“Şu Mektepler Olmasa Maarifi Ne Güzel İdare Ederdim” Sözünün Sahibini ve Amacını Yanlış Anlayan Yazarlar

“‘Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim’ sözü kime ait?” sorusu aslında oldukça karmaşık bir yanıta sahip.

“Maarif ne güzel olurdu şu okullar olmasaydı” gibi alternatif versiyonları da sonradan türetilmiş olan bu sözün Osmanlı’da II. Abdulhamid döneminde Maarif Nazırlığı (Milli Eğitim Bakanlığı) görevini üstlenen biri tarafından söylendiği biliniyor. Net olarak bilinmeyen şey ise bu sözün kim tarafından söylendiği. Çünkü ortada, öne çıkan 3 kişi var: Osmanlı Maarif Nazırları Emrullah Efendi, Haşim Paşa ve Zühtü Paşa (Bu sözü Cumhuriyet Dönemi Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali  Yücel’e hatalı şekilde atfedenler de mevcut). Ve elimizde sözün kaynağına dair rivayetlerden öte geçecek sahih bir kaynak yok.

Vecizenin atfedildiği kişileri ve atıfların kaynağı olan kişilerin bazılarını sıralayalım:

  • Osmanlı Maarif Nazırı Emrullah Efendi (1859-1914)
    • Eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı
    • Nihat Büyükbaş (Osmanlı İnsan Yetiştirme Düzeni ve Türkiye Cumhuriyetinin Kuruluşuna Etkileri, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: XXIX, Kasım 2013, Sayı: 87, sf. 213),
    • Hasan Pulur (Olaylar ve insanlar: 1991-1992, 1994, sf. 229) (Hasan Pulur daha sonraki köşe yazılarında isim belirtmemiştir)
  • Osmanlı Maarif Nazırı Mustafa Haşim Paşa (1843-1920)
    • İlhan Selçuk (Mustafa Kemal’in saati, 1969, sf. 189)
    • Demirtaş Ceyhun (Kod adi: ulu hakan, 1998, sf. 298)
    • Bozkurt Güvenç (Demirel’e yazdıklarım, 2005, sf. 323)
    • Bediî Faik (Matbuat basın derkeen, 2001, Medya, 1. cilt, sf. 53)
    • Necdet Sakaoğlu (Osmanlı’dan Günümüze Eğitim Tarihi, 2003, sf. 113)
    • Yahya Akyüz (Maarif Nazırı Haşim Paşa ile İlgili Orijinal Bir Belge ve Bazı Eğitimsel Görüşler, Sorunlar”, Belleten Dergisi, Türk Tarih Kurumu, Temmuz 1981, Sayı 179, sf: 205)
    • Ferruh Gerçek (Türk müzeciliği, 1999, sf. 123)
    • Demirtaş Ceyhun (Ah Şu Osmanlı, Tanıtım Yazııs)
  • Osmanlı Maarif Nazırı Zühtü Paşa (1833-1902)
    • Haldun Hürel (İstanbul’u geziyorum gözlerim açık: bir İstanbul kültür kitabı, 2005, sf. 546)

Falih Rıfkı Atay bu sözü 1966 yılında yayımlanan “Pazar Konuşmaları 1941-1950” adlı kitabında (sf. 158), Necip Fazıl Kısakürek de 1959 tarihli “Başmakalelerim 2” adlı kitabında herhangi bir isim zikretmeden bir Osmanlı nazırı tarafından söylendiğini belirtir. Bülent Ecevit de 1976 yılında yayınlanan “Türkiye 1965-1975” adlı kitabında (sf. 132) aynı yöntemi izleyerek herhangi bir isim belirtmeden vecizeyi aktarır. Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1986 tarihli “Resme başlarken” adlı kitapta (sf. 131) aynı yöntemi izler.

