Etiket arşivi: Mehmet Akarca

Mehmet Akarca ve Cari Açık

Takvim Gazetesi yazarlarından Mehmet Akarca, 3 Temmuz 2016 günü yayınlanan ‘O parmak’ başlıklı yazısında cari açığın kapanmaya yaklaştığını iddia etmiş:

''İşte, kötü adamların 'O Parmak'ları ne zaman Türkiye'de işler yoluna girse hemen harekete geçer, düğmeye uzanır; Cari açık bugünkü gibi kapanmaya iyice yaklaşmışsa… Dünyada yaşanan acı kriz Türkiye'yi Cumhurbaşkanımızın tespitinde olduğu gibi teğet geçmişse… Ülkemizin ağırlığı tüm dünyada her geçen gün daha da hissedilir hâle gelmişse… Türkiyesiz adım atılamayacağı, atılmaya kalkılsa mesafe alınamayacağı cihanın kafasına dank etmişse…..''

Cari açıkta özellikle petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte bir daralma trendi var. Yıllık bazda incelendiğinde, 2014 yılı başından itibaren cari açıkta gözlenen düşüş trendi devam ediyor. Ancak, mevcut cari açık hâlâ kapanmaktan çok uzak.

2016 yılının ilk çeyreğinde yıllık cari açık 29,5 milyar ABD dolarına, cari açığın GSYİH içindeki payı ise yüzde 4,2’ye gerilemiştir.

cari acik grafik

Yıllık yaklaşık olarak 30 milyar dolarlık, milli hasılanın yaklaşık % 4’üne tekabül eden cari işlemler açığı Mehmet Akarca’ya göre nasıl kapanmakta olarak değerlendirilmiş anlaması güç; ancak, gerek emsal ülkelerin cari açık seviyeleri ve ülkemizin geçmiş cari açık rakamları gerekse uzmanların ve analistlerin görüşlerine göre kapanmaktan uzak olup, ekonominin geneli açısından kırılganlık oluşturmaktadır.

Kaynak: TCMB Ödemeler Dengesi Raporu 2016/1

Mehmet Akarca ve Cumhurbaşkanlığı Forsu ile Türk Devletleri

Mehmet Akarca, Takvim Gazetesi’nde 26 Haziran 2016 günü yaynlanan “17’nci Devlet” başlıklı yazısında Cumhurbaşkanlığı forsu hakkındaki cehaletini gözler önüne sermiş:

cumhurbaskanligi forsu

Öncelikle, Mehmet Akarca’ya yukarıda yer alan forsu dikkatle incelemesini önerelim.

Akabinde, hatalarını sıralayalım:

Cumhurbaşkanlığı Forsunda, tarihte
kurulmuş 16 Türk Devletinin bayrakları
ve tam ortada da on yedinci Türk
Devleti olan Cumhuriyetimizin şanlı,
ay yıldızlı bayrağı yer alır....

1. Cumhurbaşkanlığı forsu, Türk bayrağı ve cumhurbaşkanlığı armasının birleşiminden oluşur.

2. Cumhurbaşkanlığı forsunda tarihte kurulmuş devletlerin bayrakları bulunmaz. Tarihteki 16 büyük Türk imparatorluğunu temsil eden 16 yıldız forsun sol üst köşesinde yer alır.

3. Cumhurbaşkanlığı forsundaki ay yıldızlı bayrak, tarihteki Türk devletlerini simgeleyen yıldızların (ya da Mehmet Akarca’nın yanlış deyimiyle bayrakların) ortasında bulunmaz. 16 yıldız ve güneş bayrağın sok üst köşesinde yer alır.

4. Forsun köşesinde 16 yıldızın ortasında Türkiye Cumhuriyetini temsil eden ay yıldızlı bayrak değil, büyük sarı güneş yer alır.

Tarihte, bu Devletlerden hiç biri dışarıdan bir saldırıyla yıkılmamış, 

kendi aralarındaki çeşitli çekişmeler sonucu içten bölünmüş, parçalanmıştır!..

