Ömer Ekinci ve Hz. Ali’nin Kufe Valiliği

Ömer Ekinci, 9 Eylül 2015 günü Star Gazetesi’nde yayımlanan “Erkek deveye erkek diyebilmek, erkekçe!” başlıklı köşe yazısında, Hz. Ali’yi Kufe valisi yapmış.

Vaktin birinde Muaviye Şam’da, Hazreti Ali ise Küfe’de validir. Aralarında husumet vardır, savaş çıktı çıkacak.

Vali atayan Halife Hz. Ali’yi, Kufe valisi addetmek de ilginç bir cahillik ya da dikkatsizlik.

Kaynak:

 

Omer Ekinci 9 Eylül 2015

Yusuf Ziya Cömert ve Nefs-i Levvame

Yusuf Ziya Cömert, “Aylan Bebek Bize Sorulunca” başlıklı 7 Eylül 2015 tarihli Yeni Şafak Gazetesi’ndeki köşe yazısında tam anlamıyla çuvallamış.

Detayları inceleyelim:

'Nefs-i Levvame.' 'Kınayan nefs.' Ahali, ekseriyetle gözünü 'Nefs-i mutmainne'ye diktiği için, 'levvame'yi fazla konuşan olmaz. Ben, 'nefs-i levvame'yi güzel buluyorum. (Hasan Kaçan, kulakları çınlasın, çok söylerdi bu lafı, ilk mucidi o mudur bilemem: Keşke herkes öyle olsa.)

Öyle değil malesef Yusuf Bey, öyle değil!

Nefs-i levvame, “kendisini kınayan, işlediklerinden dolayı pişmanlık duyan ve kendini hesaba çeken nefis” anlamına gelir. Çünkü, nefs-i levvame Hasan Kaçan’ın bulamayacağı kadar eski bir ifade olup, Kur’an-ı Kerim’de de geçmektedir.

Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de insan nefsini üç sınıf olarak değerlendirmektedir. Bunlardan biri insanı kötülük yapmaya teşvik eden nefs-i emmâre (Yusuf,12/53), ikincisi kötülüklerden dolayı kendini kınayan nefs-i levvâme (el-Kıyame, 75/2), üçüncüsü ise, Allah’ın şeriatından bir sapma göstermeden dosdoğru yürüyen ve bu halinden dolayı tatmin olan nefs-i mutmainne (el-Fecr, 89/27) dir.

Allah Teâlâ, Kıyamet suresinde kıyametin mutlaka gerçekleşeceğini ortaya koymak üzere kıyamet gününe, peşinden de nefs-i levvâme üzerine yemin etmektedir.

“Kıyamet gününe yemin ederim. Pişmanlık duyan nefse (nefs-i Levvâmeye) yemin ederim “, (el-Kıyame, 75/ 1-2).

Bilmeyen, öğrenmeye de hevesli olmayan köşe yazarları işte…

Yusuf Ziya Comert 7 Eylul 2015 kose yazisi

Kaynaklar:

Yusuf Ziya Cömert’in 7 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.yenisafak.com/yazarlar/yusufziyacomert/aylan-bebek-bize-sorulunca-2020639

Nefs-i Levvame’nin Kur’an’daki yeri ve anlamı: http://samil.ihya.org/ansiklopedi/nefs-i-levvame.html

Yiğit Bulut ve Köşe Yazısı Tekrarı ve İntihali

Kısa geçelim.

Yiğit Bulut’un Star Gazetesi’nde yayımlanan 7 Eylül 2015 tarihli “Yeniden aynı soru?” başlıklı köşe yazısı, Türkiye İş Kadınları Derneği Başkanı Nilüfer Bulut’un daha önce www.tikad.org.tr üzerinden yayımlanan yazısının birebir aynısı.

Gerçi Yiğit Bulut aynı yazıyı 5 Eylül 2014 tarihinde kullanmış ilk kez.

