Etiket arşivi: İbrahim Kiras

Hamurun Su Kaldırması ve Köşe Yazarları

“Bu hamur daha çok su kaldırır” deyimi sıklıkla köşe yazarlarınca yazılarında kullanılır oldu. Ancak, tabiki bu yanlış bir kullanım. Bu deyimin doğrusu “Bu pilav daha çok su kaldırır”dır. Siyasilerin yanlış kullanımı nedeniyle iyice yerleşti bu yanlış deyim dilimize.

Bakalım hangi köşe yazarları bu hataya düşmüş:

Fehim Taştekin’in Radikal Gazetesi’nde 11 Aralık 2015 tarihinde yayınlanan “Suudilerin Elinin Değdiği Hamur” başlıklı yazısından:

"Bu, Batı-Körfez bloku için teselli kaynağı olabilir. Ancak bu hamur daha çok su kaldırır. Bir kere 15 örgütün dışında yüzlerce örgüt var. Kimileri rejimle asla müzakereyi kabul etmiyor. İkincisi Kürtleri dışlayan bir çözüm ‘çözüm’ olamaz."

Mustafa Yalçıner’in Evrensel Gazetesi’nde 1 Ağustos 2011 tarihinde yayınlanan “Bu hamur daha çok su kaldırır” başlıklı yazısı zaten başlığından yan basmış.

Ahmet Kekeç’in Yenişafak Gazetesi’nde 21 Temmuz 2003 tarihinde yayınlanan “Bu hamur daha çok su kaldırır” başlıklı yazısı da.

Reha Muhtar’ın Vatan Gazetesi’nde 12 Eylül 2008 tarihinde yayınlanan “Bizim omurgasız Tardigrad’lar” başlıklı yazısından:

"Moda deyimle bu hamur daha çok su kaldırır..."

İsmail Kapan’ın Türkiye Gazetesi’nde 21 Temmuz 2013 tarihinde yayınlanan “O flama oradan ineer!” başlıklı yazısından:

"Son söz: Flama bayrak değildir. Ve bu hamur daha çok su kaldırır!.."

Hacı Yakışıklı’nın Yeni Akit’te 1 Kasım 2014 tarihinde yayınlanan “Adımız Yorgo değil ama kavramlar Yorgo!” başlıklı yazısından:

"Bu hamur daha çok su kaldırır, bizde bu kadar “kavram kargaşası” varken düzeltmek için biraz daha yol almak elzem!"

Zeki Ceyhan’ın Milli Gazete’de 8 Eylül 2008 tarihinde yayınlanan “Bu hamur!” başlıklı yazısından:

"Zira biz Başbakan Erdoğan ın iddia ettiği gibi "Bu hamur daha çok su kaldırır" kanaatinde değiliz! Bu hamur biraz daha sulandırılacak olursa başta Başbakan Erdoğan olmak üzere pek çok kişinin eline yüzüne bulaşacağını düşünüyoruz."

İbrahim Kiras’ın Vatan Gazetesi’nde 12 Ocak 2015 günü yayınlanan “Tatsız tuzsuz ama elektrikli bir konu” başlıklı yazısından:

"Her neyse, bu hamur daha çok su kaldırır. Sadede gelelim... Kamu düzeni diyorduk."

Ahmet Sağırlı’nın Türkiye Gazetesi’nde 2 Ağustos 2016 tarihinde yayınlanan “Malezya gibi olmak iyi ihtimalmiş” başlıklı yazısından:

"Bu hamur daha çok su götürür. Balyoz sanıkları başlığının bugün beni ilgilendiren tarafı şu"

Ali Kırca’nın Sabah Gazetesi’nde “Kalvinizm ‘Meydan’daydı!” başlıklı 28 Ocak 2006 tarihli yazısından:

"Ancak "modernist" İslami kanaat önderlerinden bile; "Kalvinizm"in bu sınırlı modeline ve "karma namaz" önermelerine kesin "ret" yanıtı gelmesi, bu "hamur daha çok su götürür" dedirtiyor."

