin Bank Asya’dan çektikleri kredinin 5 milyon dolar olduğunu iddia etmiş:

"Hatırlayın, bir dönem Fetullah’ı o denli göklere çıkardı ki, FETÖ o yalakalığı Nagehan’a 5 milyon dolar kredi vererek ödüllendirdi."

Nagehan Alçı 8 Şubat 2014 günü Milliyet Gazetesinde yayınlanan “Öcalan görüntülerini kim servis etti?” başlıklı yazısında çektikleri bu krediyi doğrulamıştı; ancak, rakam zikretmemişti. İsmail Saymaz’la yaşadıkları tartışmada da bu iddiayı doğrulamıştı. Ancak, Ahmet Hakan’ın 3,7 milyon TL’lik kredi iddiası karşısında rakamı reddedici bir tavır takınmamıştı.

2013 yılı Mart ayında çekildiği iddia edilen 3,7 milyon TL, 31 Mart günkü 1,8’lik Dolar/TL kuru üzerinden hesaplandığında 2 milyon dolarlık karşılık buluyor. 5 değil.

Rasim Ozan Kütahyalı Emekli Tuğgeneral Fahri Işıldak’ın Çocukları Hakkında Yanlış Bilgi Aktarmış

Rasim Ozan Kütahyalı, Sabah Gazetesinde yayınlanan 22 Şubat 2017 tarihli “Cem Küçük ile Nagehan Alçı’ya Saldırı ve Barbarlık” başlıklı yazısında eşi Nagehan Alçı’nın başına gelen olayı aktarırken, Genelkurmay’dan aldığını iddia ettiği bilgiyi aktarırken bir hata olmuş:

"Bu çirkin olayın duyulmasıyla beraber dün Genelkurmayımız da hem Nagehan'a hem de bana hemen üzüntülerini ilettiler. Dahası bu emekli generalin personel kayıtlarına bakınca sadece iki oğlunun olduğunu ve kızının olmadığını, ortada tuhaf bir durum olduğunu söylediler. Ayrıca bu generalin Balyoz mağduru da olmadığını ilettiler."

Askeri kaynaklardan alınan bilgiye göre Nagehan Alçı’nın tartışığı kişi emekli general Fahri Işıldak’ın kızı Nazlı Işıldak imiş.

Rasim Ozan Kütahyalı bilgiyi Genelkurmay’dan aldığını belirtmiş gerçi ama Emekli Tuğgeneral Fahri Işıldak’ın Nazlı Işıldak adında bir kızı vardır. Kendisi piyanisttir. Olayın akabinde Nazlı Işıldak, sosyal medyadan ve televizyon kanallarından yaşanan hadiseye ilişkin yorumlarda bulunmuştu.

Ezcümle, Rasim Ozan Kütahyalı’nın aktardığının aksine emekli general Fahri Işıldak’ın bir kızı var.

Rasim Ozan Kütahyalı ve Taksim Gezi Parkı Hakkında Yanlışlar

Rasim Ozan Kütahyalı, Sabah Gazetesi’nde 21 Haziran 2016 tarihinde yayınlanan “Taksim Meydanı’na Ne Olacak” başlıklı yazısında Taksim ve Maçka semtleri ile parklarını birbirine karıştırmış.

Hataları tespit eden Ekşisözlük’ten ahmetfirat‘ın ifadeleriyle Kütahyalı’nın hatalarını sıralayalım:

"Bugün Gezi Parkı dediğimiz mekân esasen İsmet İnönü'nün villasının bahçesinin bir kısmıydı."

yanlış. hiçbir ilgisi yok. ismet inönü’nün evi maçka’daydı ve önü küçük bir parktır.

"Oraya İnönü Gezisi denirdi. Sonra Taksim Gezisi denmeye başlandı."

yanlış.

a) oraya(maçka’ya) inönü gezisi denmezdi. oraya inönü gezisi dendiğini hatırlamıyorum ama dense bile maçka’daki bu küçük parka değil taksim’deki dev parka önce inönü sonra taksim gezisi denirdi.

b) taksim’dekine inönü gezisi denmesinin nedeni meydana bakan ve uzun süre kaidesi duran yere inönü’nün heykelinin konma projesi idi. (heykel maçka’ya kondu yıllar sonra.)

"O yüzden çağdaş kamusal park ve bahçe özelliklerinin hiçbiri yok Gezi'de..."

yanlış. topçu kışlasının yerine yapılan bu devasa park, istanbul planlarını yapanların planladığı bir parktır. içi devasa ağaçlarla, gezi yollarıyla ve üstelik bir köprüyle (tarihi köprüyü de bu belediye yıktı ve öbür tarafla ilgisini kesti) geçilen divan oteli ve yanındaki blokların arkasındaki gene büyük bir parkla (ki önüne iğrenç bir otel dikmiştir birileri) denize ve taşkışla’ya oradan bile bakardı.

