Etiket arşivi: Necmettin Batırel

Necmettin Batırel Enflasyon Dinamiklerini Pek Doğru Yorumlamamış

Necmettin Batırel, Türkiye Gazetesinde 7 Mart 2017 günü yayınlanan “Para” başlıklı yazısında enflasyonu sadece arz-talep etkisiyle oluşan bir sonuç gibi yorumlama hatasına düşmüş:

"Bu arada bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Enflasyon, arz talep dengesiyle oluşur. Mal ve ürün fiyatları yükseliyorsa, demek ki karşısında alıcı var demektir. Talep olmadan fiyat yüksek kalmaz. Bakın Avrupa ve Amerika enflasyon olsun diye can atıyor. Niye, tüketim artarsa fiyatlar yükselir. Yani ekonomi canlanır. Piyasada para dolaşımı artar. Esnaf rahatlar. Bu enflasyondan fazla korkmayalım. Ama çift hanede de tutmayalım. %8 enflasyon bizim için ideal bir rakam."

Enflasyon dinamikleri, talep ya da maliyet bazlı şekillenir. Maliyet bazlı enflasyonda, girdi fiyatlarındaki artış, genel fiyat seviyesinde yani enflasyondaki artışa yol açar. Talep bazlı enflasyonda ise Necmettin Batırel’in de bahsettiği şekilde arz-talep ilişkisinin etkisi gözlemlenir. Çıktı açığı olmayan bir ekonomide, talep arzdan daha fazla ise fiyatlarda artış görülür. Çıktığı açığı varsa, yani ekonominin mevcut üretim kapasitesi potansiyel çıktısından daha düşükse, talep arzdan daha da fazla olsa da fiyatlar genel seviyesinde artış gözlemlenmeyebilir. Kısaca, talep varsa fiyatlar yükselir ve enflasyon artar demek her daim doğru değildir. Özellikle şu sıralar % 4 ya da 5’lik potansiyel büyüme hızından daha düşük büyüyen, potansiyel çıktısının altında kalıp çıktı açığı oluşan Türkiye ekonomisinde, enflasyonun hızlanmasını “talep var ondan artıyor enflasyon” demek tam olarak doğru değildir.

Artan enflasyonu hoş göstermek adına bu kadar takla atmak ise ne doğru ne de hoştur.

Necmettin Batırel’le Ekonomi Dersi

Necmettin Batırel‘in Türkiye Gazetesinde 24 Ocak 2017 tarihinde yayınlanan “Trump(etler) çalıyor!” başlıklı yazısında ekonomi dersi vermiş (!):

"Türkiye’de anayasa değişikliği tamamlandı, hisse senetleri atağa kalktı."

Hop hop hop! Anayasa değişikliği tamamlanmadı henüz. Referandumda “halk” karar verecek akıbete.

"Bu haftaya iki önemli gelişme damgasını vuracak. Birincisi merkez bankasının yarınki faiz kararı.. İkincisi cuma akşamı kredi kuruluşu Fitch’in not değerlendirmesi."

Fitch bir kredi kuruluşu değildir. Kredi derecelendirme kuruluşudur. İkisi arasında önemli bir fark var.

"Türkiye şu anda sadece Fitch tarafından yatırım yapılabilir ülke notuna sahip."

Aaaah ah. Ortamlarda “Fitch verdi sadece” dersin. Ama durum öyle değil.

Necmettin Batırel farkında mı belli değil ama başka kredi derecelendirme kuruluşları da var. Hatta bunlardan biri (Japan Credit Rating Agency) halihazırda ülkemize BBB- ile yatırım yapılabilir kredi notu vermiş durumda. Sadece Fitch değil yani.

"Moody’s 15 Temmuz sonrası notumuzu kırmıştı. Standard and Poor’s ise zaten bize hiç yüksek not vermemişti."