Ezberden yalan tarih üretenler utansın ne diyelim.

Aynı hatayı bir diğer Takvim yazarı Bülent Erandaç da sık sık yapıyor. Mehmet Akarca da ondan kapmış galiba. Sadece Osmanlı ve Büyük Selçuklu Devletlerinin yıkılış sebeplerini hatırlamak yeterli…

Mehmet Akarca ve Çin Seddi

Mehmet Akarca, Takvim Gazetesi’nde 7 Şubat 2016 günü yayınlanan “Çin Seddi” başlıklı yazısında, Çin Seddi’ne değinirken hataya düşmüş:

"Çin, bundan bin üçyüz yıl önce, Türk boylarının saldırısından usanıp dünyanın en uzun savunma duvarını inşa etti; 'Çin Seddi'..."

Çin Seddi, bundan 13 yüzyıl önce, yani 8. yüzyılda değil, M. Ö. 221 (M.Ö. 3. yüzyıl) ile M. S. 608 (M.S. 7. yüzyılın başı) yılları arasında yapılmıştır.

Ayrıca, uluslararası tarih literatürü Çin Seddi’nin Türklerin ataklarındansa daha çok, Çin’in bölündüğü krallıkların saldırılarından korunmak üzere yapıldığını belirtmektedir.

Türkçe Ezan ve Köşe Yazarlarımız

Türkçe ezan hakkında kısa bir bilgilendirme:

Türkçe ezan 1932 senesinde Diyanet İşleri Başkanlığı genelgesi ile yürürlüğe kondu. 1941 yılında yapılan değişiklikle Türk Ceza Kanunu’nun 526. maddesi, “Arapça ezan ve kamet okuyanlar üç aya kadar hafif hapis veya on liradan iki yüz liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılırlar” hükmünü içermeye başlar. 1950 seçimlerinin ardından Menderes hükümeti iktidara geldikten bir ay sonra sonra, 16 Haziran 1950’de Demokrat Parti iktidarı sırasında Ceza Kanunu’ndaki bu fıkra kaldırıldı ve Arapça ezan serbest hale geldi. Söz konusu cezayı kaldıran yasa tasarısı, Demokrat Partililer ve Cumhuriyet Halk Partililerin müşterek oyuyla kanunlaşmıştır. Yani bir bakıma CHP, tek parti döneminde koyduğu yasağı Demokrat Parti ile birlikte kaldırmıştır.

Oldukça tartışmalı bu konu üzerinde köşe yazarlarımız hata yapmaktan geri kalmamış:

Erdem Akyüz, “Turkishnews” adlı sitede yayınlanan “Türkçe Ezan” başlıklı 16 Kasım 2015 tarihli yazısında ezanı Türkçe ya da Arapça okunması yönünde bir yasanın hiçbir zaman olmadığını iddia etmiş.

"Ezan’ın; Türkçe veya Arapça okunacağı yolunda bir yasa hiçbir zaman olmadığına ve olamayacağına göre, günümüzde de ezan’ın Türkçe okunması için hiçbir engel yoktur."

Arapça ezanı yasaklayan kanun, zannedildiği gibi Atatürk zamanında değil, Refik Saydam’ın başbakanlığı ve İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı zamanında çıkarılmıştı.  Arapça ezan ve kamet okuyanlar hakkında ceza hükmü, 1941 yılında çıkarılan 4055 sayılı kanunla Türk Ceza Kanunun 526. maddesine eklenmişti. Ancak, TBMM’nin 16.06.1950 tarihli oturumunda kabul olunan 5665 sayılı kanunla değiştirilmiş ve bu hüküm bu maddeden çıkarılmıştı.

turkce ezan kanun yazisi

 

Can Ataklı, 12 Haziran 2011 tarihinde Vatan Gazetesi’nde yayınlanan köşe yazısında Türkçe ezanın ara ara denendiğini belirterek CHP’nin kararıyla kaldırıldığını iddia ederek hata etmişti. Türkçe ezan Adalet Partisi iktidarında kaldırılmıştı.