Noel Baba’nın Geçmişi ve Köşe Yazarlarımız

Yeni yıl yaklaşırken bir şehir efsanesinin daha aslını hatırlatmakta fayda var.

Noel Baba adlı hayali karakterin bugün kamuoyuna mâl olmuş halinin Coca Cola’nın bir ürünü olduğu efsanesi, yine öldürülmesi zor bir zombi gibi varlığını korumakta.

İddiaya göre Coca Cola 1931 yılında Haddon Sundblom aracılığıyla siyah-beyaz resmedilen hayali kişilik Aziz Nikolas’ı ak saçlı, ak sakallı, koca göbekli, tonton dedeye çevirmiş.  Ancak, Noel Baba figürünün bugünkü haline Coca Cola tarafından getirildiği ve bir reklam figürü olarak ilk kez Coca-Cola tarafından kullanıldığı iddiası doğruyu yansıtmıyor.

Aziz Nikolas’ın bugünkü Noel Baba kıyafetleri ile ak saçlı, ak sakallı, tonton dede modeline uygun resmedilmesi 1930’lu yıllardan çok önce var olan bir şeydi.

Noel Baba’nın bugünkü modern imajını ilk resmeden sanatçılardan biri Amerikalı karikatürüst Thomas Nast. Harper’s Weekly dergisinin 29 Aralık 1863 tarihli sayısında yayınlanan resimde Noel Baba, Amerikan İç Savaşı’nda döneminde Birleşik Devletler bayrağı desenli ceketle yer alıyor.

1863-santa_claus

Bu resimden sonra, 1930’lu yıllara ve Haddon Sundbloom’a gelene dek, Noel Baba çoktan kırmızı kostümünü giyip ev ziyaretlerine başlamıştı bile.  1930’lu yıllardan önce de kırmızı elbiseler içinde bir Noel Baba figürü popüler dünyada yerini çoktan bulmuştu. Örnek olarak aşağıdaki 1902 tarihli Puck dergisinin kapağına bakalım:

1902 Puck Dergisi kapağı

Aşağıda yer alan fotoğraflar, Coca-Cola’dan çok önce soda ve maden suyu satışı yapan White Rock şirketinin Noel Baba figürünü reklamlarında kullandığını göstermektedir. Soldaki resim 1923 (Life Magazine), sağdaki resim ise 1915 (San Francisco Examiner) tarihli.

2618d-life121223a

efdee-sfe121915

Görüleceği üzere, Coca Cola’nın Noel Baba figürünü oluşturduğu iddia edilen 1930’lu yıllardan önce de kırmızı elbiseler içinde bir Noel Baba figürü popüler dünyada yerini çoktan bulmuştu.

Konuya ilişkin doğru bilgiler edinmek için Gürül Öğüt’ün Hürriyet Gazetesi’nde 14 Aralık 2013 tarihinde yayınlanan “Noel Baba’yı meşhur eden marka” başlıklı yazısı; ya da özet niteliğindeki aşağıdaki bölümü okunabilir.

Sundblom, şair Clement Clark Moore’un 1822 tarihli “A Visit From St. Nicholas” başlıklı şiirinden hareketle babacan, arkadaş canlısı, tombul, neşeli, çok daha insani bir Noel Baba çizer. Noel Baba’nın Coca-Cola’nın kurumsal kimliği nedeniyle kırmızı ceketle çizildiği yanlış bir bilgidir. Noel Baba, Sundblom’dan önce de kırmızı ceketle çizilmiştir.

Sundblom’un çizdiği Noel Baba, ilk kez 1931’de The Saturday Evening Post dergisinde yayınlanır. Ardından Ladies Home Journal, National Geographic, The New Yorker ve pek çok dergide daha düzenli olarak yer alır.