Yüksek-düşük not yargılamasını bir yana bırakacak olursak, Standard and Poor’s (S&P) ülkemize yatırım yapılabilir not vermişti geçmişte. Ülkemizin kredi derecelendirme geçmişine baktığımızda, ilk kez yurt dışı piyasalara eurobond ihracı yaptığımız yıllarda (1992 yılında) S&P’nin bize ilk kredi notumuzu ”BBB” ile yatırım yapılabilir seviyesinde verdiği görülür.

"Yurt dışında değer kaybeden dolardaki balon, küçük bir darbeyle patlayacak.. Önce 3.70, ardından 3.65 TL'ye devrilebilir. Dikkatli olun, dolarda kâr satışı yapmanın tam zamanı gelmedi mi?.."

Attık fav’a bekliyoruz bu tahmini.

"Aynı şekilde FED Başkanı Yellen’in faiz artışında aceleci olmayacaklarını söylemesi altına destek veren bir başka gelişme."

Fed Başkanı Janet Yellen’in son açıklamalarını yanlış yorumlamış. Faiz artışlarının daha hızlı yapılmasının gerekebileceğini belirtmişti Yellen.

Ülkemizden ekonomi alanında köşe yazarı manzarası izlediniz.

Necmettin Batırel ve Yuanın Uluslararası Para Sistemindeki Rolü

Necmettin Batırel, Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan “Söylemedi Demeyin” başlıklı 27 Aralık 2016 tarihli yazısında Çin Halk Cumhuriyeti’nin para birimi yuanın (renminbi) uluslararası para ve ticaret sistemindeki kullanımına dair bir hata yapmış:

"Yuan 2015’te dünya ticaretinde en çok kullanılan ikinci para birimi oldu."

SWIFT sistemi verilerine göre yuan, uluslararası ticarette % 0,5’lik pay ile en çok kullanılan 5. para birimidir. Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlements) verilerine göre ise, döviz piyasalarında en çok alım satımı yapılan 8. para birimidir.

Necmettin Batırel’in tahayyül ettiğinden çok daha küçük bir paya sahip yuan.

Necmettin Batırel ve Merkez Bankası Döviz Rezervleri

Necmettin Batırel, 22 Kasım 2016 günü Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan “Bir bilmecem var çocuklar” başlıklı yazısında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezervleri ile ilgili sıkça düşülen bir hatayı tekrarlamış:

"Merkez Bankasının döviz rezervi 123 milyar dolarla son 20 ayın en yüksek seviyesine çıkmış durumda. Ama bu rezervin yaklaşık 17 miyar doları altından oluşuyor. Sadece 40 milyar dolarlık kısmı merkez bankasının kendi rezervi."

Merkez Bankası rezervleri (resmi rezerv varlıkları), “Döviz Rezervleri” (menkul kıymetler ile efektif mevcudu ve depo hesapları), “IMF Rezerv Pozisyonu”, “SDR’lar” ve “Altın”dan oluşmaktadır.

Merkez Bankamızın yaptığı duyurularda ve açıkladığı istatistiklerde, resmi rezerv varlıkları, döviz varlıkları ve altın cinsinden rezerv varlıkları kırılımında ilgili veriler paylaşılır.

2016 yılı Ekim ayı için yapılan duyuru, bu durumun bir örneğini teşkil etmekteydi:

“Resmi Rezerv Varlıkları, bir önceki aya göre yüzde 543 milyon ABD doları artarak 118,4 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde alt kalemler itibarıyla, döviz varlıkları bir önceki aya göre yüzde 2,1 artarak 99,5 milyar ABD dolarına yükselirken, altın cinsinden rezerv varlıkları yüzde 7,6 oranında azalarak 17,4 milyar ABD dolarına düşmüştür.”

Gel gelelim, basın mensupları ve köşe yazarları bu rakamları yanlış yorumluyor sıklıkla. Toplam rezerv varlıklarına ilişkin rakamı, döviz rezervi olarak yorumluyor. Halbuki, toplam rezervler içerisinde döviz varlıklarına ilaveten altın cinsi varlıklar da var.

