Etiket arşivi: Elif Ergu

NASA’nın Pahalı Uzay Kalemi Geliştirirken Sovyetlerin Kurşun Kalem Kullandığı İddiası ve Köşe Yazarları

Ünlü uzay geyiklerindendir:

“ABD’nin uzay araştırma birimi NASA, astronotların uzayda yerçekimsiz ortamda yazabilmeleri için 10 yılda 12 milyon dolarlık yatırım yaparak değiştirilebilir kartuşlu tükenmez kalem geliştirir. Buna karşılık Ruslar, kozmonotları için çok daha az maliyetli ve çok daha pratik biz çözüm bulur: Kurşunkalem”

Yıllardır bu hikaye, kimi zaman fıkra kimi zaman da gerçekmiş gibi anlatılageldi.

Köşe yazarlarının malumatfuruşluğunu aktarmadan önce bu hikayeye/fıkraya dair başlıca bilgileri aktaralım:

  • Sıradan tükenmez kalemlerde mürekkebin kalem ucundaki bilyeye ilerlemesi için yerçekimi gerekir.
  • 1967 öncesinde astronotlar, bilye uçlu tükenmez kalemlerin yerçekimsiz ortamda yazamaması nedeniyle mecburen kurşunkalem kullanırlar.
  • Ancak, kurşun kalemin kolayca kırılabilmesi ve parçacıkların yer çekimsiz ortamda etrafta dolanarak astronotlar ve ekipmanlar için tehlike arz etmeye başlaması endişe oluşturur. Bu durum karşısında alternatif arayışları başlar.
  • NASA, 1965 yılında Gemini Projesi için Tycam Engineering Manufacturing şirketinden birim başına 128.89 dolara 34 adet mekanik kurşunkalem satın alır ve savurganlıkla suçlanır.
  • Bu noktada, Fisher marka meşhur kalemi bulan Paul Fisher adlı Amerikalı mühendis devreye girer. Fisher’in 2 yılda 2 milyon dolar yatırımla geliştirdiği kalem, 100 yıldan uzun raf ömrüyle uzayda, eksi 45 dereceden 200 dereceye her ısıda, yağlı ve ıslak yüzeyde ya da yukarı doğru dik vaziyette yazabilir.
  • NASA, testlerin ardından birim başına 6 dolar ödeyip 400 adet Fisher tükenmez kalemi satın alır.
  • Sovyetler Birliği de, 1969 yılında Soyuz seferlerinde kullanmak üzere 100 adet tükenmez ve 1000 kartuş satın alır.
  • Fisher marka tükenmez kalemler 1967 yılındaki Apollo 7’nin uzay seferinden bugüne tüm uzay seferlerinde astronotların ve kozmonotların kullandığı kalem haline gelir.

Yukarıdaki resimde 1967 yılındaki Apollo 7’nin uzay seferinde Walter Cunningham’ın elindeki Fisher marka uzay kalemi görülebilir.

Bu açıklamadan sonra köşe yazarlarına dönecek olursak, konuyu fıkra şeklinde aktarıp hataya düşmekten kurtulanlar mevcut:

Hıncal Uluç, Sabah Gazetesinde 10 Temmuz 2003 tarihinde “Ne olacak bu Galatasary’ın hali” başlığıyla yayınlanan yazısında, bu mevzuyu fıkra şeklinde aktarmış:

"FIKRA 

Nasa mühendisleri uzaya ilk astronot gönderme denemelerine başladığı zaman tükenmez kalemin yerçekimsiz ortamda yazmadığını keşfederler. Mürekkep yazılacak yüzeye akamamaktadır. Bu problemi çözmek için Andersen Consulting Firması ile anlaşırlar. 10 yıl ve 12 milyon dolar harcanır. Donma noktasından daha düşük sıcaklıklardan 300 dereceye kadar, yerçekimsiz ortamda kullanılabilen, yukarı- aşağı doğru su altında ve kristal yüzey dahil her yüzeye yazabilen bir kalem geliştirirler. Ruslar ne yapmış peki? Kurşun kalem kullanıp meseleyi çözmüşler"

Tamer Müftüoğlu da Dünya Gazetesinde 26 Aralık 2014 günü yayınlanan “İnovasyon fıkraları” başlıklı yazısında bu konuyu fıkra olarak aktaranlardan olmuş:

"NASA uzaya astronot göndermeye başladığında tükenmez kalemlerin yer çekimi olmayan ortamlarda çalışmadığını fark etti. Yerçekimi olmayan ortamlarda mürekkep kağıt üzerine akmadığı için yazmak mümkün olmuyordu. 