Gürül Öğüt’ün aksine Bakalım hangi köşe yazarları Noel Baba’nın geçmişi konusunda hata yapmış:

Yılmaz Özdil, Hürriyet Gazetesi’nde 29 Aralık 2011 tarihinde yayınlanan “Noel Baba” başlıklı köşe yazısını tamamen bu şehir efsanesine ayırma hatasına düşmüş:

Aslında...
Dolaptan girdi.
Buzdolabından!
*
Hıristiyan filan diyorlar ama, Papa dahil, kimsenin umurunda değildi. Taaa ki, 1930’a kadar... Amerikan zekası Coca Cola, günde 9 milyon şişe satıyor, ne yapsak da daha fazla satsak diye kafa yoruyordu. Şirin bi reklam figürü yaratıp, çocukların ilgisini çekmeye karar verdiler.
*
Dönemin en yetenekli illüstratörü Haddon Sundblom’la anlaştılar. Amerikan Sanat Akademisi mezunu Sundblom, göçmen bi ailenin çocuğuydu, babası Finlandiyalı, annesi İsveçli’ydi.
*
Popüler kültürde yeri olmayan, o güne kadar sadece 1863 senesinde, o da sadece bir kez, siyah-beyaz resmedilen hayali kişilik Aziz Nikolas’ı aldı, ak saçlı, ak sakallı, koca göbekli, tonton dedeye çevirdi. Dini tınıdan kurtulmak için, Aziz’i, yani Saint’i attı, kulağa daha arkadaşça geliyor diyerek, Santa dedi, Santa Claus yaptı. Dünya çapında en çok reklam yatırımı yapılan renklere, Coca Cola’nın kırmızı-beyaz-siyah renklerine boyadı, bilekleri beyaz tüylü kırmızı cüppe, beyaz ponponlu kırmızı kukuleta, siyah kemer ve siyah çizme giydirdi. Kendisi İskandinav kökenli ya... Geyikleri ilave etti, çocuksu düşleri gıdıklamak için, bindirdi kızağa, uçurdu.
*
Coca Cola da satışta uçtu... Gazeteler, dergiler, duvarlar, panolar, el ilanları, her taraf bu sevimli reklam figürüyle donatıldı. Hollywood üstüne atladı, aynı tip’le filmler çevrildi. Ardından icat edilen televizyon derken, popüler kültürün ayrılmaz parçası haline geldi.

Selahattin Duman’ın Hürriyet Gazetesi’nde 24 Aralık 2015 günü yayınlanan “Noel Baba sorunsalı” başlıklı köşe yazısından:

"Coca-Colacılar 1931 yılında Noel Baba karakterinden sebeplenmek istemişler. Lakin yeni bir kılık aramışlar. Anlaştıkları ressam Sundblom da onlara "şişman, beyaz sakallı, uçları beyaz kürklü kırmızı bir kıyafet giyen, siyah kemerli, siyah çizmeli, yumuşak kırmızı şapkalı" bir Noel Baba yaratmış. Meşrubat kutusundaki kırmızı Noel Baba'ya çok yakışmış, kıyafeti öylece kalmış."

Güngör Uras da Milliyet Gazetesi’nde 29 Aralık 2014 günü yayınlanan “‘Noel Baba’ aslında Fethiyeli Niko Efendi” başlıklı yazısında bu masalı anlatmış:

"Şimdilerde yaygın biçimde kullanılan Noel Baba çiziminin yaratıcısı ise İsveçli Haddon Sundblom isminde bir ressamdır. Coca Cola firması için çalışan Sundblom, daha önce farklı biçimde resmedilen Noel Baba’yı 1931 yılında sempatik bir ihtiyar olarak çizdi. Coca Cola renklerini simgeleyen beyaz şeritli kırmızı elbiseler giydirdi."

Güngör Bey bu hataya sadece yukarıdaki yazılarında düşmemiş, biraz geçmişe gittiğimizde aşağıdaki yazılarında da aynı hatayı yaptığını görüyoruz:

Bu arada, dikkatimizi çekti, Haber Antalya yazarlarından Nizam Savaş, Yeni Yıl ve Noel Baba başlıklı yazısında Güngör Uras’ın 23 Aralık 2012 tarihli “Niko Efendi, nasıl Noel Baba oldu?” başlıklı yazısını kaynak belirtmeden birebir kullanmış. Bildiğiniz intihal yani.

