Etiket arşivi: İlber Ortaylı

Sultan Ahmet Camii’nin Şerefe Sayısı ve Köşe Yazarları

İnternette dolanan bir diğer efsane: Sultan Ahmed Camii’nin 14 şerefesi varmış (!).

Öncelikle şerefenin ne olduğunu bilmeyenler için aktaralım. (TDK tanımıyla) Şerefe, “minarenin gövdesini çepeçevre dolaşan, korkuluklu, ezan okunan yer”dir.

Neymiş efendim, I. Ahmet, Osmanlı İmparatorluğu’nun 14. padişahı olduğu, 14 yaşında tahta çıktığı ve 14 yıl hüküm sürdüğü için 14 sayısının kendisi için özel bir önemi varmış. Bu önemden hareketle, banisi olduğu Sultan Ahmet Camii’ne 14 şerefe yapılmış.

Sultan Ahmet Camii Koruma ve İhya Derneği’nin internet sitesinde doğru bilgi şu şekilde aktarılıyor:

Camiye önce dışarıdan bakarsak 6 minareye sahip. O yüzden bu niteliği ile tek kalıyor.4 köşesindeki minarelerin 3’er ve avlusunun köşesindeki 2 minarenin ise 2 ‘şer şerefesi var. 16 Şerefe. Yapı, üç yanından, taş duvarlı ve 5 kapılı bir avlu ve bahçe ile çevrili.

Emin olmak için çekinmedik saydık. Sultan Ahmed Camii’nin 14 değil 16 adet şerefesi vardır. Yukarıda değinilen “14” hikayesi de şehir efsanesidir.

sultan ahmed camii şerefeleri

Bu şehir efsanesine hangi köşe yazarları atlamış, bakalım:

Beklenmeyecek şekilde İlber Ortaylı, Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan 22 Kasım 2015 tarihli “Sultan I. Ahmet ve dönemi” başlıklı yazısında bu hataya düşmüş:

"Sultanahmet Camii’nin altı minaresi dolayısıyla Harem-i Şerif’te Mescid-i Nebevi’ye bir minare daha ilave edildi. Altı minarenin şerefeleri toplamı 14’tür. Bu Osmanlı tarihçilerinin dikkate almaları gereken bir sayı. Zira Kanuni Sultan Süleyman’a bazıları II. Süleyman diyorlar ve Fetret Devri’ndeki Emir Süleyman’ı sıraya koyuyorlar. Resmi Osmanlı tarih kayıt sistemi bunu kabul etmez. Bu nedenle Sultan I. Ahmet 14’üncü padişahtır."

Vehbi Tülek’in Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan 29 Kasım 2003 tarihli “Ser Mimar Mehmed Ağa -278-” başlıklı yazısından:

"Cami, Osmanlı'nın haşmetini göstermek için Ayasofya'nın tam karşısına yapılacaktı... Padişah, Mehmed Ağa'nın gösterdiği aami maketini çok beğendi ve "Aferin Mimar Ağa, bu camiyi yap" emrini verdi. 9 Kasım 1609 günü yapılan temel atma merasimine, "Hünkar Şeyhi" Aziz Mahmud Hüdâyî hazretleri de geldi ve dua etti. 8 sene süren inşaat, 8 Haziran 1617 tarihinde bitti. İlk kılınan Cuma namazında cemaat, bu muhteşem camiye sığmadı ve caddelere taştı. O zamanda, dünyadaki 6 minareli ve 14 şerefeli tek cami idi."

Yavuz Sultan Selim’e Ait Olduğu İddia Edilen Portre ve Köşe Yazarları

Yavuz Sultan Selim’in bahsinin geçtiği hemen her haberde, belgede, kitapta kullanılan aşağıdaki resme eminiz herkes aşinadır. Milli Eğitim Bakanlığınca okullarda okutulan ders kitaplarında da bu resmin yer aldığı görülmektedir. “Yavuz Sultan Selim küpe takar mıydı?” sorusuna yanıt arayışları da genellikle bu portre ile neticelenir.

yavuz sultan selim portre resim

Ancak, Yavuz Sultan Selim’e isnad edilen bu tablonun aslında ona ait olmadığı iddia edilmektedir.

Öncelikle, tablodaki resmin kime ait olduğuna dair bir kanıt bulunmamaktadır. Bu resim, kaynaklarda şekledilen Yavuz Sultan Selim portresine uymamaktadır. Detayları inceleyecek olursak, resimdeki şahsın başındaki 12 dilimli tac, 12 imam anlayışına sahip bir şii hükümdar olduğuna işaret etmektedir. Sol kulağında mengüç küpesi de Hayderî-Kalenderî geleneğini yansıtmaktadır. Bu hususta, Şah İsmali ve Babür hükümdarı Cihangir isimleri ön plana çıkmaktadır. Şah İsmail’in Şii inanışı ve Hayderî-Kalenderî dervişi vasfı, bu resimdeki şahıs olması yönünde önemli kanıtlardır.

Tarihçi Murat Bardakçı, Prof. Dr. Erhan Afyoncu, eki gazeteci Nezih Uzel, Sultan Selim üzerine 416 sayfalık biyografi kitabının yazarı olan tarihçi Prof. Dr. Feridun M. Emecen, bu resmin Yavuz Sultan Selim’e ait olmadığını belirtmektedir.

Hal böyle iken, bu resmi köşesinde kullanan ya da dile getiren köşe yazarları var mı diye araştırdığımızda karşımıza ilginç bir isim çıkıyor: ünlü tarihçi İlber Ortaylı.

ilber ortayli yavuz sultan selim kupe resim

Milliyet Gazetesi’nde 19 Eylül 2009 tarihinde yayınlanan “1520’lerin iki hükümdarı” başlıklı yazısının metninde İlber Hoca bu resme bir atıf yapmamış; ancak, bu resim yazısı ile birlikte yayımlanmış. İlber Hoca’nın uzmanlığı göz önünde bulundurulduğunda, bu kusrun daha çok sayfa dizaynı ile uğraşan teknisyene ait olabileceği düşünülmektedir.