Bu sorunun çözümü NASA’ya 10 yıl ve 12 milyon dolara mal oldu. NASA’nın 10 yılının alternatif maliyetini ölçmeye kalkarsanız çözüm maliyeti herhalde birkaç yüz milyon doları bulurdu. 

Ama sonunda, maliyeti çok yüksek olsa da sorunu çözmeyi başardılar. Yerçekimi olmayan ortamlarda da yazı yazabilen tükenmez kalemi icat ettiler. 

Uzay yarışını Amerika ile sürdüren Ruslar bu sorunu nasıl mı çözdüler? Bir çözüm bulabildiler mi? Evet, Ruslar da bu sorunu çözdüler: Hem de Amerika çözümü ile mukayese edildiğinde akıl almayacak kadar ucuza mal ederek! 
Nasıl mı? Tükenmez kalem yerine kurşun kalem kullanarak!"

Halbuki, ancak fıkra mahiyetinde değerlendirilebilecek bu olayı gerçek addederek okuyucularına didaktik öğeler sunmaya çalışırken hataya düşen köşe yazarları da yok değil:

Güntay ŞimşekHabertürk Gazetesinde tarihinde başlığıyla yayınlanan yazısında konu hakkında malumatfuruşluk yaparken faka basmış::

NASA'nın tükenmez kalemi uzayda tükenirse

Bilindiği üzere günlük hayatımıza giren birçok teknolojik gelişmenin ilk kaynağında havacılık ve uzay endüstrisi var. Mesela, Tempur markasıyla satılan yataklarda kullanılan teknolojinin kaynağında ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) bulunuyor.
Bu yatak uzay araçlarındaki astronotların oturma konforu ve 'g-kuvveti' koruması için 1970'lerde, NASA Ames Araştırma Merkezi'nde geliştirildi. Doksanlı yılların ortasından itibaren ise normal piyasada pazarlanabilen mamule dönüştü.
İşte bu NASA, yer çekimi ortamında yazabilecek tükenmez kalem için ciddi araştırma-geliştirme çalışması yapmış, paralar harcamış, neticeye varmış. Amaç uzayda astronotların problem yaşamadan not almalarını, yazı yazmalarını sağlamak.
NASA yetkilileri, tükenmez kalem işinde başarı elde edince, Rus meslektaşlarıyla konuyu paylaşmak istemişler;
'Uzayda yazabilen tükenmez kalem geliştirdik. Astronotlar rahat edecek.'
Ruslar gayet sakin bir şekilde;
'Ne gerek var. Kurşun kalem kullansınlar.'"

Meral Tamer, Milliyet Gazetesinde 17 Aralık 1999 günü yayınlanan “De Bono ile saçmalama özgürlüğü” başlıklı yazısında Güntay Şimşek’ten geri kalmamış:

"Bildiğimiz tükenmez kalemler uzayda işe yaramazlar. NASA uzmanları uzun süre yerçekimsiz ortamda kullanılabilecek bir tükenmez kalem üzerinde çalıştılar. Bu iş için binlerce dolar harcayarak hidrojen basınçlı bir tükenmez kalem geliştirmeyi başardılar. O sırada Ruslar da aynı sorunu yaşıyordu. Ama onlar kavramsal düşünerek çok daha kolay bir çözüm buldular: Kurşun kalem kullandılar."

Elif Ergu da Vatan Gazetesinde “Rusya’da nasıl iş yapılır” başlığıyla 21 Ocak 2011 günü yayınlanan yazısıyla malumatfuruşluk yaparken yakalananlardan oldu:

"Çok bilindik bir anektod var ama bilmeyenler için yazalım: NASA uzaya astronot gönderdiğinde tükenmez kalemlerin yerçekimi olmayan ortamda çalışmadığını fark etti. Bu problemin çözümü NASA’ya 10 yıla ve 12 milyon dolara mal oldu. Öyle bir tükenmez kalem ürettiler ki, bu kalem yerçekimsiz ortamda, suyun altında, sıfırın altında 300 santigrat dereceye kadar yazı yazmaya olanak sağlıyordu. 

Peki Ruslar ne yaptı? Kurşun kalem kullandı."