Necmettin Batırel de köşe yazısında bu hatanın bir örneğini sunmuş.Önce, merkez bankasının döviz rezervinin 123 milyar dolar olduğunu iddia etmiş; ki, bu rakam toplam rezervlere aittir. Ardından bu rezervin 17 milyar dolarının altından oluştuğunu söylemiş. Altın döviz değildir ki döviz rezervleri içerisinde sayılsın. Kendi kendiyle çelişen ve ayrıntıyı gözden kaçıran ifadeler…

türk lirası simgesi

İlave bilgi için bkz: Merkez Bankası’nın rezerv metodolojisine dair yöntemsel açıklaması

Necmettin Batırel, George Friedman’ın Stratfor’dan Ayrıldığının Farkında Değil

Necmettin Batırel, Türkiye Gazetesi’nde 1 Kasım 2016 günü yayınlanan “Gerçek Süper Güç” başlıklı yazısında (köşe yazarlarının “gölge CIA” Stratfor ezberlerini tekrarlayarak) George Friedman’ın Stratfor’un başında olduğunu iddia etme gafletine düşmüş:

"ABD'de 'Gölge CIA' olarak bilinen Stratfor düşünce kuruluşunun başındaki George Friedman, "Önümüzdeki 100 Yıl" adını verdiği kitabında Türkiye'yi geleceğin süper güçleri arasında sayıyor. Türkiye ile Japonya'nın liderlik yapacağı ülkelerin ABD ile savaşacağını ileri sürüyor. Amerikan İstihbarat Ajansı CIA'ya yakınlığı nedeniyle "Gölge CIA" olarak bilinen Stratfor'un sahibi, ünlü stratejist George Friedman, önümüzdeki yüzyılın sonlarında Çin ve Rusya gibi ülkelerin gerileyip yerlerini Türkiye, Japonya, Meksika ve Polonya gibi yeni dünya güçlerine bırakacağını öngörüyor. Friedman, "Next 100 Years: A Forecast for the 21'st Century" (Önümüzdeki 100 Yıl: 21'inci Yüzyıl İçin Öngörüler) adlı yeni kitabında şu tahminlerde bulunuyor: Rusya ve Çin gibi güçler için önümüzdeki yüzyılda endişelenmeye gerek yok. Bu ülkeler komünizme benzer çöküş yaşayacak. Rusça veya Çinceyi bırakın, Türkçe, Japonca, Polonya ve Meksika dillerini öğrenmeye bakın. Gelecek yüzyılın süper güçleri Çin ve Rusya değil; Türkiye, Japonya, Meksika ve Polonya olacak. Türkiye'nin dünyadaki siyasi etkisi 2050 yılında Osmanlı haritasını andıran bir görüntü oluşturacak... ABD'nin neden Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki operasyonlarını derinleştirmesini istemediğini şimdi anladınız mı?"

Metin tekrarlar içeriyor. Necmettin Batırel, yazısını yazdıktan sonra tekrar okumuyor galiba.

Gelelim esas noktaya: George Friedman Stratfor’dan 15 Mayıs 2015’te ayrıldı. Dolayısıyla, Stratfor’un başında değil. Kurduğu Geopolitical Futures adlı kuruluşun başında.

George Friedman, Stratfor’dan ayrıldığını bir mektupla kamuoyuna çok önceleri paylaşmıştı.

Mektubundan aşağıdaki bölüm gerekli açıklamayı içeriyor:

“Since we started Geopolitical Futures, there has been some confusion regarding my role with this new company as opposed to my role with Stratfor. I’m writing today to clear up any confusion that may still exist.

I am no longer with Stratfor. I resigned as Chairman and Chief Intelligence Officer of Stratfor on May 15, 2015. After opening our doors for business in December last year, Geopolitical Futures has become the only direct place through which you are able to find my current and future work.”

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün Uzunluğu/Genişliği ve Köşe Yazarları

Boğaz’ın 3. gerdanlığı Yavuz Sultan Selim Köprüsü açıldıktan sonra yine bir yanlış bilgi aldı başını yürüdü: “Yavuz Sultan Selim Köprüsü dünyanın en uzun / geniş köprüsüdür”.