Bu durumda 2 ihtimal var. Ya Yiğit Bulut, Nilüfer Bulut’un yazılarını yazıyor ya da Nilüfer Hanım’ın yazılarını birebir kopyalıyor.

Her iki ihtimal de birbirinden kötü.

Kaynaklar:

Yiğit Bulut’un 7 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://haber.star.com.tr/yazar/yeniden-ayni-soru/yazi-1054854

Nilüfer Bulut’un bahse konu yazısı: http://www.tikad.org.tr/baskaninkonusmalari/sayfa348.html

Yiğit Bulut’un 5 Eylül 2014 tarihli köşe yazısı: http://haber.star.com.tr/yazar/turkiye-guvenlik-ozgurluk-dengesini-saglayan-ender-ulkelerden/yazi-936031

Yigit Bulut 7 Eylul 2015

TIKAD yazi

Mehmet Barlas ve Ömer Seyfettin’in Gizli Mabedi

Mehmet Barlas, 7 Eylül 2015 tarihinde Sabah Gazetesi’nde yayımlanan köşe yazısında Ömer Seyfettin’in “Gizli Mabet” adlı öyküsüne değinmiş. Ama hikayeyi biraz yanlış aktarmış.

Mehmet Barlas, aynı yanlışı sadece 7 Eylül 2015 günkü köşe yazısında yapmamış. Geçmişte 5 tekrarı var.

Öncelikle 1 Kasım 2009 tarihli köşe yazısından hikayenin doğrusunu okuyalım:

Yabancıların bizi anlamalarında da özellikle biçimsel sorunlar vardır.
Mesela Ömer Seyfettin'in "Gizli Mabet"inin kahramanı Sermet bir yabancıyı (Frenk) bir yaşlı İstanbul kadınının (Sermet'in süt annesi) evinde konuk eder.
Sermet ertesi sabah bu yabancının tuttuğu notlardaki şu satırları okur:
- ... Sabahleyin gayet erken uyandım. Yataktan kalktım... Ayaklarımın ucuna basarak dışarı çıktım. Karşıda bir oda vardı. Kapısı aralıktı. Yavaşça ittim. Bir de ne göreyim? Gizli bir aile mabedi!.. Köşelerde ağır ceviz ağacından yapılmış, demir çemberli mezarlar duruyor. Şüphesiz bu mezarlarda sevgili ölülerin mumyaları var. Bir tanesini açmağa çalıştım. Mümkün değil, kilitli! Sonra yerde irili ufaklı birçok kaplar duruyor. Bazıları bakırdan, bazıları porselenden! İçlerinde kıymetlileri var, meselâ kapının hizasında, birinci mezarın önündeki gayet kıymetli, etrafı altınla yaldızlanmış bir kap... Kaplarda mukaddes sular duruyor. Bazısında taşacak derecede çok. Mekke'nin, Medine'nin, kim bilir, hangi meçhul, hangi mukaddes köşelerinden gelen bu esrarlı, bu mukaddes sulardan tattım... 

Bu satırları okuyan Sermet bir kahkaha atar ve yabancı konuğa "Ayol sen gizli mabede girmemişsin" der..
- Ya nereye girmişim?..
- Sütannemin sandık odasına!
Sonra yabancının mezar zannettiklerinin çeyiz sandığı, sıvı dolu kapların yağmurda akan dam yüzünden her yere serpiştirilmiş leğenler olduklarını anlatır.

Mehmet Barlas, hikayeyi doğru şekilde 2009 yılında yayımlanan köşe yazısında aktarmış.

Ancak, 7 Eylül 2015, 30 Mart 201312 Haziran 2011, 30 Eylül 2007 ve 23 Nisan 2006 tarihli köşe yazılarında hikayede ev hanımının kilere indiğini belirtip, kadıncağıza reçel, turşu, sucuk kontrol ettirmiş.