Yeni Akit Gazetesi yazarlarından Merve Kavakçı, “Derviş Nicholas’ı kim öldürdü (II)” başlıklı 2 Ocak 2015 tarihli yazısında, Noel Baba figürünün Coca Cola’nın girişiminden önce de kırmızı-beyaz renge sahip olduğunu gözden kaçırmış ve birtakım hatalar yapmış:

"Tarihi çarpıtmanın son hamlesi kapitalist sistemin sömürgeci pençesinde gerçekleşiyor ve Coca Cola şirketi, kendi açısından son derece akıllı bir hareketle, Nicholas’ı yeni bir demografiyle dünyaya sunuyor. Artık Noel Baba lakaplı Derviş Nicholas, doğduğu toprakların karakteristiklerini taşıyan, kumral, ince, narin biri olmaktan çıkıp mavimsi yeşil gözlü, göbekli, kar beyazı bir İskandinav’a dönüşüveriyor. Elinde de Coca Cola şişesi. Belli ki yorulmuş, susuzluğunu kolayla gideriyor. Böyle olunca da küçük çocuklar, “aman Noel Baba, ne zaman ki susarsın, gel bizim evdeki kola ile susuzluğunu gider” dualarıyla uykuya yatıyor, Coca Cola da böylece zenginliğine zenginlik katıyor.
Civliz’in belgeselinin galasından dönüşte, anlattıklarımı duyan kardeşim Ravza “tevekkeli, Noel Baba Coca Cola renklerinde, kırmızı beyaz giyiniyor” dedi, “Türk bayrağının renklerinden esinlenmediler herhalde.” Tarihsel süreçte hangi noktada Derviş Nicholas öldürüldü, bunun tahlilini size bırakayım."

Milat Gazetesi yazarlarından Zehra Türkmen de bu konuda hata yapanlardan. 2 Ocak 2014 tarihli “Yeni yıl ve müslümanlar” başlıklı yazısından:

"Şişman, beyaz sakallı, kırmızı beyaz bir kıyafet giydirilen popüler Noel Baba, Haddon Sundblum’un çizimleriyle 1931 yılından itibaren Coca-Cola şirketi için hazırlanır. Noel Baba’ya giydirilen kırmızı pelerin Coca-Cola rengini sembolize etmektedir."

Yine Yeni Akit Gazetesi yazarlarından Abdurrahman Dilipak, 7 Aralık 2014 tarihli “Şehre iki aziz geldi” başlıklı yazısında, Noel Baba’nın ortaya çıkış tarihini şaşırmış:

"Bizim bildiğimiz Noel Baba denen kişi, 1920’lerde ABD’de Coca Cola tarafından üretilen bir kişilik.. Nordik pagan bir efsane.."

Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit Gazetesi’nde 15 Aralık 2015 günü yayınlanan “Noel Partisi başlıklı yazısında da, Noel Baba’nın Coca Cola öncesindeki geçmişini silip atarak kendince alternatif bir tarih yazmış:

"Noel kutlamaları ile girmiştik söze. Bu yılbaşı gecesi, Digiturk platformunda, geçen yıl hikâyesini benim yazdığım Derviş Nikalaus belgeseli yayınlanacak. Birileri Derviş Nikalaus’u çalıp bir tüketim cinine, putuna çevirdi. Ona Nordik bir efsane ile ilgili geçmiş hikayesi uydurdular.. Derviş Nikalaus’u Demre’den kim çaldı derseniz, kemiklerini Bari’ye kaçıranlar İtalyan’dı, ama ruhunu Amerikalılar çaldı. Ona bir İskandinav geçmiş hikâyesi uydurdular. Noel Baba adını verdikleri dervişi size bir kola firması ile birlikte pazarladıklar. Yeni Noel Baba aslında kola yasağını delmek için uydurulmuş bir ajan karakterdi aslında.. İncil hafızı bir dervişten bir tüketim cini ürettiler.. Kolanın Noel Babası artık bir misyoner de değil. Ruhani görünümlü bir pagandan öte seküler, kutsal dışını kutsayan bir pazarlama ajanıdır. Dine karşı bir din misyoneridir.. Aman dikkat, birileri ılımlı İslam adına aslında İslam’ın içini boşaltmaya çalışıyor."

İbrahim Kiras’ın, Vatan Gazetesi’nde 24 Aralık 2014 tarihli “Noel Baba neyin simgesi” başlıklı yazısından:

"Yalnız bir de şöyle bir şey var: Noel Baba kavramı önce pagan, sonra Hristiyan kültürünün malı olsa da bugün bütün dünya üzerinde dolaşımda olan malum Noel Baba imgesinin yaratıcısı çok daha farklı bir kültür: O kırmızı-beyaz giysili tanıdık figür 1930'larda Coca Cola firmasının reklam kampanyası için üretilmiş. Yani bugün Müslüman evlerine kadar girmiş bulunan Noel Baba aslında Hıristiyan değerlerinden çok modern kapitalizmin bir simgesi."

Ayşe Hür, Radikal Gazetesi’nde 29 Aralık 2013 günü yayınlanan “Kâfir işi güzel icatlar: Noel ve Yılbaşı” başlıklı yazısında malumatfuruşluk yaparken bahse konu hatayı yapmış:

"Nast’ın siyah-beyaz Noel Baba figürünü, renklendirmeyi akıl eden kişi 1924 yılında, kapitalist tüketimin sembol içeceği Coca-Cola için reklâmlar tasarlayan İsveçli grafikçi Haddon Sundlom oldu. Bu buluş sayesinde, o tarihe kadar esas olarak sıcak mevsimlerde içilen Coca-Cola’nın kış aylarında da tüketilmeye başladığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Ayrıca, figürün yaratılış hikâyesini bilmeyen biri için, Santa Claus gibi aziz bir kişinin renklerini taşıyan bir içeceğin, iddia edildiği gibi kötü bir içeriğe sahip olamayacağı bilgisinin bilinçaltına yerleştirilmesi de kolay olmuştu. "

Ayşe Hür, yukarıdaki yazısının içeriğini aynen kullandığı 1 Ocak 2012 tarihinde Taraf Gazetesi’nde yayınlanan “Noel Baba’ya karşı Geyikli Baba” başlıklı yazısında da aynı hatayı yapmıştı:

Nilay Örnek’in Akşam Gazetesi’nde yayınlanan “Paha biçilemez Karaköy” başlıklı 21 Ocak 2013 tarihli köşe yazısından:

'NOEL BABA'YI COCA COLA İCAT ETMİŞ' DESEM!
KARAKÖY gezimizin duraklarından biri olan Meryem Ana Kilisesi'nde; ziyarete açık bölümde küçük gümüş gemiler görüyoruz... Bunlar güvenli yolculuklar için Ayios Nikolaos'a (Malum, Aya Nikola aslında Antalyalı, pamuk sakallı ve tam bir deniz adamı; çocukların ve denizcilerin azizi) şükranlarını sunan denizciler tarafından yaptırılmış. 
Rehberimiz Saffet Emre Tonguç, bu noktada bir hikaye anlatıyor: 'ABD'yi sarsan 'Büyük Buhran' döneminde Coca Cola, halkın moralini düzeltmek (ve satışlarını da artırmak) için bir kampanya başlatıyor. Denizcilerin Azizi'ne kendi renklerinden kırmızı ve beyaz şapkalar, kıyafetler giydirerek tanıtım yapıyor, hediyeler dağıtıyor ve Noel Baba böyle doğuyor!' İnanamamıştım ama doğrulama yaptım! 
Günümüzdeki Noel Baba imajı karikatürist Thomas Nast'ın 1863 yılında Harper's Weekly dergisinde yayınlanan çizimlerine dayanıyor. Ama çizer Haddon Sundblom, 1931 yılından itibaren 'yaz aylarıyla' özdeşleşen Denizlerin Azizi'ne yine yaz ve sıcakla özdeşleşen ama kışın da içilmesi istenen Coca-Cola için firmanın renklerinde kalın kıyafetler giydiriyor. Ve popüler imaj böyle doğuyor!