Söze ilişkin kafa karışıklığı sadece söyleyeniyle sınırlı değil. Yukarıda aktarılan kaynaklar incelendiğinde sözü söylerkenki amaca dair 2 iddianın ön plana çıktığı görülmektedir:

  • “Lâtife” ve “hiciv” maksatlarıyla söylemiştir.
  • Görev yapılan dönemdeki mekteplerin sistem içindeki yeri nedeniyle böyle bir yorumda bulunulmuştur (Eski Eğitim Bakanı Nabi Avcı’dan dinleyelim: “o dönemde maarif sistemimizin temel gövdesini, ana yapısını medreseler teşkil ediyor. Mektep, o günlerde yeni yeni kullanılmaya başlanmış bir tabir. Daha çok İstanbul´da, sefarethanelerin sağında solunda açılmış olan, sefarethanelerin kanadı altında faaliyet gösteren bu müesseseler, Emrullah Efendi´nin de çok başını ağrıtmış. Adamcağızın şikâyeti, o çok sınırlı sayıdaki, o özel kurum, çok ayrı bir gruba, bir okul türüne ait bir vasıf. Onlar için söylüyor ´Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim´ sözünü“).

Söyleme amacı sanıldığının aksine “ironi” olan söz zamanla -özellikle eğitim sektöründeki- idarecilere “beceriksizlik” ve “cehalet” atfı için kullanılır hale gelmiş durumda (Örneğin, sözün atfedildiği kişilerden biri olan Emrullah Efendi, Ocak 1920-Şubat 1911 ile Aralık 1911-Temmuz 1912 arasında 2 defa Milli Eğitim Bakanlığı yapmış, öğretmenlik,  müdürlük ve Meclis-i Maarif üyeliği görevlerini üstlenmiş, eserler ortaya koymuş ve Osmanlı’da eğitim sisteminde reform niteliğinde önemli adımlar atmış bir isim. Milli Eğitim Bakanı olduğu halde temel görevi olan eğitimin idaresini okullar olmadan daha iyi yapacağını iddia edecek kadar cahil biri değildi. Söyleme maksadının farklı olabileceği aşikârdır).

Sözün müellifi hakkındaki kafa karışıklığı köşe yazarları arasında da mevcut. Temel olarak Emrullah Efendiciler ve Haşim Paşacılar olarak 2’ye ayrılmış gözüküyorlar. Tespit edilenleri sıralayalım:

2004 yılı öncesinde internet kaynaklarında müellifine dair açık bilgi pek yer almayan bu sözün sahibi basılı yayınlarda Haşim Paşa olarak geçmekteydi. 2004 yılı sonrasında ise internetin etkisiyle rüzgârın Emrullah Efendi tarafından esmeye başladığını ve köşe yazarlarının büyük çoğunluğunun sözün sahibinin Emrullah Efendi olduğunu iddia etmeye başladığını görüyoruz.

Sözün sahibi hakkında tefrikaya düşülmesi bu durumda “normal” diyebiliriz.

Peki, ya bu sözü “ciddi ciddi” söylenmiş zannedenler ya da sözün muhteviyatına dair hataya düşenlere ne demeli?

Onları aktaralım:

Mehmet Çelik, Güneş Gazetesi‘nde yayınlanan “Problem sistemde değil, insan unsurunda” başlıklı 20 Eylül 2017 tarihli yazısında sözü çok yanlış anladığını aşikâr etmiş ve marjinal öneriler sunmuş:

"Gerçi gerçeği yaklaşık 150 sene önce bir eğitim nâzırımız söylemişti: “Şu okullar olmasaydı, eğitimi ne güzel idare ederdim!” diye… Ama ders alan olmamıştı!.. Yine de ders alan çıkmayacak!.. Bence, hakikat bu: Okulları kökten kapatmak!.."

Mutlu Tönbekici, Vatan Gazetesi’nde “Temiz gıda talebi tali bir konu değildir!” başlıklı 25 Mayıs 2012 tarihli yazısında sözdeki ironiyi anlamadığını gözler önüne sermiş:

"Bazen hepimizden kurtulmak mı istiyorlar acaba diye düşünmeden edemiyorum. Kimimizi hızla, kimimizi yavaş yavaş öldürerek “Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim!” diyen Emrullah Efendi aklıma geldi. Yukarıda birileri “Şu halk olmasa devleti ne güzel idare ederdik” diyor olabilir mi?"