Gizli mabet 
Dış basında Türkiye'deki gerçekleri anlamaya çalışmak yerine çarpıtılmış gerçeklerden esinlenen yorumları okurken, Ömer Seyfettin'in "Gizli Mabet" hikâyesini hatırlıyorum.
Ömer Seyfettin'in "Gizli Mabet"nde Osmanlı konağına misafir olan yabancı, evin yaşlı hanımının her akşam merdivenin altındaki küçük odaya girip kapıyı kapattığını görür. Bu odanın bir gizli mabet olduğunu ve evin hanımının her akşam burada dua ettiğini düşünür. Oysa burası evin kileridir ve evin hanımı, her akşam reçelleri, turşuları kontrol etmektedir.

Ancak, Nazan Bekiroğlu’nun aktardığı üzere, “Tatmin edilmiş egzotizmin hazzıyla başı dönen Frenk’in “Gizli Mabed” zannettiği yer aslında büyükannenin sandık odasıdır. Mezar zannettiği şeyler çamaşır sandıkları, hendesî şekiller ise gerilmiş çamaşır ipleri. Mukaddes sulara gelince, akıtan çatıya önlem olarak konmuş kaplarda toplanan yağmur suyu”dur.

Galiba, hikayeye kendinden bir şeyler katmak istemiş.

Taha Kıvanç a Yeni Şafak Gazetesi’nde 24 Nisan 2006 tarihinde yayımlanan köşesinde Mehmet Barlas’a atıf yapınca, aynı hataya o da düşmüş.

Kaynaklar:

Mehmet Barlas’ın 7 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2015/09/07/megerse-pkk-barisi-ve-uzlasmayi-temsil-ediyormus

Mehmet Barlas’ın 30 Mart 2013 tarihli köşe yazısı: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2013/03/30/ayak-yikamak-her-yerde-ayni-anlama-gelmez

Mehmet Barlas’ın 12 Haziran 2011 tarihli köşe yazısı: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2011/06/12/sarkilari-dinlerken-hemen-hayallere-kapilmayin

Mehmet Barlas’ın 1 Kasım 2009 tarihli köşe yazısı: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2009/11/01/bizi_sade_yabancilar_degil_yerliler_de_bazen_yanlis_anlar

Mehmet Barlas’ın 30 Eylül 2007 tarihli köşe yazısı: http://www.milliyet.com.tr/2007/09/30/yazar/zmbarlas.html

Mehmet Barlas’ın 23 Nisan 2006 tarihli köşe yazısı: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2006/04/23/kapi_onundeki_ayakkabilar_krizi_yasaniyor

Taha Kıvanç’ın 24 Nisan 2006 tarihli köşe yazısı: http://www.yenisafak.com/arsiv/2006/nisan/24/tkivanc.html

Mehmet Barlas ve Gizli Mabed

Mehmet Barlas ve Kopyala-Yapıştır Kolaycılığı

Mehmet Barlas, 7 Eylül 2015 tarihinde Sabah Gazetesi’nde yayımladığı “Meğerse PKK barışı ve uzlaşmayı temsil ediyormuş” başlıklı köşe yazısında, yıllardır yazdığı köşe yazılarından faydalanmış.

Tabiki insan bu kadar farklı gazetede böylesi fazla sayıda köşe yazısı yazınca, geniş arşivden faydalanmamak için kendini zor tutuyordur.

Ancak, Mehmet Bey’i yine de takdir etmek gerek. Yılmaz Özdil gibi eski yazılarını aynen yayımlamamış, gündeme uygun birtakım değişikliklerle süslemiş.

 

Kaynaklar:

Mehmet Barlas’ın 7 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2015/09/07/megerse-pkk-barisi-ve-uzlasmayi-temsil-ediyormus

Mehmet Barlas’ın 30 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.milliyet.com.tr/2007/09/30/yazar/zmbarlas.html

MBarlas kose yazisi 7 Eylül 2015

MBarlas kose yazisi 7 Eylül 2015

MBarlas köşe yazısı 7 Eylül 2015

Umut Talu ve Yusuf Yerkel’in Madenciye Attığı Tekme

Umur Talu, 6 Eylül 2015 tarihinde Habertürk Gazetesi’nde yayımlanan “Suz, susmazsan sıra sana da gelecek” başlıklı köşe yazısında “ayrımsızlık” konusuna değinmiş ve şu ifadeyi kullanmış:

"Yere düşmüş Somalı İşçi’ye tokat atan Danışman ne oldu?"