Mehmet Şeker de Yenişafak Gazetesinde 8 Ekim 2002 günü yayınlanan “Vatan’da tören” başlıklı yazısında bu hatadan geri kalmamış:

"UZAY KALEMİ 

NASA mühendisleri, uzaya ilk astronot gönderme denemelerine başlandığı zaman, tükenmez kalemin yerçekimsiz ortamda yazmadığını keşfederler. Mürekkep, yazılacak yüzeye akamamaktadır. Bu problemi çözmek için, Andersen Consulting firması ile anlaşırlar. 10 yıl ve 12 milyon Dolar harcanır. Donma noktasından daha düşük sıcaklıklardan 300 dereceye kadar, yerçekimsiz ortamda kullanılabilen, yukarı-aşağı doğru, su altında ve kristal yüzey dahil her tür yüzeye yazabilen bir kalem geliştirirler. Ruslar ne yapmış peki? Bu kadar masraf yerine "kurşun kalem" kullanıp meseleyi çözmüşler. (Cambaz'dan Nihat'a teşekkür.)"

Yararlanılan kaynaklar:

“Urfa’da Oxford Vardı Da Biz Mi Gitmedik” Sözü vs. Köşe Yazarlarımız

“Urfa’da Oxford Vardı Da Biz Mi Gitmedik” sözüne çoğu kişi aşinadır ve bu sözün sahibinin İbrahim Tatlıses olduğunu düşünüyordur. Ancak, ‘Urfa’da Oxford vardı da okumadık mı?’ sözünün sahibi konusunda bir kargaşa bulunmakta.

Gani Müjde, anılan sözün kendisine ait olduğunu iddia etmekte. 2006 yılına Vatan Gazetesi’nde yayınlanan yazısında Gani Müjde konuyu şu şekilde aktarmışdı:

Urfa’da Oxford yoktu… 
Ben yazdım oldu… 
Bilkent Urfa'da kolej açacakmış.
Hürriyet bu güzel haberi "İbrahim Tatlıses'in Oxford hayali gerçekleşiyor" gibi bir başlıkla verince düzeltme gereği hissettim.
Bakın son defa yazıyorum, bi' daha yazmam.
Bu kaynaktan alıntı yapınız...
Belki inanmayacaksınız ama bir zamanlar uğur yücel bu ülkenin en popüler komedyeniydi. sahneye çıktığı her yer tıka basa dolar, kahkahalara gark olan mekânda ayakta bile yer bulunmazdı.
İşte o günlerden birinde yeşil kabare'de sahneye çıkan Uğur Yücel, benden sahnede yaptığı İbrahim Tatlıses taklidi için bir metin yazmamı istemişti.
Ben de içinde bu cümlenin de yer aldığı metni yazmıştım. “Evet cahilim” diyordu sahnedeki İbrahim Tatlıses… “Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık kardeşim?” 
Tamam Uğur Yücel taklidi çok başarılı yapıyordu ama bu cümleyi İbrahim Tatlıses değil, hatta Uğur da değil, netice itibarı ile ben söylemiştim.

Gani Müjde böyle iddia etse de, İbrahim Tatlıses TV1’de katıldığı bir programda nasıl okumayı yazmayı öğrendiğini anlatırken “Urfa’da oxford mudur neydir işte, okul yoktu ki biz okuyalım” cümlesini kullanmıştı (bkz ilgili kayıt – 3.03’te İbrahim Tatlıses bahse konu cümleyi sarfediyor).

Hangisi bu sözü daha önce söyledi ve telifi kime ait şu an kestiremiyoruz. Ancak, İbrahim Tatlıses’in bu sözün kendine ait olduğunu iddiasında bulunmaması ve Gani Müjde’nin bu konudaki ısrarcı tutumu, sözün ilk kez Gani Müjde’nin kaleminden çıktığını düşünmemize vesile oluyor.

Muhtesip, bu konuda yanlış yapan köşe yazarlarını şu ve bu ihtisaplarda afişe etmişti; ancak, üzerinden geçen zaman hasebiyle bu sözü İbrahim Tatlıses’e aitmişçesine alıntılayan köşe yazarları listesini paylaşmakta fayda var: Hakkı DevrimReha MuhtarGüneri Civaoğlu, Mehmet Ali BirandGüven SakYüksel AytuğElif Ergu...

Cengiz Çandar ise bu söylemi alıp 27 Haziran 2009 günü Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan “Süryani hayali, Kürt ve Arap gerçeği…” başlıklı yazısında teze çevirmiş:

Muhterem Peder Saliba Özmen, tam 640 yıl Süryani Kadim Kilisesi’nin Patriklik Makamı olan Deyruzzafaran’a Oxford’dan geldi. Oxford’dan Teoloji doktorası sahibi. Böylece” dedim “İbrahim Tatlıses’in Urfa’da Oxford vardı da gitmedik mi şeklindeki tezi çöktü. Mardin’de Oxford mu vardı. Ama Peder Saliba, Mardin’den Oxford’a gitmiş işte...”

oxford universitesi