Etiket arşivi: Murat Muratoğlu

Murat Muratoğlu ve Tabi/Tabii Ayrımı

Murat Muratoğlu, Sözcü Gazetesinde yayınlanan 7 Şubat 2017 tarihli “Paraları Varlık Fonu’na taşıyorlar” başlıklı yazısında “tabi olmak” ile “tabii olmak” eylemlerinin kullanımına ilişkin küçük bir hataya düşmüş:

"Şirket ve fonun finansal tabloları Sayıştay Yasası'na tabi olmayacak. Olmasın ki denetlenemesin. Soru sorulmasın. Şeffaf olmasın. Hesap verilmesin.
Sayıştay'a tabii olmaması kesmemiş olacak ki, aralarında Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası, Devlet Memurları Yasası, Harcırah Yasası, KİT'ler ile Fonların TBMM'ce Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Yasa, Kamu İhale Yasası ile Devlet İhale Yasası'nın da bulunduğu birçok yasa, fon ve şirket ile bu fon tarafından kurulacak diğer şirketler için uygulanamayacak. Yani fon bu yasalardan muaf olacak.
Bu kadar kanunun koruduğu bir fona değil müfettiş, Maliye bakanı bile hesap soramaz! Zaten niyet de o!
Şirket kurabilecek ama Kurumlar Vergisi'ne tabii değil…"

“Doğada olan, doğada bulunan, katıksız, saf, doğal, olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi, sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan” anlamlarına gelen “tabii” sıfatını, “bağlı, bağımlı” anlamına gelen “tabi” sıfatının yerine kullanmış.

Bir şeye bağlı olunması durumuna atıf yapılacak olması halinde “tabi olunur”; “tabii olunmaz”.

Murat Bey, MS Office Word’ün düzeltme fonksiyonunun azizliğine uğradığını belirtmiş.

 

* Tespiti için Bilge San‘a teşekkür ederiz.

Murat Muratoğlu ve Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın Özgeçmişi

Murat Muratoğlu, Sözcü Gazetesi’nde 22 Ekim 2016 günü yayınlanan başlıklı yazısında (sehven ya da bir yazım yanlışından ötürü) Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın özgeçmişine ilişkin bir hata yapmış:

"Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, Albaraka Türk'te profesyonel hayatına başlamış ve Kuveyt Türk'te görev yaparken Merkez Bankası Başkanı olmuş. Bu atamayı yapabilmek için de bu kişiye özel yasalar değiştirilmiş. Oysa kendisinin Merkez Bankası Başkanı oluncaya kadar kayda değer hiçbir başarısı yokmuş. Dört ünlü ekonomi profesörü arasından, ekonomi lisansı bile olmayan, kuruma en son giren en genç kişi Başkan yapılmış."

Murat Çetinkaya Kuveyt Türk’te görev yaparken Merkez Bankası Başkanlığı görevini doğrudan üstlenmedi. Murat Çetinkaya, 2012 Haziran ayında Merkez Bankasına Başkan Yardımcısı olarak atandı. Merkez Bankası Başkanı olarak atamasının yapıldığı 2016 yılı Nisan ayına değin bu görevi sürdürdü.

Murat Muratoğlu ve Yatırım Yapılabilir Kredi Notu Geçmişimiz

Murat Muratoğlu, Sözcü Gazetesi’nde 8 Ekim 2016 günü yayınlanan “Orta Vadeli Falımız” başlıklı yazısında ufak bir hata yapmış:

"İki büyük kredi derecelendirme kuruluşundan yatırım yapılabilir notunu kaybetmiş, kuvvetle muhtemel üçüncü büyük kuruluşun da notunu kaybedecek Türkiye için bu rakamlar gerçekçi değil..."

Murat Bey’in yatırım yapılabilir kredi notunu kaybettiğimizi kast ettiği 2 kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P) ve Moody’s.

 

Geçtiğimiz günlerde Moody’s’in değerlendirmesiyle yatırım yapılabilir kredi notumuz spekülatif seviyeye indi. Ancak, S&P tarafından kredi notumuz yatırım yapılabilir seviyeye çıkarılmamıştı ki kaybedilmiş olsun.

standard-poors-kredi-notu-gecmisimiz

Nüans…

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı Ekonomi Sunumu

Murat Muratoğlu ve Türkiye’nin Büyüme Performansı

Murat Muratoğlu, Sözcü Gazetesi’nde 24 Mayıs 2016 günü yayınlanan “Ekonomi raydan çıkar mı?” başlıklı yazısında, ülkemizin son yıllardaki büyüme performansına değinmiş; ancak, ezberden konuşmasının kurbanı olmuş yine:

"Valla, 1950 ila 2010 yılları arasında her yıl ortalama yüzde 5 büyümeyi yakalamış Türkiye son altı yıldır ortalama yüzde 3 büyüyor."

Murat Bey bir de “Valla” şeklinde yemin etmiş ama uyarmak gerek:

Ülkemizin son 6 yıldaki (2010-2015) büyüme ortalaması % 5,2’dir, Murat Muratoğlu’nun iddia ettiği gibi %3 değil.

