Etiket arşivi: Markar Esayan

Markar Esayan Almanya’nın Teslim Olması ve Japonya’ya Atılan Atom Bombalarının Zamanlamasında Anakronizme Düşmüş

Markar Esayan, Akşam Gazetesi’nde 12 Kasım 2016 günü yayınlanan “Batıda karanlık çağ başladı mı” başlıklı yazısında, Almanya’nın 2. Dünya Savaşı sonuna doğru teslim olma tarihi ile Japonya’ya atılan atom bombalarının zamanlamasını

"İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Almanya ve Japonya’nın teslim olması an meselesi iken, atom bombasının kullanılmasına dönük bir tartışma yaşanmaktaydı"

Almanya 2. Dünya Savaşı’ndan 7 Mayıs 1945 tarihinde açıkladığı koşulsuz teslim ile çekilmişti. Hiroshima ve Nagazaki’ye ise atom bombaları ABD tarafından 6 ve 9 Ağustos 1945 tarihlerinde atılmıştı.

Japonya’ya atılan atom bombalarının, Japonya’nın teslim olmaya yaklaştığı bir dönemde atıldığına dair analizler mevcuttur. Ancak, Hiroshima ve Nagazaki, Almanya’nın tesliminden yaklaşık 3 ay sonra atom bombalarının kurbanı olmuştu. Almanya’nın teslim olması an meselesi iken değil.

Markar Esayan ve Odalar/Barolar Birliği Başkanı

Markar Esayan, 22 Ağustos 2016 günü Akşam Gazetesi’nde yayınlanan “Bombalar bölünmüş Türkiye/Suriye için patlıyor…” başlıklı yazısında Metin Feyzioğlu’nun ünvanını sehven yanlış aktarmış ve sonradan yazısında düzeltmiş:

"Cumhurbaşkanımıza ziyareti ve işgale karşı güçlü/milli açıklamaları bazı çevrelerce eleştirilen Türkiye Odalar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu “Gerçekler şezlongdan bakarak anlaşılmaz” diyordu."

Metin Feyzioğlu Türkiye Barolar Birliği Başkanıdır. Odalar Birliğinin değil.

Markar Esayan ve 2. Abdulhamit Devrinde Toprak Kayıpları

Markar Esayan, Akşam Gazetesi’nde 5 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan ”Bu kervan doğru yolda” başlıklı köşe yazısında 33 yıllık 2. Abdülhamit devrinde hiç toprak kaybı yaşanmadığını iddia etme gafletinde bulunmuş:

''Osmanlı pek çok faktörün yanında diplomasi maharetine sahip olmadığı için yıkılmıştı. Bir istisna olarak 2. Abdülhamid 33 sene bir metre toprak kaybetmeden ülkeyi dış müdahalelerden korudu.''

Osmanlı Devleti arması2. Abdülhamit’in 33 yıl Osmanlıyı savaşa sokmayıp,hiç toprak kaybı yaşatmadığını iddia edenler mevcut. Tabiki asılsız bir iddia.

2. Abdulhamit’in hüküm sürdüğü 1876-1909 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun kaybettiği topraklardan bazıları şu şekilde: Tunus, Girit, Mısır, Kıbrıs, Sırbistan, Karadağ, Romanya, Bulgaristan, Bosna Hersek, Niş, Teselya, Kars, Batum, Ardahan.

Ayastefanos ya da Berlin Antlaşmalarını okuyan bir şahıs böylesi saçma bi iddiadan sakınır ama nerde…

 

II. Abdulhamit’in Viki sayfasındaki siyasi olaylar alt başlıklarını bile sıralamak bu iddianın yersizliğini sergilemek için yeterli olur.

2 Siyasi olaylar

İlgililer için bkz: Osmanlı Devleti’nin sınırlarının değişimi

İsrail’in Dilediği İlk Özür ve Köşe Yazarları

Daha önce Malumatfuruş’ta dile getirmiştik, İsrail tarihinde ilk kez Mavi Marmara hadisesi nedeniyle Türkiye’den özür dilemedi, daha önce de dilemişti.