Cüneyt Özdemir, Radikal Gazetesi‘ndeki “Askeri Hariklar Kumpanyası” başlıklı 7 Ağustos 2011 tarihli yazısında vecizeyi bir hayli yanlış aktarmıştı:

"Neydi o meşhur söz “Milli eğitimi daha iyi yönetmek istiyorsanız okulları kapatın” mıydı?"

Oğuz Dizer’in Fanatik Gazetesi’ndeki “Şu mektepler olmasaydı!” başlıklı 16 Şubat 2010 tarihli yazısı da manayı yanlış aktaranlardan:

"Maarif vekili demiş ki 'şu mektepler olmasaydı, maarifi ne güzel idare ederdim' diye. Polat'ta 'şu 90 dakikalar olmasaydı, Galatasaray'ı ne güzel idare ederdim' demiş midir?"

İsmail Türk, Yeniçağ Gazetesi‘ndeki “Şu teşkilatlar olmasa” başlıklı 12 Şubat 2013’teki yazısında sözü çok ciddiye almış:

"Abdülhamit’in devrinin son Maarif Nâzırı Mustafa Hâşim Paşa boşuna dememiş: “Şu mektepler olmasaydı, maarifi ne güzel idare ederdim” diye.Merhum nâzırımız hayallerini gerçekleştirme şansı bulamadan, şöyle keyiflice bir nâzırlık yapamadan gözleri açık gitti... Ve o da dâhil olmak üzere o günden bugüne kadar gelip geçen maarif nazırlarımız da çilesi hâliyle dolmadı. Hâlbuki merhum nâzırımız işin formülünü tâ o günlerden keşfetmişti. Mektepler kapanacak, maarif vekâletimiz mis gibi olacaktı..! Hâşim Paşa mektepleri kapatamadı ama muhtemelen benzer dertten muzdarip olan Devlet Bahçeli, Hâşim Paşa’dan ilham alarak parti teşkilatlarını teker teker kapatmaya başladı."

Rauf Tamer, Posta Gazetesi’ndeki 9 Nisan 2017 tarihli “Pazar Kahvesi” başlıklı yazısında anlam kaydırması yapmış:

"Sayın Kılıçdaroğlu, senin slogan tuttu dostum, atışa devam. Zaten “Şu okullar olmasaydı, maarifi ne güzel yönetirdik.” Not: 17 Nisan günü okullar sahiden tatil."

Fuat Atik de Yeni Şafak Gazetesi‘ndeki 3 Nisan 2014 tarihli “Millet olmasaydı iktidara gelirdik” başlıklı yazısında sözdeki ironiyi fark edemeyenlerden olmuş:

"İttihatçı Mili Eğitim Bakanı Emrullah Efendi "Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim" demişti ya… Bunların durumu da o noktada. Millet olmasa iktidara da gelirler!"

Mustafa Özel Yeni Şafak Gazetesi’nde 18 Haziran 2000 tarihinde yayınlanan “Stratejist liderlere muhtacız” başlıklı yazısının stratejisini yanlış mana üzerine kurmuş:

"Strateji ihtiyacı, rekabetten kaynaklanıyor. Rekabet olmasaydı, şirket yönetimi problem olmayacaktı. "Okullar olmasaydı şu Milli Eğitimi ne güzel idare ederdik" diyen bakan gibi, rekabet olmasaydı strateji geliştirme zahmetine de katlanmayacaktık."

Faruk Çakır, Yeni Asya Gazetesi’nde “Ne olacak bu eğitimin hali?” başlıklı yazısında aynı hatayı yapmış:

"“Şu okullar olmasaydı, Millî Eğitimi ne güzel idare ederdim” diyen zamanın ‘bakan’ı haksız değilmiş. Gerçekten de pek çok devletin nüfusundan daha fazla öğrenciye sahip olan Türkiye’de, idaresi en zor konulardan biri de eğitimdir."

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*