IMF Küresel Ekonomik Görünüm Raporu veritabanına göre son 6 yıldaki büyüme oranlarımız aşağıdaki şekildedir:

2010: 9,2, 2011: 8,8, 2012: 2,1, 2013: 4,2, 2014: 2,9, 2015: 3,8

Demek ki neymiş -yemin etmeden önce- verileri kontrol etmek gerekirmiş.

Dolar-TL-değer kaybı

Murat Muratoğlu ve Kredi/Mevduat Oranı

Murat Muratoğlu, Sözcü Gazetesi’nde 29 Mart 2016 günü yayınlanan “Borç-Harç” başlıklı yazısında Türk bankacılık sektörünün kredi/mevduat  oranı üzerinden çıkarımlar yapmaya çalışırken banka bilançosu açısından önemli bir hata yapmış:

"Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’deki kredi mevduat oranlarının yüzde 140’lar düzeyinde olduğunu söylüyor. Yani 100 liralık mevduata karşı 140 liralık kredi kullanılıyor. 
Bu tablo bize, ne vatandaşta, ne şirketlerde, ne bankalarda ne de devlette yeterli para olmadığını söylüyor. 
Biz de bu açığı hep beraber yurtdışından borçlanarak kapatıyoruz. Başka bir deyişler yeni alınan her kuruş kredi aslında yurtdışından alınan yeni bir borç!"

Murat Muratoğlu, iddia ettiği beyanı teyit etmek adına gidip kaynağından veri kontrolü yapmadan ezberden yazmış ve yanılmış.

2015 yılı sonu itibarıyla kredi/mevduat oranı % 140 değil % 117.17’dir.

Yani, 100 liralık mevduat karşılığında 117,17 TL’lik kredi kullanılmış. Aradaki farkın tamamı ise Murat Bey’in iddia ettiği gibi yurt dışından borçla karşılanmıyor. Öncelikli temel karşılama alanı bankaların yurt içinden (piyasalardan ya da merkez bankasından) yapabileceği borçlanma ve kendi özsermayelerinden yapılacak kullanımlardır.

İlave Not: Murat Bey, ilgili yazısında (dönemin) ekonomi ve finansal işlerde genel koordinasyondan sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in “Türkiye’deki kredi mevduat oranlarının yüzde 140’lar düzeyinde olduğu” sözünü kaynak edindiği için aslında bir bakıma Sn. Şimşek hatalı addedilebilir.

Kaynak: BDDK Bankacılık Sektör Raporu: 22.03.2016 Tarihli Günlük Bankacılık Sektör Raporu

türk lirası simgesi

Murat Muratoğlu ve Merkez Bankası Faiz Oranları

Murat Muratoğlu, 24 Aralık 2015 günü Sözcü Gazetesi’nde yayınlanan “Hiçbir şeyden korkmadı Saray’dan korktuğu kadar” başlıklı yazısında, TCMB Para Politikası Kurulu’nun son toplantısında alınan kararlara değinmiş; ancak, Merkez Bankasının kullandığı faiz oranlarına ilişkin mühim bir hata yapmış:

Tekrar faiz artırımına dönersek, hakikaten değişen bir şey olmadı. Artırsa da olmayacaktı. Zaten 150 bps yani 1.5 puan artırmadan da hiçbir şey fark etmeyecekti. 
Şöyle ki; Merkez’in bankalara verdiği kredinin faizini 7.25 ile 10.25’lik faiz aralığından gerçekleşiyor. Merkez, bankalara yaklaşık 90 milyar TL borç para veriyor. Bunun bir kısmını en alt seviyeden verip “7.25 ile benim faizim düşük” diye yukarıdakileri oyalıyor. 
Oysa bankalara verilen borç ortalama 8,85 faize denk geliyor. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 8,85 olduğu bir ortamda, Merkez Bankası’nın bir haftalık repo faizinde yapacağı değişikliğin yüzde 9 bandı üzerine çıkmadan piyasalar etkilenmez.

Murat Bey, Merkez Bankasının izlemekte olduğu faiz koridorunu tam olarak anlayamamış. İzah edelim:

Halihazırda Merkez Bankası’nın piyasa faizlerini etkilemek için kullandığı iki temel faizi var: (1) Haftalık olarak bankalara açtığı repo ihalesinden borç alanlara uyguladığı faiz (politika faizi) (2) Gecelik olarak kendisine borç verenlere uyguladığı gecelik borç alma faizi ve yine gecelik olarak kendisinden borç alanlara uyguladığı borç verme faizi.

TCMB Faiz Koridoru, Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti

Mevcut oranlar aşağıdaki gibidir.

  • Gecelik faiz oranları: Marjinal fonlama oranı yüzde 10,75, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 7,25,
  • Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 7,5,
  • Geç Likidite Penceresi faiz oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0, borç verme faiz oranı yüzde 12,25.