Köşe yazarlarının yapmaktan imtina ettiği basit bir internet taraması aşağıdaki özürleri gösteriyor:

***

20 Ağustos 2011 – İsrail’in Mısır’dan Özür Dilemesi

Israel Apologizes To Egypt For Killing Three Of Its Soldiers

Israel submitted on Saturday an apology to Egypt over the death of three Egyptian soldiers who were killed by the Israeli army on Thursday following the Eilat attack carried out by gunmen who infiltrated into Israel and killing eight Israeli soldiers and wounding 30 others. The apology was submitted by Israel’s former ambassador to Cairo, Shalom Cohen, who also informed Egypt that Israel accepts conducting a joint Israeli-Egyptian investigation into the issue. Cohen went to Egypt not as an envoy dispatched by the Israeli government, but as the acting ambassador, as the Israeli ambassador, Yitzhak Levanon, is currently not in Cairo. Israeli Defense Minister, Ehud Barak, expressed Saturday “sorrow over the death of three Egyptian soldiers” who were killed by Israeli army fire following the Eilat attack. Barak added that he instructed “specialized departments” to hold an investigation into the issue, and to conduct a separate joint investigation in cooperation with Egypt.

***

15 Ocak 2009 – İsrail’in BM’den Özür Dilemesi

Israel apologizes for UN refugee agency strike, as army advances

Israeli defense minister apologized to U.N. Secretary-General Ban Ki-moon on Thursday after Israeli forces shelled the main U.N. aid compound in the city of Gaza, as te troops moved further into Gaza City amid ongoing truce talks.

***

28 Ocak 2008 – İsrail’in Beatles Müzik Grubundan Özür Dilemesi

Israel apologizes to The Beatles

Foreign Ministry decides to rectify historic injustice, extend apology to British band over cancellation of its performance in Jewish state 43 years ago

***

2004 – İsrail’in Yeni Zelanda’dan Özür Dilemesi

Two Israelis are sentenced to six months in jail by an Auckland court after they admit trying to obtain a New Zealand passport fraudulently. Wellington suspects they are from the Mossad and suspends relations with Israel in protest. A year later, Israel apologizes to New Zealand, which restores ties.

***

1998 – İsrail’in İsviçre’den Özür Dilemesi

Israel apologizes to the Swiss government for the incident involving its agents. Mossad head Danny Yatom resigns.

***

1985 – İsrail’in ABD’den Özür Dilemesi

U.S. Navy analyst Jonathan Pollard is arrested for passing intelligence to Lakam, an Israeli agency specializing in scientific cooperation. Israel apologizes to the United States and dismantles Lakam. Pollard is sentenced to life in prison.

***

1967 Liberty Vakası – İsrail’in ABD’den Özür Dilemesi

In one of the most controversial events in U.S. military history, the lightly armed Liberty was attacked by Israeli planes, three torpedo boats and helicopters and was bombed with napalm, torpedoed and shelled on June 8, 1967, while sailing in international waters in the eastern Mediterranean Sea. Israel apologized to the United States and paid more than $12 million in compensation.

***

23 Haziran 1960 – İsrail’in Arjantin’den Özür Dilemesi

The Security Council condemned the abduction, and Israel apologized to Argentina. The Council adopted a resolution condemning the kidnapping by a vote of 8 to 0, with two abstentions, and one member— Argentina—not participating in the vote.

***

İsrail Türkiye özür

İsrail’le ilişkilerin normalleşmesi ile birlikte bu hata tekrar zuhur etti gazete köşelerinde. Bakalım kimler bu hataya düşmüş:

Hilal Kaplan, daha önce Yeni Şafak Gazetesi’nde 21 Aralık 2015 günü yayınlanan “İsrail-Türkiye Anlaşmasında Son Durum” başlıklı köşe yazısında yaptığı hatayı Sabah Gazetesi’nde 28 Haziran 2016 tarihinde yayınlanan “Gazze’den çok Gazze’ciler” başlıklı yazısında tekrarlamış:

"Malumunuz, Mart 2013'te, İsrail Başbakanı Netenyahu, Başbakan Erdoğan'ı arayıp Mavi Narmara saldırısından ötürü özür dilemişti. Bu, yani yabancı bir devletten özür dilemek, İsrail tarihindeki bir ilkti."