Denizcilerin ve çocukların koruyucusu Demreli Aziz Nikola, Coca Cola çizeri Haddon Sundblom'ın elinden çıkma çizimlerle 'Noel Baba' imajına kavuştu!

Yalçın Bayer’in Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan 29 Aralık 2011 tarihli “Noel Baba!..” başlıklı yazısı:

"Bugünkü Noel Baba’nın yüzü, Amerikalı karikatürist Haddon Sundblom’un eseridir. 1931 yılında Coca-Cola’nın reklamı için çizdiği figürde, arkadaşı ve Coca-Cola dağıtıcısı Lou Prentiss’in yüzünü resmeder. Arkadaşının ölümünden sonra da, bir ayna karşısına geçerek kendi yüzünü çizer. 1964 yılına kadar da her Noel’de ufak tefek değişiklikler yapar."

İrfan Özfatura’nın Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan “İz Bırakanlar” başlıklı 27 Aralık 2009 tarihli köşe yazısından:

"Haddon Sundblum dahi Thomas Nast gibi bir ressamdır ancak o "duvarda resmin olcaana, alemde ismin olsun" der, reklam sektörüne oynar. Noel Baba'nın eline Cola şişesini tutuşturuverir ve kasası dolarla dolar. (1931) Hatta Baba'yı külahından çizmesine kadar kola renklerine (kırmızı beyaz) boyar. İlerleyen yıllarda Noel Baba sadece kapitalist çarkları yağlamaya yarar. Yok oyuncak şirketleri, yok çikolatacılar..."

Yaşar Süngü’nün Yeni Şafak Gazetesi’nde 31 Aralık 2008 tarihinde yayınlanan “Coca Cola”nın Noel Baba”sı” başlıklı yazısından:

Biliyorsunuz her yılbaşında alışveriş merkezlerinde ortaya çıkan beyaz sakallı, kırmızı giysili Noel Baba bugünkü imajını Amerika''da Coca Cola sayesinde kazandı.
Coca Cola ile bütün dünyaya tanıtılan beyaz sakallı, kırmızı giysili Noel Baba çizimi İsveçli Haddon Sundblom isminde bir ressamın.
Bu resim, Coca Cola''yı çocuklara sevdirmek, yaz içkisinin kış aylarında da içilmesini teşvik etmek amacıyla 1931 yılında başlatılan bir reklam kampanyası için çizilmiş.
Önce yılbaşında dağıtılan Coca Cola takvimlerinde kullanılan çizim, daha sonra Noel Baba sembolü olarak benimsenmiş.
* * *
Aziz Nicholas Akdeniz kıyısında muhtemelen Antalya''da 4. yüzyılda yaşamış bir piskopos.
St. Nicholas tüm varlığını ihtiyacı olanlara, acı çekenlere, hastalara yardım ederek harcamayı seçmiş.
Bu hayırseverlik zamanla bir efsaneye dönüşmüş.
Coca Cola da bu efsaneyi 1931 yılından bu yana giydirdiği kırmızı beyazlı Noel Baba kıyafetiyle kapitalizmin hizmetçisi yapmayı başardı.

Sunay Akın’ın Şalom Gazetesi’nde yayınlanan 18 Aralık 2013 tarihli “Noel Baba Nasrettin Hoca’ya karşı” başlıklı yazısından:

"Noel Baba, Ren geyiklerinin çektiği kızağını bir ressama borçludur: Amerikalı ressam Thomas Nast, Moore’un şiirinden etkilenerek Noel Baba’nın resmini yapar ve onu Ren geyiklerinin çektiği bir kızağa oturtur. ‘Tombul ve tıknaz’ olan Noel Baba, kahkaha attığında ‘hop hop’ oynayan ‘yuvarlacık göbeği’yle tüm dünyada tanınmasına neden olan turuna 1930’larda çıkar. Renkleri olan kırmızı ve beyazdan Noel Baba’ya bir elbise diken Coca Cola, ‘yaşlı, neşeli bir cin’ e benzeyen ve Haddon Sundblom’un çizdiği bu sevimli ihtiyarı düzenlediği reklam kampanyasının kahramanı olarak tüm dünyaya tanıtır."

