Etiket arşivi: Derya Sazak

Dünyanın İlk Kadın Savaş Pilotunu Karıştıran Köşemenler

Dünya tarihindeki ilk kadın savaş pilotunun Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen olduğu iddiası oldukça popülerdir.

Sabiha Gökçen tarihteki ilk Türk kadın savaş pilotudur. 1936 yılında yaptığı pilotlukla her ne kadar dünyanın ilk kadın savaş pilotu dalında Guinness dünya rekoru kendisine ait görünse de Sabiha Gökçen’den önce savaş pilotluğu yapan kadınlar mevcuttur.

Eugenie Mikhailovna Shakhovskaya (Евгения Шаховская – Yevgenya Şahovskaya), Lyubov A. Golanchikova, Helen P. Samsonova, Nadeshda Degtereva, Sophie A. Dolgorukaya ve Marie Marvingt gibi isimler I. Dünya Savaşında savaş pilotu olarak göre almaları nedeniyle bu ünvanı Sabiha Gökçen’in elinden almaktadırlar. 1913 doğumlu Sabiha Gökçen daha 2 yaşındayken, yani 1915 yılında bu isimler savaş pilotluğu yapmışlar.

Çeşitli kaynaklarda yer alan bilgiye göre tarihteki ilk kadın savaş pilotu 1. Dünya Savaşı’na katılan Prenses Yevgenya Şahovskaya’dır. Prenses Şahovskaya I. Dünya Savaşında Rus ordusunda topçu ve keşif uçuşları yapmıştır.

Yukarıda ismi sayılan diğer kadın pilotlara gelecek olursak Helen P. Samsonova Rus ordusunda keşif pilotluğu, Prenses Sophie A. Dolgorukaya, Nadeshda Degtereva, Lyubov A. Golanchikova test pilotluğu yapmıştır. Nadeshda Degtereva ise 1915’te Galiçya’da keşif uçuşu yaparken yaralanıp ilk savaş gazisi kadın pilot ünvanını kazanmıştır. Ruslar bu isimleri Guinness’e tescil ettirmemiş ya da ettirememiş galiba.

Emre Aköz‘ün Sabah Gazetesinde 6 Mart 2011 tarihinde “Muğlalı ayıbı bitiyor ya Sabiha Gökçen?” başlığıyla yayınlanan yazısından:

""Dünyanın ilk kadın savaş pilotu" olsa da... Kadın-çocuk demeden, Kürt köylerini bombalayan bir insanın adı havaalanına verilir mi? Milyonlarca Kürdü üzmeye ne gerek var?"

Güntay Şimşek‘in Habertürk’te 11 Ekim 2014 günü yayınlanan “Gökyüzünün altın kadınları” başlıklı yazısından:

"1937 yılında dünyanın ilk kadın savaş pilotu olarak tarihe geçen Sabiha Gökçen, 1950 yılında Kore Savaşı’na katılmak istemiş, ancak Birleşmiş Milletler’in mevzuatları gereği, kadınlar aktif olarak askerlik yapamadığından kabul edilmemiştir."

Senai Demirci‘nin Diriliş Postası’nda 8 Mart 2017 günü “Tunç eli” başlığıyla yayınlanan yazısından:

"Hatırlayacağımız ikinci kadın ise Sabiha Gökçen. Ömrünün son demlerinde adının verildiği havalimanı açılışı vesilesiyle meydana çıktı. Çok yaşlanmıştı, güçlüklü ayakta duruyordu. Allah’tan insaflı gazetecilerden biri sordu da, son nefeslerinde günahıyla yüzleşti: “Dersim’de [kadınların çocukların bebelerin de içinde olduğu] sivilleri bombaladınız mı?” Güya ilk kadın savaş pilotu diye kahramanlaştırdığımız soykırım suçlusu titrek sesiyle cevap verdi: “Ben bana verilen emirleri uygularım. Hem, elli kiloluk bombanın ne şeyisi olur…”muş. Pişman bile değildi."

