Reha Muhtar’la Cemal Süreya’nın Soyadından Harf Atma Hikayesi

Reha Muhtar, Vatan Gazetesi’nde yayınlanan 9 Ocak 2016 tarihli “Bir gün ölürsem öldüğüm gün değil; doğduğum günü hatırlayın…” başlıklı yazısında Cemal Süreya’yı ölüm yıldönümü nedeniyle konu edinirken, yine “araştırmaya – teyit etmeye” önem vermeyen bilindik tavrıyla “masal” anlatmayı seçmiş ve birtakım hatalar yapmış.

Basit bir matematik hatasıyla başlayalım:

"1990 yılının 9 Ocak günü, tam yirmibeş yıl önce bugün ölüyor Cemal Süreya..."

2016-1990=26. Cemal Süreyya vefat edeli 26 yıl oldu.

"Birkaç Cemal Süreya sözünü nakletmek istiyorum ustanın yirmibeşinci ölüm yıldönümü nedeniyle..."

Yirmialtıncı!

Reha Muhtar, Cemal Süreya’nın soyadındaki ikinci y’nin atılmasını “Sezai Karakoç’la girdiği iddia”ya bağlamış:

Cemal Süreya ve Sezai Karakoç üniversitede sınıf arkadaşılar... Sınıflarında Muazzez Akkaya isminde bir kız var... İki arkadaş da Muazzez Akkaya'ya aşıklar... Sınıfta gün boyu, Muazzez'e duydukları sevgiyi anlatan şiirlerini birbirlerine okuyorlar...

*** 

Zamanla iki genç şairin; sınıf arkadaşları Muazzez'e duydukları aşk kızışıyor ve iki genç "kim Muazzez'le çıkacak?.." diye bir iddiaya tutuşuyorlar... İddiaya göre, kaybeden taraf büyük bir bedel ödemeye razı oluyor... Bu bedel, ikisine de bedensel ve fiziksel bir zararı dokunmayacak, ancak ömür boyu üzerlerinde kalacak bir bedel olacak... 

***

İddiayı Cemal Süreyya kazanır ve kızla çıkarsa; Sezai Karakoç'un ismi Sezai Karkoç olarak değişecek... Kızla Sezai Karakoç çıkacak olursa, Cemal Süreyya'nın ismi, Cemal Süreya olarak değişecek... İddiayı Sezai Karakoç kazanıyor... Cemal Süreyya'nın soyadındaki y'lerden biri atılıyor...

Aktardığı hikayenin bir kısmının doğruluk payı olsa da, çoğunluğu külliyen yanlış.

cemal süreya sezai karakoç

Sezai Karakoç’un “Muazzez Akkaya aşkı”na ilişkin hikayeler mevcuttur. Mona Roza şiirindeki -sonradan bozulan- akrostiş de bunun bir eseridir denir. Hikaye odur ki, Sezai Karakoç Muazzez Akkaya’ya olan platonik aşkını hiç açıklayamamış ve içine gömmüştür.

Hikayeden öteye geçecek olursak, Reha Muhtar’ın aktardığı “Muazzez Akkaya ile çıkma iddiası” hikayesinin gerçek olamayacağının basit bir nedeni var: Muazzez Akkaya’nın ta kendisi.

Yıllar sonra Ahmet Hakan, Muazzez Kaya’nın kızı ile irtibata geçmişti. Kızı, annesinin Sezai Karakoç’un aşkından haberdar olmadığını söylemişti:

"Annem Mülkiye’de okumuş. Öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. Grace Kelly tipinde. Pingpong şampiyonu olmuş okulda. Bugün anneme Sezai Karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. Annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. Ama şunu anımsıyor: Paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! Babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. Annem Hazine avukatlığından emekli oldu. Maliye Bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. Maalesef geçen hafta babamı kaybettik."

Muazzez Akkaya ise Sezai Karakoç’un ilgisini fark ettiğini belirtip, “çıkma” gibi bir durumun olmadığını gözler önüne sermişti:

"Adına yazılan bu muhteşem şiirler ilgili ilk kez konuşan Muazzez Akkaya hayal kırıklığı yarattı. Akkaya "Okul yıllarında bana olan ilgisini fark etmiştim; bu şiiri yazdığını da biliyordum, ama ben aynı yakınlığı duymamıştım. Belki bir yerde karşılaşırsak bir merhaba derim. Allah hepimize uzun ömür versin." şeklinde konuştu."

Tabii ki, Sezai Karakoç cephesinden üstadın bu konudaki ketum tutumu nedeniyle bir bilgi yok…

Ancak, Reha Muhtar gibi bazı hikayeciler, vaziyetten nemalanıp uydurmayı sürdürür:

"Muazzez Hanım, Karakoç’un bir iddia nedeniyle kendisi ile çıktığını öğrenir ve başka sorunlarının da etkisiyle okulu bırakır, memleketine; Yani Sakarya’nın Geyve ilçesine geri döner. Bu durum Karakoç’u o kadar üzer ki Muazzez Hanım’a ithaf ettiği ve en bilinen akrostiş şiirlerden olan “Mona Rosa“yı yazar."

Muazzez Hanım’ın sözleri, bu iddianın da gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor.

Hikayenin aslı ise Cemal Süreya’nın ifadeleriyle şudur:

Üvercinka, güvercin kanadından kısaltılarak elde edilmiş bir sözcük. Barışa, aşka dayatmaya dönük… “Elma” şiirinde, adındaki “Y” harflerinden birini attığını ilan eder. Nedeni, kendi anlatımına göre, arkadaşıyla bir telefon numarası üzerine girdiği iddiayı kaybetmesidir. Söz konusu telefon numarası, Üvercinka’nın… 

Cemal Süreya, “O zaman çok güvenirdim belleğime. Telefon numaralarını falan kaydetmezdim. Belki de kaydetmediğim için kalırdı. Ona dedim ki, eğer bu böyleyse, ismimden bir harf atarım dedim. Kaybedince, ismimde harf aradım, iki tane olandan birini atmak daha uygun geldi.” der.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir