Etiket arşivi: Gözde Altıntaş

Gözde Altıntaş ve Dolaylı/Dolaysız Vergiler

Gözde Altıntaş, Milat Gazetesi’nde 8 Temmuz 2016 günü yayınlanan “Vergi denetimi kaç Başlı?” başlıklı köşe yazısında vergi denetimine değinirken dolaylı ve dolaysız vergilerin vergi adaleti üzerindeki etkisi hakkında temel bir yanlış yapmış:

"Vergide adaletsizliğin en önemli göstergelerinden biri kazanç üzerinden alınan dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payıdır. Türkiye'de bu oran yüzde 30'dur. Diğer bir ifade ile toplanan 100 TL verginin sadece 30 lirası kazanca göre tahsil edilmektedir."

Dolaysız vergiler değil, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı vergi adaletsizliğinin en önemli işaretlerinden biridir.

Dolaylı-Dolaysız vergiler, vergi adaleti açısından şu şekilde karşılaştırılabilir:

Dolaysız vergiler, vergi mükellefi ile ödeyicisinin aynı olduğu, kişi ve kurumlardan elde ettikleri gelir düzeyine göre alınan vergilerdir. Bu vergilerde vergi mükellefinin, kendisine düşen vergi yükünü başkalarına yansıtma olanağı bulunmamaktadır. Gelir vergisi, emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi dolaysız (doğrudan) vergilere örnektir. 

Dolaylı vergiler, mal ve hizmet kullanımından kaynaklanan vergilerdir. Vergiye tabi mal ve hizmetlerden yararlanan herkes, gelir düzeyi ne olursa olsun aynı oranda vergi öder. Bu vergilerde vergi mükellefi ile ödeyicisi farklıdır. KDV ile özel tüketim vergisi, dolaylı vergiler arasında yer alır.

Dolaysız vergiler dolaylı vergilere göre daha adaletlidir. Çünkü, dolaysız vergiler genellikle kişiselleştirilebilen (subjektif) niteliktedir. Kişiselleştirilebilen vergiler kişilerin ödeme güçlerine göre ayarlanabilmekte ve uyumlaştırılabilmektedir. Özellikle en az geçim indirimi, artan oranlılık (matrah arttıkça vergi oranının artması) ve ayırma ilkesinin (gelirin elde edildiği kaynağa göre farklı vergilendirme rejimine tabi tutma) bu kişiselleştirmede payı büyüktür.

Dolaylı vergilerde nihai yükümlünün yani vergiyi fiilen yüklenenin kim olduğu bilinmemektedir. Sonuçta bu vergilerin yükümlüleri anonim olmak durumundadır. Bu nedenle verginin yükümlüsünün ekonomik ve sosyal duruma uyumlaştırılması düşünülemez. O halde, dolaylı vergiler kişiler arasında ayırım yapmayan objektif karakterli vergiler olmaktadır.

Dolaysız vergilerde çok geliri olan yükümlüden çok vergi almak ya da gelirin kaynağı farklı olan yükümlülerden farklı vergi almak olanaklı olduğu halde, dolaylı vergilerde aynı malı tüketen yükümlülerden gelir seviyesi ne olursa olsun (farklı bile olsa) aynı vergiyi almak gerekmektedir.

İlaveten Gözde Hanım’ı kendisini Birgün Gazetesi’nde yayınlanan “dolaylı vergiler neden adaletsiz?” başlıklı metne yönlendirelim:

Dolaylı vergiler, çoğunlukla farkında olmadan verdiğimiz, bazen pazarlıkla kaçınmaya çalıştığımız vergi türleridir. Türkiye özelinde bunların iki ana kalemi vardır: KDV ve Özel Tüketim Vergileri. Tabii bunlara çeşitli benzer nitelikli vergileri, harçları vs. de ekleyebilirsiniz. Dolaylı vergileri nihai tüketiciler beyanname vererek ödemezler; alış veriş eylemi sırasında öderler.

Dolaylı vergiler bu nedenle, vergi ödeyenin ödeme gücüne karşı kayıtsızdır. Hangi gelir düzeyinde, hangi sosyal konumda olursanız olun, aynı mal veya hizmet üzerindeki vergileri aynı miktar veya oranda ödersiniz. Bu nedenle de dolaylı vergiler gayri adil vergi grubunda sayılır. Bu vergileri daha adil kılmak için yapacağınız oran farklılaştırmaları fazla çözüm getirmez. Örneğin, KDV'de düşük gelirli kesimlerin tükettiği mal ve hizmet gruplarını daha düşük vergileyebilirsiniz, ama bunun bir sınırı vardır; yüksek gelir gruplarının tükettiklerini daha yüksek vergilemenin de sınırları vardır. Dolaylı vergileri, ödeme gücüne göre artan oranlı bir yapıya sokamazsınız.

Ayrıca iktidarın sınıfsal niteliği ve dolaysız vergileri tahsil etmedeki isteksizliği de ayrı bir sınır getirir. Örneğin Türkiye'de manzara böyledir. Dolaysız denilen gelir vergisi ve kurumlar vergisi gibi gelir ve kar üzerinden alınan vergiler ile motorlu taşıtlar vergisi ve emlak vergisi gibi mülkiyet üzerinden alınan servet vergilerinin toplam içindeki payı giderek azalmaktadır. Emlak vergisi bir belediye vergisi olduğu için dışarda bırakılırsa, sayılan üç dolaysız verginin toplam vergi gelirleri içindeki payı, bu yılın ilk 10 aylık verilerine göre, yüzde 28.8' e gerilemiş bulunmaktadır. Ters açıdan bakılırsa, dolaylı vergiler toplam vergi gelirlerimizin yüzde 71.2'sine 2004 yılı itibariyle erişmiş bulunmaktadır. 2005 yılı bütçesinde bunun yüzde 75'e doğru çıkışına devam etmesi beklenmektedir.