Kenan Alpay, Yeni Akit Gazetesi’nde 23 Haziran 2016 günü yayınlanan “İsrail ve Rusya’yla Nasıl Anlaşılır?” başlıklı yazısında bu hataya atlamadan edememiş:

"Askeri işbirliği, ticari ayrıcalıklar, ortak tatbikatlar, stratejik işbirliği, istihbarat paylaşımı dâhil İsrail’e tanınan bütün ayrıcalıklar kısa bir süre içerisinde AK Parti Hükümeti tarafından iptal edildi. Nihayet Amerika ve Avrupa’nın ısrarıyla İsrail ilk defa işlediği cinayetlerden ötürü özür diledi ve tazminat ödemeyi kabul etti."

İnternethaber’de köşe yazısı yazmadık konu bırakmayan Süleyman Özışık’ın 27 Haziran 2016 tarihli “İsrail’le neden ve nasıl anlaştık?” başlıklı yazısından:

"1 - İsrail'in özür dilemesi... Bu maddeyi kuru bir özürden ibaret görmeyin. Yani bu basit bir "Pardon" meselesi değildir. İsrail, kurulduğu tarihten bu yana ilk kez bir ülkeden resmi olarak özür diliyor."

Ersoy Dede’nin Aktüel’de 27 Haziran 2016 günü yayınlanan “İsrail’den İstediğimizi Aldık” başlıklı yazısından:

"- İsrail tarihinde ilk defa bir başka devletten özür diledi.."

Ömer Turan’ın Avaz Türk’te 27 Haziran 2016 tarihinde yayınlanan “İsrail ilk kez diz çöktü” başlıklı yazısından:

"Türkiye zerre kadar geri adım atmadı; Apolgy yani özür tabiri olacak ve resmi yazı şeklinde olacak dedi ve bunda diretti. Türkiye’nin ve Erdoğan’ın bu çelik iradesi karşısında İsrail geri adım attı ve tarihinde ilk kez özür diledi, hem de resmen."

Hasan Öztürk’ün Yenişafak Gazetesi’nde 28 Haziran 2016 tarihinde yayınlanan “Lice’de uyuşturucu tarlaları, Akdeniz’de ormanlar yanıyor” başlıklı yazısından:

"Mavi Marmara şehitlerinin kanı yerde kalmamıştır. Zira şımarık İsrail tarihinde ilk kez özür dilemiş, tazminat ödemeyi kabul etmiştir. Abluka kısmen kırılmıştır."

Fuat Uğur’un Türkiye Gazetesi’nde 28 Haziran 2016 günü yayınlanan “İHH’nın sıkıntısı ve yalanın daniskası” başlıklı yazısından:

"1-Üç kez tüm Arap dünyasını yenilgiden yenilgiye uğratan, bırakın onu, arkasındaki güçlü Yahudi lobisi ve ABD desteği sayesinde Dünya’ya kafa tutan İsrail, kurulduğu günden beri ilk kez bir devletten özür diledi."

Milat Gazetesi’nden Seyfi Uzunkök’ün 28 Haziran 2016 tarihli “Coca Cola için” başlıklı yazısından:

"İsrail ile yapılan anlaşmada Müslümanlara yönelik önemli kazanımlar var: * İsrail, tarihinde ilk kez yabancı bir devletten özür diledi… * Tazminat ödemeyi kabul etti…"

Markar Esayan’ın Akşam Gazetesi’nde ve Serbestiyet’te 28 Haziran 2016 günü yayınlanan “Gazze filosunun amacı bu değil miydi?” başlıklı yazısından:

"İsrail ile Gazze konusundaki mutabakat, 26 Haziran pazar günü Roma’da sonuçlandırıldı.


- İsrail, Mart 2013’te Türkiye’nin ilk talebini karşılayarak tarihte ilk kez yabancı bir devletten özür dilemişti. Mutabakat kapsamında Türkiye’nin diğer iki şartı da kabul edildi. İsrail, Mavi Marmara saldırısında hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat ödemeyi ve Türkiye’nin Gazze’deki insani duruma müdahalesini kabul etti."

