Etiket arşivi: Merve Şebnem Oruç

Merve Şebnem Oruç IŞİD Kısaltmasını Sıklıkla Kullandığı Halde Aksini Öğütlemiş

Merve Şebnem Oruç, Yenişafak’ta 8 Ocak 2017 günü yayınlanan “Neden IŞİD değil de Daeş diyoruz?” başlıklı yazısında, IŞİD kısaltması yerine DAEŞ kısaltmasının kullanılması gerekliliğini anlatmış.

"Bir örnek verirken “Niye tüm dünya IŞİD'e IŞİD derken siz Daeş/Deaş diyorsunuz ki? Ne gerek var, niye bu ısrar?” deyince anlattım mevzunun arka planını. Şaşırdı kaldı; hatta “Bundan sonra Daeş'ten başka bir kelime kullanmayacağım” dedi, “Niye bunu anlatmıyorsunuz?” diye de kızdı."
...
"Arapça'daki söyleyişine en yakın hali olduğu için ben Daiş demeyi tercih ediyorum."

Anlatmış anlatmasına da; geçmiş yazılarında kendisi bizatihi IŞİD kısaltmasını kullananlardan olduğunu gözden kaçırmış.

Örnekleriyle aktaralım:

28 Haziran 2015 tarihli “IŞİD’le mücadele ve Suriye’ye müdahale” başlıklı yazısında 23 kez IŞİD kısaltmasını kullanmış (Her birini tek tek aktarmak oldukça güç malum).

19 Mayıs 2016 tarihli “PKK ve IŞİD’e kim silah ve insan kaynağı sağlıyor?” başlıklı yazısında başlık dahil 12 kez IŞİD’e değinmiş.

10 Mart 2016 tarihli “Musul operasyonu mu yoksa Rakka mı?” başlıklı yazısında da 23 defa IŞİD kısaltması geçiyor.

16 Haziran 2016 tarihli “IŞİD tehdidi bitiyor mu yoksa büyüyor mu?” başlıklı yazısında 27 defa kullanmış:

21 Şubat 2016 tarihli “Ortadoğu’nun yeni siyonistleri” başlıklı yazısında 2 defa kullanmış:

"Çözüm ve barış isteyen, birlikte yaşamak isteyen Kürtleri son iki yılda aralıksız “Türkiye IŞİD'i destekliyor” ve “Erdoğan Kürtlere savaş açtı” propagandasıyla, tıpkı yıllar önce Siyonistlerin Yahudileri göçe ikna ettiği gibi ikna etmeye çalışan PKK, ABD'yle beraber PYD, PKK, YPG, TAK, HPG ve benzeri üç harfli kelime oyunlarıyla kafa bulandırma oyunu oynarken Suriye'de köylerini elinden aldığı, etnik temizlik yaptığı alanlardaki sivil, muhalif Kürt, Türkmen, Arap herkesi “IŞİD” ya da en kötü “Nusra” militanı diye etiketleyerek harikulade bir çalışma yürütüyor."

28 Şubat 2016 tarihlie “Suriye’de ateşkesin ömrü kaç gün olacak?” başlıklı yazısında 6 defa geçmiş IŞİD:

"IŞİD ve Nusra'yla, daha doğrusu terör örgütleriyle mücadelenin kapsam dışı olduğu ateşkes kararı, aynı gece BM tarafından da kabul edildi."
...
"IŞİD'in sürpriz diye nitelenen ama hiç de sürpriz sayılmayan Tel Abyad saldırısı, ateşkesin başladığı ilk saatlerde geldi ve dün gün boyu devam etti."
...
"Yani ABD IŞİD'e hava saldırısı düzenleyecek, Rusya IŞİD adı altında IŞİD'in bulunmadığı yerleri bombalamaya devam edecek."
...