Sevinç Çokum’un Türkiye Gazetesindeki 26 Mart 2001 tarihli “Sabiha Gökçen” başlıklı yazısından:

"Ata'nın manevi kızı olmak nasıl bir ayrıcalıksa, ülkenin ilk kadın havacısı ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu payelerini taşımak da öylesine bir farklılık..."

Ali Kocatepe’nin Yeni Asır’da 8 Mart 2015 günü yayınlanan “Bugün kadınlar günü” başlıklı yazısından:

"Sabiha Gökçen (1913-2001) Dünyanın ilk kadın savaş pilotu..."

Cemil Yıldız’ın Türkiye Gazetesinde 18 Ocak 2010 günü yayınlanan “Diş Kanatlar 7 Düvele Uçuyor” başlıklı yazısından:

""İstikbal göklerdedir" sözüyle havacılığın önemine dikkat çeken Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'in, 1936'da, dünyanın ilk kadın savaş uçağı pilotu olarak görev almasından sonra, pek çok genç kız onun yolundan yürüdü."

Derya SazakMilliyet Gazetesinde 18 Kasım 2011 tarihinde yayınlanan “Dersim ve Atatürk” başlıklı yazısında daha ileri giderek Sabiha Gökçen’in ilk kadın pilot olduğunu iddia etmiş:

"Atatürk’ün manevi kızı, ilk kadın pilot Sabiha Gökçen’in “Atatürk’ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti” kitabında Dersim anıları da yer alıyor. Gökçen’in anılarını Oktay Verel kaleme almış, Türk Hava Kurumu (1981) yayımlamış."

Mustafa Kemal Atatürk’ün Sabiha Gökçen’e sözleri ile bitirelim:

“Teşekkür ederim Gökçen…Beni çok mutlu ettin. Şimdi artık senin için planladığım şeyi açıklayabilirim…Belki de dünyada ilk askerî kadın pilot olacaksın. Bir Türk kızının dünyadaki ilk askerî kadın pilot olması ne iftihar edici bir olaydır tahmin ediyorsun değil mi? Şimdi derhal harekete geçerek seni Eskişehir Askerî Tayyare Okulu’na göndereceğim. Orada özel bir eğitim göreceksin.”

Kaynaklar:

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve Köşe Yazarlarımız

ceza muhakemeleri usulü kanunu1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, kısaca CMUK, 2004 yılında ilga oldu ve “usul” kelimesini kaybederek 5271 sayılı Ceza Mukamesi Kanunu‘na, yani CMK’ya 2004 yılında evrildi. Bu dönüşümün üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen bazı köşe yazarları hâlâ mülga CMUK’a referans verme hatasına düşmekte.

Muhtesip, 2010 yılında bu yazarları ifşa etmişti. Ancak, aradan geçen zamanda bu
hatayı sürdürmekte ısrar eden yazarları ifşa etmekte fayda var:

Mehmet Ali Tekin, Yeni Akit Gazetesi’nde 6 Aralık 2015 günü yayınlanan “Cezaevi mi ıslah evi mi?” başlıklı yazısında mülga CMUK’un gözden geçirilmesini talep etmiş:

Öncelikli iş... CMUK ve Ceza ve Tevkifevleri İç Yönetmeliği, baştan sona gözden geçirilmelidir...

Şükrü Alnıaçık’ın, Ortadoğu Gazetesi’nde 4 Aralık 2015 tarihinde yayınlanan “Demokles’in su tabancası” başlıklı yazısından:

Hadi solu anladık!.. Sol oldum olası suçtan, suçludan, vurandan kırandan yanadır. CMUK'la yatar TCK'yla kalkar ve idam cezasına başından beri karşıdır.

Umur Talu’nun Habertürk Gazetesi’nde yayınlanan 24 Ekim 2015 tarihli “Hep böyle olmaz tabi” başlıklı yazısından:

Canlı bomba eylem yapmadan tutuklanmaz şiarı ise hakikaten demokrasi ve hukukun, insan hakları ve CMUK’un özü.