Burak Kıllıoğlu’nun Milli Gazete’de 28 Haziran 2016 günü yayınlanan “Katille anlaşmak!” başlıklı yazısından:

"Türkiye ile İsrail’in anlaştığı haberlerinin ardından, bunu müthiş bir şeymiş gibi sunmaya çalışanlar ısrarla “İsrail’in Mart 2013’te, tarihte ilk kez yabancı bir devletten özür dilediği” gibi bir saçmalığı pompalamaya başladılar. Ezikliğe bakın! İsrail’i artık nasıl gözlerinde büyütüyorlarsa, “tarihte ilk kez” özür diledi diye övünç duyuluyor! Bu arada, bu bahsi geçen özrü “resmi” olarak da gören olmadı tabii."

Star Gazetesi eski yazarlarından Sedat Laçiner, uluslararası ilişkiler alanında ettiği kelâmlar ve yazdığı satırlara rağmen, 24 Mart 2013 tarihinde yayınlanan “İsrail’in özrü ve barış süreci” başlıklı yazısında bu hatadan geri kalmamış:

"İsrail’in özür dilemesi, tazminat talebini kabul etmesi ve Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılması ikili ilişkilerin ötesinde bölgesel sonuçlar doğuracaktır. İsrail’in tarihinde ilk defa özür dilediği, böyle bir tavrı Batılı ülkelere karşı dahi göstermediği düşünülecek olursa özrün ilk sonucu prestij kazanmaktır."

Murat Yetkin, Radikal Gazetesi’nde 23 Mart 2013 tarihinde yayınlanan “İsrail özrünün perde arkası” başlıklı yazısında kendisinden beklenmeyecek bu hatayı yapmıştı:

"Kıssadan çıkacak hisse şu: Haklılığınıza inanıyorsanız ve kararlı durursanız kazanırsınız. Erdoğan’ın İsrail politikasında kararlı durması başarıyla sonuçlanmıştır. Dahası, İsrail 1948’deki kuruluşundan bu yana ilk defa askeri bir eyleminden dolayı özür dilemiştir."

 

 

 

Markar Esayan ve Osmanlı’nın Yurt Dışına Gönderdiği İlk Elçiler

Markar Esayan, Akşam Gazetesi’nde 14 Haziran 2016 tarihinde yayınlanan “Birbirimizin Düşmanı Değiliz” başlıklı yazısında Osmanlı’nın yurt dışına gönderdiği elçilere değinirken hataya düşmüş:

"Yurt dışına ilk elçileri 3. Selim gönderdi. İyi niyetli şekilde orduyu yenileştirmeye çalışıyordu. Ancak gidenler Batı kültürü tarafından fethedilmiş dönüyor; gittikçe kendi kültür ve değerlerine yabancılaşıyorlardı. Osmanlı’nın dağılışından ıstırap duyuyorlardı ve bu tükenişin sebebi olarak dini ve çokkültürlülüğü tespit ediyorlardı."

Markar Esayan, yurt dışına gönderilen elçilere ilişkin görevlendirme sürelerini açıkça yazmayarak hata yapmış. Çünkü Osmanlı, Markar Esayan’ın bahsettiği devrin çok öncesinde yurt dışına “geçici” görevli elçi gönderiyordu.

Yurt dışına elçiler Osmanlı’nın ilk dönemlerinden itibaren vaka bazlı şekilde geçici olarak gönderiliyordu.

Diplomasi 3. Selim dönemi ile birlikte başlamadı, daha önce de vardı.

Osmanlı, ilk defa Avrupa devletlerindeki gelişmeler konusunda bilgi edinmek amacıyla 3. Ahmet Döneminde 1720’de Fransa’ya elçi olarak Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’yi göndermiştir. 28. Çelebi Mehmet Efendi Osmanlı’nın yurt dışına gönderdiği ilk geçici elçi ünvanına erişmiştir böylece.

1793’te III. Selim döneminde ilk sürekli Büyükelçilik Londra’da açılmış ve Yusuf Agah Efendi ilk sürekli Osmanlı Büyükelçisi olarak atanmıştır. Böylece Osmanlı Devleti de sürekli temsil ve karşılıklılık esaslarına dayalı diplomasiyi uygulamaya başlamıştır.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Tarihçesi