Yıllardır yapılan bir tartışmadır. “Ezan Türkçe okunabilir mi?” 1940’lı yıllarda bir ara denenen Türkçe ezan 1950 seçimlerinden önce CHP’nin kararıyla kaldırılmıştı. Menderes hemen arkasından iktidara gelince de uygulamayı başlatmış ve ezan tekrar Arapça’ya dönmüştü.

Radikal Gazetesi yazarlarından Ayşe Hür ise 8 Şubat 2015 tarihli “Türkçe ezan, Bursa Olayı ve Bursa Nutku” başlıklı yazısında 1950 yılında kabul edilen kanun maddesini atlayarak, Türkçe ezanın basit bir telgrafla sonlandırıldığını iddia etmiş:

Bu konuşmadan 18 yıl, Atatürk’ün ölümünden 12 yıl sonra, 14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti ezici bir çoğunlukla iktidara geldi. 17 Haziran 1950 günü bir ikindi vakti, Ankara’dan illere çekilen bir telgraf emriyle, “ezan ve kametin istenirse Arapça da okunabilecegˆi” bildirildi. Bu tarihten sonra bir daha Türkçe ezan duyulmadı. Ama yazının başında sözünü ettiğim gibi, Türkçe ezan’ tartışması bitmedi.

Mehmet Akarca ise, Takvim Gazetesi’nde “25 lira 80 kuruş” başlığıyla yayınlanan 12 Kasım 2014 tarihli yazısında Türkçe ezanın İnönü döneminde okunduğunu iddia etmiş.

Tarih: Sonraki günler… Radyo Cumhurbaşkanı seçiminden sonra, matem yayını yerine davul zurnalı coşkulu programlar yayınladı! Paranın, damga ve posta pullarının üzerinden Atatürk portreleri kaldırıldı! Ezanın Türkçe uyduruk sözlerle okunması, gelişigüzel Varlık Vergisi adıyla haraç toplanması, dini faaliyete sınırlamalar getirilmesi hep o döneme rastlar!

Halbuki, ezan Türkçe okunmaya 1938-1950 yılları arasında tekabül eden “İsmet İnönü dönemi”nde değil, 1932 yılında başlanmıştır.

Bülent Erandaç da Takvim Gazetesi’ndeki 8 Mart 2012 tarihli “Söz Milletin” başlıklı yazısında Türkçe ezanın Atatürk’ün vefatının ardından İsmet İnönü döneminde okunduğunu ifade etmiş:

Atatürk'ün vefatından sonra, İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığında, CHP'nin tek Parti yönetimiyle, devletçi ekonomi, ezanın Türkçe okunması, valilerin CHP'li oluşu, sert devlet imajıyla, İttihat ve Terakki zihniyeti kökleşiyordu.

İkram Bağcı ise Star Gazetesi’nde 19 Şubat 2015 tarihinde yayınlanan “Bir neslin ahlakını işte böyle yediler” başlıklı yazısında ilk Türkçe ezanın tarihi konusunda anakronizme uğramış:

‘Din zehirdir. Türkiye’den dini tamamen atabilmek için bize 30 sene lazım’ tespiti 1946’da ise bu ülkenin Başbakanlığını yapmış ve önceden de farklı bakanlıkların başında bulunan bir isim tarafından yapılır; Şükrü Saraçoğlu. Hemen arkasından bir gazete manşet atar: ‘İlk Türkçe ezan dün Fatih’te okundu. Meydanı dolduran halk tarafından alaka ile dinlendi’. Alakanın olumlu olup olmadığını bilmiyoruz!

İlk Türkçe ezan ile ilgili gazete manşetleri, Şükrü Saraçoğlu’nun başbakanlık döneminin çok öncesinde 1932 yılında atıldı.

turkce ezan kaldirildi