Etiket arşivi: Kenan Akın

Kenan Akın ve Ankara Antlaşması’nın Verdiği Irak’a Müdahale Hakkı

Kenan Akın, Yeniçağ Gazetesi’nde 17 Ekim 2016 günü yayınlanan “”… İki gözüm kapalı, Bağdat’ı bulabilirim” başlıklı yazısında Irak bölünürse ülkemizin 1926 Ankara Anlaşmasına göre Musul’da söz sahibi olduğunu iddia etmiş:

"Aslında, Musul ve Kerkük'ün statüsünü belirleyen 1926 Ankara Antlaşması Türkiye'ye 'bir şartla' askeri müdahale hakkı veriyor. Misak-ı Millî içinde kalan Kerkük ve Musul, 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile birlikte toprak bütünlüğü sağlanması şartıyla terk edilmişti. 

Irak'ın toprak bütünlüğü esas alınarak yapılan anlaşmaya göre, bugün bölünmüş yapısı ve bölgenin illegal örgütlerin kontrolüne geçmesi Türkiye'nin haklarını gündeme getiriyor.Buna göre, otorite boşluğundan kaynaklanan kaos ortamı, Türkiye'nin Kerkük ve Musul'a girebilmesi için uluslararası hukukta meşru zemini hazırlıyor.Yani Türkiye eğer isterse, Kerkük ve Musul'daki haklarını gündeme getirerek bu iki şehri kontrol altına alabiliyor."

Daha önce bu konuya, Abdurrahman Dilipak için kaleme aldığımız “Abdurrahman Dilipak ve Türkiye’nin Irak Garantörlüğü” başlıklı ihtisabımızda değinmiştik.

Ankara Antlaşması’nda -Lozan’daki gibi gizli bir madde varlığı uydurulmadığı müddetçe- bize Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması halinde müdahale hakkı verecek bir madde bulunmamaktadır.

İlgilenenler için:

 

“İnandığın Gibi Yaşamazsan Yaşadığın Gibi İnanırsın” Sözünün Sahibi ve Köşe Yazarlarımız

İnandığın gibi yaşamazsan yaşadığın gibi inanırsın

“İnanmadığın gibi yaşarsan, yaşadığın gibi inanırsın” ya da “Ya inandığın gibi yaşarsın,Ya da yaşadığın gibi inanırsın” gibi türevleri de mevcut.

Anlam itibarıyla harikulade bir söz. “Dünyadan göçünce geride bir vecize bırakacak olsan, hangisini isterdin?” diye sorsalar, akla gelecek “ilk 10” söz arasında yer alır nazarımda.

Bahse konu söz güzel olmasına güzel; ancak, kime ait olduğuna dair tam bir netlik bulunmamakta. Kaynağı gayrı sarih durumda olan bu sözün sahipliği, Hz. Ali, Hz. Ömer ve Mevlana’ya atfedilmektedir. Durum buyken köşe yazarlarımız bu belirsizliğe değinmeksizin doğrudan anılan vecizenin sahibini “veri” kabul etmekte.

Bakalım kimler:

Münir Üstün’ün YeniŞafak Gazetesi’nde 13 Haziran 2014 tarihinde yayınlanan “İnandığın gibi yaşayacaksın bu hayatta” başlıklı yazısından:

Hz. Ali efendimizin söylediği gibi "İnandığın gibi yaşamazsan! Yaşadığın gibi inanırsın!"

Ramazan Kayan’ın Milat Gazetesi’nde 1 Kasım 2013 tarihinde yayınlanan “Dindarlığın Modernizmle Sınavı” başlıklı yazısından:

Münkere alışık, şerle tanışık, şeytanla barışık bir profil ortaya çıkıyor… Ve Mevlana haklı çıktı: “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.”

Hulki Cevizoğlu’nun 17 Eylül 2013 tarihinde Yeniçağ Gazetesi’nde yayınlanan “Cehennem Boş Bütün Şeytanlar Burada” başlıklı köşe yazısından:

“İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız” diyen Hz. Ömer, kimi politikacıların sizi soktuğu durumu kabullenmenize mi isyan ediyordu?

Kenan Akın’ın, Yeniçağ Gazetesi’nde 22 Temmuz 2012 tarihinde yayınlanan “Nice Ramazan-ı Şeriflere…” başlıklı yazısından:

Hazreti Ömer’e ait olduğu kabul edilen “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız” sözü bu yıl da yineleniyor.

Erkin Usman’ın Yeni Asır’da 16 Nisan 2010 tarihinde yayınlanan “DP’de Çiller Sesleri” başlıklı yazısından:

İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Hz. Ömer

Bu yazarlar karşısında bazıları da anılan sözün sahibine ilişkin muallak durumu köşelerine yansıtarak doğru bir tutum sergilemişlerdir:

Ahmet Hakan, 7 Kasım 2015 günü Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan “Seçim bende neyi değiştirdi” başlıklı köşe yazısından:

"Hazreti Ali'ye atfedilen ve Müslümanların en fazla önemsediği sözlerden biri şöyledir: "İnandığın gibi yaşamazsan... Yaşadığın gibi inanırsın""

M. Fatih Çıtlak, Takvim Gazetesi’nde 30 Haziran 2015 günü yayınlanan “İnandığı Gibi Yaşamayan, Yaşadığı gibi İnanır!” başlıklı köşesinde, sözün sahibine değinmeyerek hataya düşmemiş:

"Bir insan inandığı gibi yaşamazsa, yaşadığı gibi inanmaya başlar." diyorlar. Ona göre sözcükler, metinler hazırlar âdeta yeni bir din sahibi olur, kendi kendine. Kendi dinine mensup olur.

(Benzer şekilde) Ahmet Selim’in Zaman Gazetesi’nde 2 Nisan 2015 günü yayınlanan “Bütünlük ve Tutarlılık” başlıklı köşe yazısından:

“İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız” sözü buna vurgu yapar.

Faruk Beşer’in 17 Temmuz 2015 tarihinde Yeni Şafak Gazetesi’nde yayınlanan “Bayram, ziyaret mi tatil mi olmalı?” başlıklı köşe yazısından:

'İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız' sözü çok anlamlıdır.

HaberVaktim’den Cemal Nar’ın “Artık Sakal Serbesttir 1” başlıklı 3 Eylül 2014 tarihli yazısından:

Hani bir söz vardı ya, “inandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanırsın” gibi bir söz, işte öyle mi olduk acaba?

Şakir Tarım’ın 15 Temmuz 2014 tarihinde Milli Gazete’de yayınlanan “İslâm’ın İzzetini Korumak” başlıklı yazısından:

"Meşhur sözdür: “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.” Bu anlayış, ölçüleri alt üst ediyor, iman ve hayat tarzı arasında ikilem oluşturuyor."