Sunay Akın, aynı içeriğin yer aldığı Cumhuriyet Gazetesi’nde 20 Aralık 2009 tarihinde yayınlanan yazısında da aynı hatayı yapmıştı.

Ayşe Özek Karasu, Habertürk Gazetesi’nde yayınlanan 1 Ocak 2012 tarihli “Tek sorun bacadan girmesi olsaydı…” başlıklı yazısını, Noel Baba’nın geçmişini bilmeyip araştırmadan kaleme almış:

"Hikâye malûm. Noel Baba dediğin, biraz kuzey mitologyalarından biraz güneyden, yani bizim Demre ya da Myra’dan apartma bir figür. İşte Demre’nin Aziz Nikola’sı, Kuzey Avrupa kıyılarının Sinterklaas’ı ve daha yığınla efsanenin art zamanda harmanlanması neticesinde ortaya çıkan bir fenomen. Ve şu da malum; Coca Cola’nın 1930’larda çıkan o meşhur reklam kampanyası olmasa, Noel Baba asla ve asla tek tip figüre dönüşemeyecekti. O eski çizimlerdeki, yer yer orman cinini andıran haliyle kalacaktı."

Yurt Gazetesi’nden Hakan Gülseven’in “Sünnetli Noel Baba’nın Not Defteri” başlıklı 1 Ocak 2014 tarihli yazısından:

"‘Noel Baba’ figürünü Hıristiyanlık değil, yılbaşına doğru satışlarını artırmak için reklam kampanyası yapan Coca Cola icat etmiştir. İnsanlığa hiçbir faydası olmayan bu gazlı içeceğin 1931’deki reklam kampanyasında, Haddon Sundblom adlı karikatüristin çizdiği Noel Baba figürü, ‘Amerikan Emperyalizmi’yle beraber dünyaya yayılmıştır."

Kaynak:

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve Köşe Yazarlarımız

ceza muhakemeleri usulü kanunu1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, kısaca CMUK, 2004 yılında ilga oldu ve “usul” kelimesini kaybederek 5271 sayılı Ceza Mukamesi Kanunu‘na, yani CMK’ya 2004 yılında evrildi. Bu dönüşümün üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen bazı köşe yazarları hâlâ mülga CMUK’a referans verme hatasına düşmekte.

Muhtesip, 2010 yılında bu yazarları ifşa etmişti. Ancak, aradan geçen zamanda bu
hatayı sürdürmekte ısrar eden yazarları ifşa etmekte fayda var:

Mehmet Ali Tekin, Yeni Akit Gazetesi’nde 6 Aralık 2015 günü yayınlanan “Cezaevi mi ıslah evi mi?” başlıklı yazısında mülga CMUK’un gözden geçirilmesini talep etmiş:

Öncelikli iş... CMUK ve Ceza ve Tevkifevleri İç Yönetmeliği, baştan sona gözden geçirilmelidir...

Şükrü Alnıaçık’ın, Ortadoğu Gazetesi’nde 4 Aralık 2015 tarihinde yayınlanan “Demokles’in su tabancası” başlıklı yazısından:

Hadi solu anladık!.. Sol oldum olası suçtan, suçludan, vurandan kırandan yanadır. CMUK'la yatar TCK'yla kalkar ve idam cezasına başından beri karşıdır.

Umur Talu’nun Habertürk Gazetesi’nde yayınlanan 24 Ekim 2015 tarihli “Hep böyle olmaz tabi” başlıklı yazısından:

Canlı bomba eylem yapmadan tutuklanmaz şiarı ise hakikaten demokrasi ve hukukun, insan hakları ve CMUK’un özü.

