Etiket arşivi: Gökhan Özcan

Kelebeklerin Ömrünün Sadece 1 Gün Olduğunu Düşünen Köşe Yazarları

İnsan ömrünün kısalığına ve zamanın önemine ilişkin feyizli hikayelerin olmazsa olmazıdır “kelebeklerin ömrünün 1 gün olduğu” hurafesi.

Kelebeklerin ömrü kısadır. Ancak, ömürleri sadece 1 (yazıyla bir) gün değildir. Genel kabul görmüş bu inanış yanlıştır.

Kelebeklerin ömürleri türlerine göre farklılık gösterir. Karşılaştıkları (hava, bitki örtüsü gibi) koşullar ile büyüklükleri de yaşam sürelerini etkiler. Ergin bir kelebeğin ortalama yaşam süresi 20-40 gün arasındadır (Daha fazlası için Teyit.org’un “Kelebeklerin sadece bir gün yaşadığı efsanesi doğru değil” başlıklı analizi, Biyologlar.com’un “Kelebeklerim Yaşam Döngüsü” başlıklı yazısı ya da “Life Span of Monarch Butterflies” başlıklı yazı okunabilir).

Kelebeklerin ömrü 1 gün değildir; ancak, ömrü 1 gün olan başka bir canlı vardır: Mayıs sineği. Ama konumuz bu değil.

Kelebeklerin Yaşam Döngüsü

Araştırıp, doğruyu bulup, basma kalıp laflardan, klişelerden, ezberlerden uzaklaşması beklenir köşe yazarlarından. Ancak kelebeklerin ömrü konusunda da bu durum söz konusu olamamış gibi.

Örnekleri aktaralım:

Gökhan Özcan‘ın Yenişafak Gazetesinde 10 Haziran 2013 günü yayınlanan “Hayat kaç gün?” başlıklı yazısından:

"Pisi pisi otlarının üstünde beyaz bir kelebek uçuşuyor. "Kelebeğin ömrü sadece bir gündür" diyor işin erbabı. İnsanların da öyle..."

İşin erbabı?

Neyse, devam edelim.

Mustafa Tezcan’ın Milat Gazetesindeki 2 Ocak 2017 tarihli “Yaşam sporu” başlıklı yazısından:

"Bazı kelebek türlerinin ömrünün 1 gün olduğu bilinir. Aynı gün içinde doğar, yaşar ve ölür."

Yaşar Sökmensüer’in Hürriyet Gazetesinde 16 Aralık 2010 günü yayınlanan “Kelebek ömrü” başlıklı yazısından:

"HER kelebeğin ömrü gerçekten bir gün müdür bilmiyorum." 

...

"Ve -takibi gerekenler dışında- sayfalarda kanatlanan bir çok haberin ömrü, aynı gün/o gün tükenir. Kelebek ömrü, işte. Zaten gazeteciler de erken ölür, hep öyle söylüyor haberden değil ama haberciden uzun ömürlü istatistikler. Ama her gün, hatta her an... Yani bir günlük ama tüm ömrünce hiç usanmadan, yılmadan, heyecanını yitirmeden kanat çırpan kaç canlı var?"

Bilmiyorum diyip geçiştirivermiş. Keşke biraz araştırsaymış.

Nil Aldemir’in T24’teki 1 Temmuz 2010 tarihli “Bir güve masalı: İstanbul çıplak!” başlıklı yazısından:

"İlk başlarda açık havada yemek yerken “Ay git bakayim keh keh,” “Benim parfümüm çiçek kokuyo, ondan,” türü nazik kelebek kovuşturma metotları uygulayan İstanbul sosyetesi, kâh ‘karnımda kelebekler uçuşuyor,’ ‘böbreğimde kelebekler zonkluyor’ türü aşk göndermelerine saygı zorunluğundan, kâh 1 günlük ömrü olduğu düşünülen bu hayvancağıza terbiyesizlik yapmamak düşüncesinden, olayı bozuntuya vermedi. “Ay tatlım hep bana geliyor, tabii hamam böcüsü olsa şu karşıdaki kokoşa giderdi” diye içten içe gurur duyanlar bile oldu."

 

“Nush ile uslanmayana etmeli tekdir, Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir”i Atasözü Sanan Köşe Yazarları

1825-1880 arasında yaşamış olan Ziya Paşa’nın 1870 yılında kaleme aldığı ünlü Terkîb-i Bend adlı eserinden bir beyt:

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

Terbiye ve yola getirme konusunda sıklıkla dile getirilen dizelerdir.

Günümüz Türkçesiyle anlamı ise şu şekilde aktarılabilir: “Nasihat ile yola gelmeyeni azarlamalı, azardan anlamayanın hakkı dayaktır”

Ziya Paşa’nın kaleminden aruz vezniyle çıkan mısralar olmasına rağmen köşe yazarları tarafından çoğunlukla “atasözü” ya da “eskilerin deyimi” olarak nitelenir. Kimi bu mısraları yani bir bakıma vecizeyi atasözü olarak tanımlar. Kimi zaman da doğru şekilde aktarılmaz.

Genellikle “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” şeklinde yanlış kullanılır. Bu durumu bir örneği aşağıdaki görselde ve köşe yazarlarından aktardığımız hatalarda görülebilir:

Abbas Güçlü, Milliyet Gazetesindeki “Dayak Utancı” başlıklı 15 Nisan 1999 tarihli köşesinde Ziya Paşa’nın beytini kısaltıp dayakta tekdire gerek görmeden nasihatten sonra kısa yola başvurmuş ve bu beyitleri deyim olarak tanımlama hatasına düşmüş:

"Kızını dövmeyen dizini döver. Dayak cennetten çıkmadır. Eti senin kemiği benim. Nush ile uslanmayanın hakkı kötektir. Öğretmenin vurduğu yerde gül biter... Dayakla terbiye konusunda dilimize yerleşmiş yukarıdaki gibi tam 64 deyim var."