Yavuz Sultan Selim ne dünyanın en uzun ne de en geniş köprüsü.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün genişliği 59 metre, uzunluğu ise 1875 metre. ABD’deki San Fransisco-Oakland Bay Köprüsü’nün genişliği ise 79 metre. Japonya’daki Akashi Kaikyō Köprüsü’nün uzunluğu ise 3911 metre. Yavuz Sultan Selim Köprüsü bu durumda ancak, “üzerinden raylı sistem geçen en geniş asma köprü” ünvanına sahip olabilir.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü

Bu hataya düşen köşe yazarlarını araştırdığımızda karşımıza Necmettin Batırel ve Ayşe Şener çıkıyor.

Necmettin Batırel’in Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan 27 Ağustos 2016 tarihli “Bu Gurur Bize Ait” başlıklı yazısından:

"3. Boğaz Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu Projesi'nde inşa edilen 116 kilometrelik otoyolun 13.5 kilometrelik kısmı viyadükler üzerinden geçiyor. 8 şerit kara yolu 2 şerit demir yolu olarak toplam 10 şeritli köprü inşaatında binlerce işçi, mühendis gece gündüz 24 saat çalıştı. 59 metre ile dünyanın en geniş köprüsü.. 322 metrelik kuleleri ve 2164 metre uzunluğu ile dünyanın en büyük köprüsü. Marmaray ve İstanbul Metrosu ile entegre edilecek raylı sistemle Atatürk Havalimanı, Sabiha Gökçen Havalimanı ve yeni yapılacak 3. Havalimanı da birbirine bağlanacak."

Milat Gazetesi’nden Ayşe Şener’in “En uzun, en geniş, en yüksek köprü” başlıklı 3 Ağustos 2016 tarihli yazısından:

"Dünyanın en geniş, en uzun, en yüksek kulesine sahip asma köprüsü. Demek ki dünyada bir araya gelmesi mümkün olmadığına inanılan ayrılıklara, daha geniş bir çerçeveden bakılırsa, üzerinde uzun uzun düşünülür ve ayrışmanın nedenlerine derinlemesine inilir ve o noktalardan birleştirici kementler atılır, köprüler kurulursa... Şöyle dünyanın imreneceği bir vuslat gerçekleştirilebilecek."

İlave bilgi için bkz: 3. köprü resmi internet sitesi

Necmettin Batırel ve Japonya Ekonomisi

Necmettin Batırel, Türkiye Gazetesi’nde 30 Ocak 2016 günü yayınlanan “Para – sus bakiyim sen!” başlıklı köşe yazısında Japonya ekonomisi hakkında ahkâm keserken birtakım yanlışlar yapmış:

"Japonya Merkez Bankası ekonomik canlanmayı sağlamak için faizleri sürpriz bir şekilde sıfırın altına, eksi 0.1’e indirdi. Yeni parasal genişleme bekleyen piyasalar şaşırdı."

Japonya Merkez Bankası, “faizleri” değil, üç katmanlı bir uygulamaya giderek tek bir faizi (bankaların merkez bankasında tuttukları hesap tutarının ve zorunlu karşılıkların üzeirnde kalan hesap bakiyesine (likidite fazlası) uygulanan faizi) eksi bölgeye (- % 0,10’a) çekti.

"Ama Yen değer kaybetti, Nikkei endeksi %2.8 yükseldi."

“ama”lık bir durum yok. Sebep sonuç ilişkisi yanlış kurulmuş. Yen’in değer kaybetmesi faiz oranlarının indirilmesinin doğal bir sonucu.

"Japonya’da devletin 10 trilyon dolar borcu var. Yani her Japon 60 bin dolar borçlu. Bu yüzden insanlar harcama yapamıyor."

Japonya’nın toplam kamu borcu GSYH’sinin % 246’sı civarında yani yaklaşık olarak 10,125 trilyon dolardır. toplam 130 milyonluk nüfusa oranladığımızda kişi başına düşen borç miktarının 78 bin dolar olduğu görülmektedir. Bu 1.

Japon vatandaşların harcama yapmaması ile Japonya’nın toplam kamu borcunun yüksekliği arasında yanlış bir illiyet bağı kurmuş Necmettin Bey. Japonların düşük iç tüketimi, Japonya’nın kamu borcu yüksek olduğu için değildir. Kamu borcunun yüksekliği, borçlanma maliyetlerini, güven ortamını ve toplam finansman miktarını olumsuz etkiler. Ancak, kişi başı borç tahsisi yapıp kişilerin tüketim tercihlerini Necmettin Batırel’in bahsettiği gibi menfi etkilemez. Japonya’nın kamu borcunun büyük bir kısmı zaten iç borç niteliğindedir. Yani, Japonlar devletlerinin borcunu finanse etmektedir. Bu da 2.

Necmettin Batırel’le Ekonomi

Necmettin Batırel, Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan 19 Aralık 2015 tarihli “Para – Şanın Yürüsün” başlıklı yazısında son dönem ekonomik gelişmelere değinmiş:

ABD merkez bankası piyasaların 2 yıldan beri beklediği faiz artışını gerçekleştirdi; 0.50'ye çıkardı...

Fed, yani ABD Merkez Bankası, federal fonlama oranı adlı gösterge faiz oranını 0,25 puan artırarak yüzde 0,25-0,50 aralığına yükseltti. Doğrudan 0,5’e artırma gibi bir durum yok.

Resim değişiyor, petroldeki düşüş cari açığı daraltıyor, akaryakıt fiyatlarıyla birlikte enflasyon düşüyor, bütçe fazla veriyor, büyüme hızı tahminleri aşıyor.

2015 3. çeyrek büyümesi %4 olarak gerçekleşerek tahminleri aştı. Petrol fiyatlarındaki düşüş cari işlemler açığını daraltıyor haliyle. Ancak, Necmettin Bey’in enflasyon ve bütçe hakkındaki yorumları gerçeği yansıtmıyor. 2015 Kasım Bütçe Gerçekleşmeleri Raporu‘na göre merkezi yönetim bütçesi 2015 yılı Ocak-Kasım döneminde 5 milyar 429 milyon TL açık vermiştir. 3 Aralık 2015 günü açıklanan verilere göre 2015 yılı Kasım ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) % 0,67 artarken, yıllık enflasyon yüzde 8.10′a çıkarak 2015′in en yüksek seviyesine yükseldi.

Bakın Çin başta olmak üzere 9 büyük banka faizleri aşağı çekti.

Bankadan kastı merkez bankası olsa gerek…

Bir ülkede uygulanan faiz enflasyondan 1 puan fazla olur..

Necmettin Bey nereden çıkarmış bahsettiği enflasyon-faiz farkını; ancak iktisat  ve finans literatüründe böyle bir atıf yok. Her ne kadar enflasyon-faiz ilişkisine dair köşe yazarlarımızda bir kafa karışıklığı mevcut olsa da, gerek dünya üzerindeki ülkelerin verileri gerekse literatürdeki akademik çalışmalar Necmettin Bey’in iddiasını boşa çıkarıyor.

enflasyon faizGeçtiğimiz yıllara ilişkin ülkemizin faiz ve enflasyon verileri Necmettin Bey’i haksız çıkarmaktadır.

Fisher denklemi; i ≡ r* + π (nominal faiz oranı = reel faiz oranı + enflasyon) düşünüldüğünde faiz oranı ve enflasyon arasındaki farkı, reel faiz oranına bağlı olarak gerçekleşmektedir. Ki, bu oran halihazırda Avro Bölgesinde olduğu üzere bazı ülkelerde negatif olarak bile gerçekleşebilmektedir. Bu durumda, nominal faiz oranları, enflasyon oranının altına da inebilmektedir.

En iyisi, daha fazla derine inmeden biz kendisini Mahfi Eğilmez’in internet sitesindeki ilgili sayfalara yönlendirelim:

O zaman faizin en iyi ihtimalle %6 olması lazım değil mi?

Hayır değil…

dolar tl kuru