"Şimdi el Kaide gitti, IŞİD geldi"

8 Mayıs 2016 tarihli “Suriye’ye kara operasyonu kapıda mı?” başlıklı yazısında 11 kez geçmiş IŞİD kısaltması.

30 Haziran 2016 tarihli “Kim kazanıyor, kim kaybediyor?” başlıklı yazısında 4 defa kullanmış IŞİD’i:

"Atatürk Havalimanı'nda gerçekleşen intihar bombası saldırıları, bir yılda yaşadığımız bir kısmı IŞİD eliyle bir kısmı PKK eliyle gerçekleştirilen dokuzuncu büyük terör eylemi. Vezneciler'de PKK'nın gerçekleştirdiği bombalı araç saldırısının üzerinden henüz bir ay bile geçmemişken bu kez de IŞİD İstanbul'u kana buladı. Diğer tarafta Güneydoğu'dan gelmekte olan şehit haberleri devam ediyor. Salı gecesi Van'da bir sivil ve üç asker, dün Derik'te iki asker PKK'nın saldırılarında hayatını kaybetti. İçeride durum buyken Suriye sınırında sınır güvenliğimize karşı tehdit devam ediyor. Kilis'in karşısında IŞİD ve muhalifler arasındaki çatışmalar devam ederken, PKK'nın Suriye kolu PYD, ABD liderliğindeki koalisyonun desteğiyle Suriye'nin kuzeyine hakim olma çabasını sürdürüyor."

...

"Salt bu tablo bile, yani içeride patlayan bombalar, IŞİD'in ve PKK'nın bitmek bilmez terör saldırıları, Suriye sınırında yükselen yeni tehditler ve arkalarındaki uluslararası destek, nasıl bir terör kumpanyasıyla karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor."

2 Haziran 2016 tarihli “IŞİD’le misin, PYD ile mi, yoksa Esad’la mı?” başlıklı yazısında başlık dahil 3 kez geçmiş IŞİD:

"IŞİD sayesinde ortaya çıkan yeni taraf ve cepheler, esas meselenin önüne geçti." 

... 

"Önce Esad rejimiydi, ardından IŞİD oldu, ardından PKK-PYD. Böylesi bir savaşta, değişen koşullar nedeniyle taktiklerin değişmesi, hatta konjonktürel strateji değişikliklerinin yapılması kaçınılmaz olabilir."

20 Mart 2016 tarihli ““Erdoğan’ı verin, bu iş bitsin”” başlıklı yazısında 1 kez kullanmış:

"Kobani'yle başlayan süreç PKK'nın, IŞİD'in ihaleyi devralışı oldu."

11 Aralık 2014 tarihli “Ebu Gureyb’den IŞİD’e” başlıklı yazısının başlığında ve metninde 1’er kere kullanmış:

"Model kamptan ‘ehlileştirilerek’ çıkanı IŞİD’in lideri oluyorsa, varın kafasına kukuleta geçirilerek elektrikli kablolara bağlanıp bir kova üzerinde saatlerce bekletileni siz tahayyül edin."

21 Temmuz 2016 tarihli “Terörist darbe girişimi” başlıklı yazısında 3 kez kullanmış:

"Bildiğiniz gibi, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da devlet dışı aktörlerin mevcut kaos ortamından yararlanarak yükselişe geçmesiyle, IŞİD ve PKK gibi terör örgütlerinin sahneye baş rol oyuncusu olarak çıktığı bir süreç yaşıyoruz."
...
"Bu nedenle, tam da böyle bir zaman diliminden geçerken, Türkiye bir yanda IŞİD bir yanda PKK terörüyle mücadele ederken karşı karşıya kaldığımız ve püskürtmeyi başarttığımız darbe girişiminin niteliğini tartışmak büyük önem arz ediyor."
...
"Onlar olsa olsa “Fetullah'ın askerleri”dir, tıpkı IŞİD'in teröristlerinin kendini Bağdadi'nin askerleri, PKK'nınsa Öcalan'ın askerleri olarak tanımlaması gibi..."

 

Ne diyelim, “Merve Şebnem Oruç’un dediğini yap, yaptığını yapma” durumu oluşmuş…

Kendi yazısından bir bölümle bitirelim:

"IŞİD/Daiş tartışması, bilgiye ulaşmanın hiç olmadığı kadar kolay olduğu ama bilgisizliğin, cehaletin bazı odaklarca kasıtlı olarak artırıldığı bu dönemde, algıların nasıl yönlendirildiğine küçük, ama etkisi açısından oldukça büyük bir örnek."

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının İsmindeki Nüans ve Köşe Yazarları

Merkez Bankası’nın tam adı “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası”’dır. “Türkiye Cumhuriyetİ Merkez Bankası” değil.

Bunun nedeni de Merkez Bankası’nın sitesinde detaylı bir şekilde izah edilmiştir.

Bankanın unvanı neden “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası”dır?