Ahmet Hakan, Hürriyet Gazetesinde 13 Mayıs 2009 günü yayınlanan “Allah’ın sopası yok” başlıklı yazısında “Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir” şeklinde olan dizeyi farklı aktarmış:

"Bülent Ersoy telefon bağlantısıyla katıldığı yayında, “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir” dizesinin hakkını verircesine Ali Bulaç’a ayar üstüne ayar veriyor."

Hadi Uluengin, Hürriyet Gazetesinde 23 Mart 1999 tarihli “Ültimatom” başlıklı yazısında hem dizeyi farklı aktarmış hem de Ziya Paşa’nın mısralarını eski söz olarak nitelemiş:

"ESKİ söz, ‘nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir', Holbrooke'un Miloseviç'e dün akşam nihai ‘tekdir'i yani ‘ültimatom'u vermesinden sonra ve eğer Sırp lider yine geri adım atmazsa, uluslarası camianın Kosova'da mutlaka ve mutlaka harekete geçmesi gerekiyor."

Gökhan Özcan, Yenişafak Gazetesinde22 Ekim 1999 günü yayınlanan “Büyük adamlara ibret drajeleri” başlıklı yazısında kısayolu kullanıp 2 mısrayı birleştirmiş:

"Gerekçeli "nush ile uslanmayanın hakkı kötektir" mevzuatı."

Fatih Altaylı da Habertürk Gazetesinde 1 Mart 2017 günü yayınlanan “Havuz kozunu kullanmalılar” başlıklı yazısında ilk dizeyi farklı aktarmak yanlışına düşmüş:

"“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir."

Emre Aköz, Sabah Gazetesinde 19 Ekim 2007 tarihinde yayınlanan “Ne biçim demokratsın” başlıklı yazısında Ziya Paşa’nın mısralarını deyişe çevirmiş:

"Dün tezkereden sonra yapılacaklara ilişkin tahminimi şu deyişle özetlemiştim: 'Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir'."

Yalvaç Ural, Milliyet Gazetesinde 15 Nisan 2007 günü yayınlanan “Anibal gelsin de gör!” başlıklı yazısında Ziya Paşa’nın beytini eskilerin öğretisine çevirmiş:

"Korkutmak, şiddetten önce başvurulan bir yol. Yani, eskilerin öğretisiyle, "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!""

Mehmet Barlas’ın Sabah Gazetesinde 1 Mart 2006 günü yayınlanan “Tavsiye ve nasihat vermek çizgisinde bir dış politika” başlıklı yazısında ilk dizeyi tahrif etmiş:

"Hatta bu sırada "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir/ Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" gibi özlü dizeler bile seslendirilir."

Osman Gençer, Yeni Asır Gazetesinde 5 Eylül 2004 günü yayınlanan “Yuh!..” başlıklı yazısında bahse konu mısraları atasözü olarak belirtmiş:

""Nush ile (nasihat) uslanmayanı etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" atasözü bizim olmaya bizim de tekdirin bunca medeni biçimini bir "Yuh" içine sığdırıp hemen köteğe geçmeye kalkmak yirmi birinci yüzyılı adımlayan bir ulusun kültürüne artık yakışmıyor."

Ruhat Mengi, Sabah Gazetesinde 5 Aralık 2000 günü yayınlanan “Havana purosu, Küba dostları ve kompleksler” başlıklı yazısında Ziya Paşa’nın beytini atasözü addetmiş ve biraz tahrif etmiş:

"Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir... Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" demiş büyüklerimiz, ağızlarına sağlık!"

Hıncal Uluç da Sabah Gazetesindeki 24 Haziran 205 tarihli “Ziya Paşa’nın deyişleri!..” başlıklı yazısında beyti tahrif edenlerden olmuş:

"İlkokuldayken, annem söz dinlemediğimiz için ağbimle beni babama şikayet ettiğinde, parmağını şaka ile karışık sallar ve "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" derdi.."

Baskın Oran‘ın T24’teki 24 Şubat 2017 tarihli “Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP” başlıklı yazısında söz konusu dizeleri “özdeyiş” olarak adlandırma ve ilk dizeyi farklı aktarma yanlışına düşmüş:

"Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir, Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir özdeyişini uyguladı hep; pek de nush ve tekdir’e aldırmadan."

Serdar Dinçbaylı, Fanatik Gazetesindeki “Nush, tekdir ve kötek” başlıklı yazısında ilgili mısraları “laf” olarak nitelemiş:

"Nush (nasihat) ile uslanmayanı etmeli tekdir (azarlama), tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir (dayak). Çok sevdiğim bir laftır. Yanlışta ısrar edenler için söylenmiştir."

Ali Karahasanoğlu, Yeni Akit Gazetesindeki 6 Kasım 2016 tarihli “Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” başlıklı yazısında bahse konu beytin Ziya Paşa’ya ait olduğunun rivayet olunduğunu söyleyip, araştırmaya tenezzül edememiş ve  “yola gelmeyen” kısmını “uslanmayan”la değiştirmiş:

"Cümlenin tamamı, “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” şeklinde.. Ziya Paşa’ya ait olduğu söylenir.."

Çetin Altan, Milliyet Gazetesinde 24 Ağustos 2006 günü yayınlanan “Öfke patlamaları ve öfkenin ruhsal zemberekleri” başlıklı yazısında “Nush”u “laf”a çevirmiş:

"Ve Ziya Paşa'nın ünlü beyti:"Laf ile yola gelmeyeni etmeli tekdirTekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir""

 

* İşbu ihtisapta Muhtesip.com arşivinden faydalanılmıştır.