İbrahim Kiras’ın Star Gazetesi’nde 10 Şubat 2012 tarihinde yayınlanan “Gözünün üstünde kaşın var suçlaması” başlıklı yazısından:

Üstelik İlker Başbuğ’un anayasanın açık hükmüne rağmen Yüce Divan yerine CMUK’un ilgili maddesine dayanılarak özel yetkili mahkemede yargılanması yargı sistemi açısından ayrı bir tartışma konusu oldu.

Cengiz Çandar’ın Radikal Gazetesi’nde 10 Şubat 2012 tarihinde yayınlanan “Ya ‘polis-yargı devleti’ veya” başlıklı yazısından:

Özel yetkili mahkemeler, başındaki ‘özel’i bir ‘genel’ uygulamaya çevirdiler. CMUK’un 250. maddesi, TMK ve TCK’nın bazı maddeleri ‘nalıncı keseri’ gibi herkesin ‘şüpheli vatandaş’ olarak sigaya çekilmesine, ‘terör örgütü kurmak ve yönetmek’ suçlamaları altında tutuklanmalarına imkân veriyor.

Selahattin Duman’ın Vatan Gazetesi’nde 4 Aralık 2011 tarihinde yayınlanan “Vicdan denen o kantar Bursa’da şeftali” başlıklı yazısından:

Hem cezası yok denecek kadar az hem de Avrupa standartlarına uyarlanmış “Ceza Muhakemeleri Usul Yasamız” izin vermiyor

Derya Sazak’ın Milliyet Gazetesi’nde 3 Haziran 2010 tarihinde yayınlanan “CMUK Seyfi” başlıklı yazısından:

CMUK, açık adıyla Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’ndaki değişiklikle, işkenceyi önlemek için, gözaltında avukat bulundurma olanağı tanınmıştı. Seyfi Oktay’ın bu değişiklik için Meclis’te nasıl gece gündüz ter döktüğüne tanığız.

Yalçın Bayer’in Hürriyet Gazetesi’nde 18 Şubat 2010 tarihinde yayınlanan “İktidarın Edirne duyarsızlığı” başlıklı yazısından:

CMUK’nun yoruma açık hükümlerini kullanarak, askeri personel ve yargı bürokrasisini, kendiyargılama usulleri dışında, iktidarın özel görevlendirdiği iddia edilen yargı görevlileri tarafından, şüpheli soruşturma usullerine tabi tutmak giderek telafisi zor neticeler doğurma tehlikesi taşımaktadır.

Yine Yalçın Bayer’in 18 Haziran 2010 tarihli “Yargıçlara ‘ayar’ mı” başlıklı yazısından:

Anayasa’nın değişik 90. maddesi, AİHS’nin, CMUK’a göre  uygulama önceliği olduğunu amir bulunuyor. Yargıtay Hukuk Dairesi, yargıçları bu hususu göz önüne almış görünüyorlar.

Ve yine Yalçın Bayer’in 20 Eylül 2010 tarihli “Türkiye’ye 2. sınıf ithal et getiriliyor” başlıklı yazısından:

Yaşları 90’a gelen Evren, Nejat Tümer ve Tahsin Şahinkaya’nın CMUK’a göre zaten zamanaşımı nedeniyle yargılanması olanaksızdır.

Ergün Babahan’ın Star Gazetesi’nde 6 Ekim 2010 tarihinde yayınlanan “Hopalı’ya kefilim” başlıklı yazısından:

İnsanları bulunmadığı ortamlarda, savunma hakkı vermeden suçlamak CMUK öncesi polis zihniyetine yakışır açıkçası

Bekir Hazar’ın Takvim Gazetesi’nde 22 Eylül 2010 günü yayınlanan “GYBH’in kafası attı” başlıklı yazısından:

CMUK yasasını iyi öğrenmek lazım. OHAL kalktı malunuz…

CMUK’un ilga olduğu Bekir Hazar’ın malumu değil anlaşılan…