"İnönü villasının deniz manzarasını emniyete almak için de o dönem geniş bir alan Belediyece istimlak edilmiş, bir istinat duvarı ve üzerine Sedad Hakkı Eldem tarafından Meşhur Şark Kahvesi yapılmıştı. Kaidesi hazırlanan ve Güzel Sanatlar Akademisi'ne ısmarlanan İnönü heykeli o villa bahçesine dikilemedi; çünkü 1950'de DP iktidara gelmişti."

kastedilen maçka’daki (evet anladınız elbette taksim’deki değil) küçük parkın boğaza bakan köşesine sedad hakkı bey o (yerli filmlerde bazen karşıma çıkan) şark kahvesi’ni yapmıştı.

doğru mu? doğru gibi ama, orası taksim değil, maçka! rasim efendi’nin konusu ise taksim.

(laf aramızda sedad hakkı bey’in şirin şark kahvesi’ni de tescilli tarihi eser olmasına rağmen, manzarayı kapayacak ve istanbulluların boğazla ilgisini kesecek biçimde yapılan swissotel ‘aynını yapıyorum’ diyerek yıkmış ve iğrenç bir eklentiyle içine almıştı.)

heykel (hâlâ villayı taksim’de sanıyor) taksim’e dikilecekti… ama dediğinin aksine, o heykel o villa’nın önündeki minik parka dikildi. (gerçi yıllar sonra sonra )

"Bu sebeple İnönü adı değiştirilen ve Taksim Gezisi diye anılmaya başlanan bu mekân, bırakın geceleri, gündüzleri bile insanların geçmekten korktuğu ölü bir alandır. 31 Mayıs 2013 FETÖ provokasyonundan sonra burası muhalifler nezdinde anlam kazandı."

maçka’daki evin önüne heykel dikilmediği için inönü adı değiştirilip gezi yapılamazdı…

çünkü ev maçka’da idi ama gezi taksim’deydi. .

ahmetfirat’ın ilgili yazısındaki atfıyla bitirelim bu yazıyı da:

burası nasıl bir ülke ve bunlar nasıl köşe yazarları.

Rasim Ozan Kütahyalı ve AKP-Saadet İttifakı (dvm)

Rasim Ozan Kütahyalı, 15 Eylül 2015 tarihinde Sabah Gazetesi’nde yayımlanan köşe yazısında, dün sitede yer verilen, Ak Parti – Saadet Partisi ittifakına ilişkin aynı hatayı tekrarlamayı sürdürmüş.

Örneğin Burdur'da AK Parti ve Saadet'in oylarına 193 oy eklenebilirse bir milletvekilliğini MHP'den koparmış olacaklar. Burada Saadet Partisi'nin aldığı oy 4448. 
Bayburt'ta AK Parti ve Saadet'in oylarına 55 oy eklenebilirse bir milletvekilliği MHP'den alınmış olur. Saadet Partisi'nin burada aldığı oy 1322. 
Diyarbakır'da AK Parti ve Saadet'in oylarına 1947 oy daha eklenebilirse HDP'den 1 milletvekilliği alınmış olacak. Saadet'in Diyarbakır'da aldığı oy 4160. 
Van'da 1328 oy daha alınmış olursa AK Parti, HDP'den 1 milletvekilini almış olacak. Saadet'in oyu 3470.

Rasim Ozan Kütahyalı, 7 Haziran Genel Seçimlerinde Saadet Partisi’nin Büyük Birlik Partisi ile ittifak yaptığını akıldan çıkarmış, bu ittifaka verilen tüm oyları Saadet Partisi hanesine yazmaya ısrarla devam ediyor.

Bir de yazısının sonunda aktardığı bu hatalı atıfları bilimsel gerçek olarak nitelemiş.

Bütün bu bilimsel gerçeklerden sonra hem AK Parti hem Saadet camiasındaki herkese soruyorum...

Tek kelime ile “komedi”.

Kaynaklar:

Rasim Ozan Kutahyali 15 Eylul 2015

 

Rasim Ozan Kütahyalı ve AKP-Saadet İttifakı

Sabah Gazetesi’nde yayımlanan 14 Eylül 2015 tarihli “Ak Parti – Saadet İttifakı” başlıklı köşe yazısında Rasim Ozan Kütahyalı, 1 Kasım 2015 Genel Seçimlerine yönelik bahse konu ittifakı konu edinmiş:

"Yarım puanın bile altın değerinde olduğu bu dönemde Saadet Partisi ile ittifak etmek de aklın yoludur. Saadet Partisi'nin geçen seçim 900 bin oyu vardı. Saadet ile ittifakın şu konjonktürde AK Parti'den kaçıracağı 1 oy bile yok. AK Parti'ye rey atanlardan Saadet ile ittifak olunca vermeyecek hiç kimse yok."

Öncelikle Saadet Partisi son 3 seçimde kaç oy almış bakalım:

  • 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde 949.178 oy,
  • 2014 Yerel Seçimlerinde 1.249.354 oy,
  • 2011 Genel Seçimlerinde 535.599 oy.

Bu noktada, 7 Haziran Genel Seçimlerinde Saadet Partisi’nin Büyük Birlik Partisi ile ittifak yaptığını unutmamak gerekiyor.

Büyük Birlik Partisi, 2014 Yerel Seçimlerinde 702.335 oy alırken 2011 Genel Seçimlerinde 315.997 oy almıştı.

Yani, Saadet Partisi ile ittifak edildiğinde Ak Parti 1 oydan baya bir fazla oy kaçırabilir.

Kaynaklar:

milli ittifak