İbrahim Kiras’ın Star Gazetesi’nde 10 Şubat 2012 tarihinde yayınlanan “Gözünün üstünde kaşın var suçlaması” başlıklı yazısından:

Üstelik İlker Başbuğ’un anayasanın açık hükmüne rağmen Yüce Divan yerine CMUK’un ilgili maddesine dayanılarak özel yetkili mahkemede yargılanması yargı sistemi açısından ayrı bir tartışma konusu oldu.

Cengiz Çandar’ın Radikal Gazetesi’nde 10 Şubat 2012 tarihinde yayınlanan “Ya ‘polis-yargı devleti’ veya” başlıklı yazısından:

Özel yetkili mahkemeler, başındaki ‘özel’i bir ‘genel’ uygulamaya çevirdiler. CMUK’un 250. maddesi, TMK ve TCK’nın bazı maddeleri ‘nalıncı keseri’ gibi herkesin ‘şüpheli vatandaş’ olarak sigaya çekilmesine, ‘terör örgütü kurmak ve yönetmek’ suçlamaları altında tutuklanmalarına imkân veriyor.

Selahattin Duman’ın Vatan Gazetesi’nde 4 Aralık 2011 tarihinde yayınlanan “Vicdan denen o kantar Bursa’da şeftali” başlıklı yazısından:

Hem cezası yok denecek kadar az hem de Avrupa standartlarına uyarlanmış “Ceza Muhakemeleri Usul Yasamız” izin vermiyor

Derya Sazak’ın Milliyet Gazetesi’nde 3 Haziran 2010 tarihinde yayınlanan “CMUK Seyfi” başlıklı yazısından:

CMUK, açık adıyla Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’ndaki değişiklikle, işkenceyi önlemek için, gözaltında avukat bulundurma olanağı tanınmıştı. Seyfi Oktay’ın bu değişiklik için Meclis’te nasıl gece gündüz ter döktüğüne tanığız.

Yalçın Bayer’in Hürriyet Gazetesi’nde 18 Şubat 2010 tarihinde yayınlanan “İktidarın Edirne duyarsızlığı” başlıklı yazısından:

CMUK’nun yoruma açık hükümlerini kullanarak, askeri personel ve yargı bürokrasisini, kendiyargılama usulleri dışında, iktidarın özel görevlendirdiği iddia edilen yargı görevlileri tarafından, şüpheli soruşturma usullerine tabi tutmak giderek telafisi zor neticeler doğurma tehlikesi taşımaktadır.

Yine Yalçın Bayer’in 18 Haziran 2010 tarihli “Yargıçlara ‘ayar’ mı” başlıklı yazısından:

Anayasa’nın değişik 90. maddesi, AİHS’nin, CMUK’a göre  uygulama önceliği olduğunu amir bulunuyor. Yargıtay Hukuk Dairesi, yargıçları bu hususu göz önüne almış görünüyorlar.

Ve yine Yalçın Bayer’in 20 Eylül 2010 tarihli “Türkiye’ye 2. sınıf ithal et getiriliyor” başlıklı yazısından:

Yaşları 90’a gelen Evren, Nejat Tümer ve Tahsin Şahinkaya’nın CMUK’a göre zaten zamanaşımı nedeniyle yargılanması olanaksızdır.

Ergün Babahan’ın Star Gazetesi’nde 6 Ekim 2010 tarihinde yayınlanan “Hopalı’ya kefilim” başlıklı yazısından:

İnsanları bulunmadığı ortamlarda, savunma hakkı vermeden suçlamak CMUK öncesi polis zihniyetine yakışır açıkçası

Bekir Hazar’ın Takvim Gazetesi’nde 22 Eylül 2010 günü yayınlanan “GYBH’in kafası attı” başlıklı yazısından:

CMUK yasasını iyi öğrenmek lazım. OHAL kalktı malunuz…

CMUK’un ilga olduğu Bekir Hazar’ın malumu değil anlaşılan…