Yani, Merkez Bankası Bankalarararası Para Piyasası’nda %7,25’ten bankalardan borç almaktadır. Vermemektedir.

Repo ihalesinde ve gecelik bazda vereceği kredilere uyguladığı faiz oranlarının, belirlenen miktarlarla ağırlıklandırılması yoluyla  “Ağırlıklandırılmış Ortalama Fonlama Maliyeti” hesaplanmaktadır. Bu oranın hesaplanmasında, geç likidite penceresi üzerinden bankalardan alınan fonlara uygulanan faiz oranı, yani % 7,25 kullanılmamaktadır.

Bu durumda, Murat Bey’in “Merkez’in bankalara verdiği kredinin faizini 7,25 ile 10.25’lik faiz aralığından gerçekleşiyor” ve “Merkez, bankalara yaklaşık 90 milyar TL borç para veriyor. Bunun bir kısmını en alt seviyeden verip “7,25 ile benim faizim düşük” diye yukarıdakileri oyalıyor.” iddiaları geçersiz hale gelmektedir.

Kaynak:

Murat Muratoğlu ile GSYH ve Stok Hesaplaması

Sözcü Gazetesi yazarlarından Murat Muratoğlu, 13 Aralık 2015 tarihinde yayınlanan “Hayaller büyüme gerçekler Türkiye” başlıklı köşe yazısında açıklanan 2015 3. Çeyrek büyüme rakamlarına odaklanmış:

Aranılan yüzde 1’lik fazladan büyüme nereden geliyor derseniz, stoklardan… Normal şartlarda stok değişimleri hariç tutulduktan sonraki rakamları baz alınır. Stok öyle kolay ölçülebilen bir şey değildir. Hele ki tarımda…
Stok artışının ciddi bir bölümü tarım üretimindeki yüzde 11.1’lik artışın sonucu… Enflasyondan en fazla şikâyet nereden geliyor? Gıda fiyatlarının artışından… Hâlbuki büyümeden de anlıyoruz ki tarımda öyle bir üretim yapmışız ki artık satamayıp, stoklamışız. Peki, o zaman gıda fiyatları neden durmadan yükseliyor?

Murat Bey biraz yanılmış. Öncelikle, Gayri Safi Yurt içi Hasıla (GSYH) hesaplaması yapılırken stok sayılmaz. TÜİK, GSYH’yi üretim ve harcama yöntemlerine göre hesaplamaktadır. Üretim ve harcama yöntemleriyle hesaplanan GSYH arasındaki fark, stok değişmesini işaret etmektedir.

2015 yılının üçüncü çeyreği bir önceki yılın aynı çeyreğine göre sabit fiyatlarla %4’lük artışla 34 milyar 934 milyon TL oldu. Bu hesaplama üretim yöntemiyle yapıldı. Harcamalar açısından bakıldığında ise % 3’lük bir artış oldu. Dolayısıyla, aradaki % 1’lik farkın stok artışından, yani üretilip satılmayan ürünler nedeniyle firma envanterlerinde meydana gelen değişimden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Stok sayımı yapılmadığı için, bu stok artışının hangi sektörden kaynaklandığı konusunda da açık bir bilgi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, stok artışının % 11,1’inin tarım sektöründen kaynaklandığı bilgisi kesin değildir. Bu durumda, Murat Bey’in gıda arz ve talebi üzerinden fiyat analizi de temelsiz kalmaktadır.

Kaynaklar:

Memur maaş artışı

Murat Muratoğlu ve Döviz Kuru-Enflasyon Geçişkenliği

Murat Muratoğlu, 6 Eylül 2015 tarihinde Sözcü Gazetesi’nde yayımlanan “Dolar artınca neler oluyor?” başlıklı köşe yazısında, döviz kurundaki artışın enflasyona etkisine değinmiş:

Ku­run enf­las­yo­na yüz­de 15 gi­bi et­ki­si var. Kur yüz­de 30 de­ğer ka­zan­dı­ğın­da, enf­las­yon 4.5 pu­an ar­tı­yor.

Kur üzerindeki yorumlar, doğrudan ya da dolaylı kotasyona göre değişir. Murat Bey yazısında doğrudan kotasyon kullanmış (1 $ = 3.2 TL şeklinde). Haliyle, döviz kurunun değer kazanması, Türk lirasının döviz karşısında değerlenmesi anlamına gelir. Bu durumda, döviz kurunda yaşanan değerlenme, enflasyonu düşürür, yükseltmez.

İlaveten, TCMB’nin Central Bank Review adlı akademik dergisinde yayınlanan Dinçer Dedeoğlu ve Hüseyin Kaya’ya ait bir çalışmaya göre kur geçişkenliği %7,5 civarındadır.

Kaynaklar:

Murat Muratoğlu’nun 6 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/murat-muratoglu/dolar-artinca-neler-oluyor-928251/

Dinçer Dedeoğlu ve Hüseyin Kaya’nın bahse konu çalışması: https://www3.tcmb.gov.tr/cbr/index.php/cbreview/article/viewFile/437/380

dolar tl kuru