11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı Kanun (Mülga) ile Merkez Bankası “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” unvanı altında özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve özel sermayenin de katıldığı bir anonim ortaklık olarak kurulmuştur. Bu düzenlemeyle Devletten ayrı ve bağımsız olduğu hususuna özel bir önem verilmiştir. Bu amaç çerçevesinde, Bankanın kuruluş kanunu tasarısında adı “Cumhuriyet Merkez Bankası” olarak öngörülmüşken, Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonunda uluslararası ilişkiler de düşünülerek “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” olarak değiştirilmesine karar verilmiş; Bankanın bağımsızlığını vurgulama amacı güdülerek “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresine ve kısaltılmış şekli olan “T.C.”ye özellikle yer verilmemiştir. Kanun koyucu tarafından Bankanın Devlete ait bir kuruluş; bir kamu kuruluşu olduğu izlenimi vereceği endişesiyle bundan özenle kaçınılmıştır.
Halen yürürlükte bulunan 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 1. maddesinde de, Bankanın anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişiliği ile unvanı “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” olarak aynı şekilde korunmuştur.

Gelgelelim bu nüansı gözardı eden köşe yazarları mevcut.

Kimler mi?

İslam Memiş (Güneş Gazetesi’nde 16 Haziran 2016 günü yayınlanan “Piyasalara brexit şoku” başlıklı yazısından):

"Japonya, Çin, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, Amerika Merkez Bankası (FED)'in faiz kararları bu ay yoğun bir şekilde piyasalarda fiyatlandı."

Mustafa Mutlu (Vatan Gazetesinde 3 Nisan 2013 tarihinde yayınlanan “TC’yi silmek ve küçük ABD” başlıklı yazısından) (kurumların isimlernin değişmesi ile ilgili eleştirilerini yaptıktan sonra başka kurumların isimleri üzerinden de örnekler veririrken hata yapmış)

"Hatırlarsınız; Ziraat Bankası geçen ay yeni logosundan TC’yi çıkarmıştı... Dün öğrendik ki; Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye Halk Sağlık Kurumu da 25 Eylül 2012’de tüm aile sağlık merkezlerine bir yazı göndermiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kısaltması olan TC ibaresini tabelalarından kaldırmalarını istemiş... 

Hatta TC’siz tabela fotoğraflarını da örnek alınması için yazıya eklemiş... Bunun üzerine birçok aile sağlık merkezinde TC’siz tabela dönemine geçilmiş! Yakında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın ve TC ile başlayan diğer kurum isimlerinin de değiştiğini duyarsanız; şaşırmayın..."

Merve Şebnem Oruç (Yenişafak’ta yayınlanan “Türkiye Cumhuriyeti egemenlik haklarından feragat etti mi?” başlıklı yazısından (11 Aralık 2016)):

"Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın Çin'le yaptığı TL-Yuan para takası da, Rusya ile TL ve Ruble üzerinden ticarete yönelik atılan adımlar da uzun ve kolay yürünmeyecek bir yolda başlangıç niteliği taşısalar da hafife alınacak gelişmeler değil. Işık bir kez daha Doğu'dan yükseliyor."

Serpil Çevikcan (Millliyet Gazetesinde “Yerli ve milli başkan’ nasıl atandı?” başlığıyla yayımlanan (13 Nisan 2016) yazısından):

"Murat Çetin-kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son imzayı atmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın yeni başkanı oluyor."

Yeni Söz’den Can Kemal Özer ve Yurt Gazetesinden Cihan Özdemir de bu hataya düşenlerden olmuş.

Yeni Mesaj’dan Yaşar Teber ise 24 Aralık 2016 tarihli “Dolar bozdurmak çare mi? – III” başlıklı yazısında saçmalamış:

"Yazı dizimizin ilk bölümlerinde "Farkında mısınız; Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası yok artık... Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası A.Ş. var artık. Bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz?" diye sormuştuk.

AKP'ye iktidar olma aşamasında dikte edilen Merkez Bankası Özerkliği ile, "Türkiye Cumhuriyeti" kelimesindeki "i" aidiyet eki kaldırılarak, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası A.Ş. haline getirilmişti."

TCMB’nin ismindeki bahse konu nüans, 1930 yılından kalma. Son dönemde yapılmış bir değişiklik değil.

türk lirası simgesi