Umur Talu yazısında, Soma maden kazasının akabinde Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in madenci Erdal Kocabıyık’a “attığı tekme”yi es geçmiş. Tüm ülkenin hafızasına kazınan bu hareketi tokat olarak nitelemesi, tekme olarak belirtmemesi oldukça ilginç gerçekten.

yusuf_yerkel_tekme1

Kaynak:

Umur Talu’nun 6 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı:  http://www.haberturk.com/yazarlar/umur-talu/1124937-sus-susmazsan-sira-sana-da-gelecek

 

Murat Muratoğlu ve Döviz Kuru-Enflasyon Geçişkenliği

Murat Muratoğlu, 6 Eylül 2015 tarihinde Sözcü Gazetesi’nde yayımlanan “Dolar artınca neler oluyor?” başlıklı köşe yazısında, döviz kurundaki artışın enflasyona etkisine değinmiş:

Ku­run enf­las­yo­na yüz­de 15 gi­bi et­ki­si var. Kur yüz­de 30 de­ğer ka­zan­dı­ğın­da, enf­las­yon 4.5 pu­an ar­tı­yor.

Kur üzerindeki yorumlar, doğrudan ya da dolaylı kotasyona göre değişir. Murat Bey yazısında doğrudan kotasyon kullanmış (1 $ = 3.2 TL şeklinde). Haliyle, döviz kurunun değer kazanması, Türk lirasının döviz karşısında değerlenmesi anlamına gelir. Bu durumda, döviz kurunda yaşanan değerlenme, enflasyonu düşürür, yükseltmez.

İlaveten, TCMB’nin Central Bank Review adlı akademik dergisinde yayınlanan Dinçer Dedeoğlu ve Hüseyin Kaya’ya ait bir çalışmaya göre kur geçişkenliği %7,5 civarındadır.

Kaynaklar:

Murat Muratoğlu’nun 6 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/murat-muratoglu/dolar-artinca-neler-oluyor-928251/

Dinçer Dedeoğlu ve Hüseyin Kaya’nın bahse konu çalışması: https://www3.tcmb.gov.tr/cbr/index.php/cbreview/article/viewFile/437/380

dolar tl kuru

Ege Cansen ve Lunapark Aynaları

Ege Cansen, 6 Eylül 2015 tarihinde Sözcü Gazetesi’nde yayımlanan “Lunapark aynaları” başlıklı köşe yazısında lunaparklarda yer alan içbükey ve dışbükey aynalara değinmiş:

"Lunapark aynalarını bilirsiniz. Bazısı içbükeydir, karşısında duranı zayıf gösterir. Bazısı dışbükeydir, şişman gösterir. Düşey eksende düzlem olamayanları ise, karşısında duran kişiyi olduğundan uzun veya kısa gösterir."

Malesef yanlış bir bilgi.

Ortaokul 2. sınıf bilgilerimizden hatırlayalım şimdi de:

“Tümsek yüzeylerde (tümsek aynalar) görüntünüz her zaman düz ve kendiniz­in den küçük olur. Tümsek aynaya yaklaş­tıkça görüntü de büyür. Çukur yüzeylere (çukur aynalar) belirli bir mesafenin ilerisinden bakarsanız gö­rüntünüz ters olurken yakın bir mesafe­den bakarsanız görüntünüz düz ve siz­den büyük olur. Çukur aynada görüntü­nüz tersken aynaya yaklaşırsanız gö­rüntünüz büyür. Çukur aynada görüntü­nüz düz ise aynaya yaklaştıkça görüntü­nüz küçülür.”

Sonuç olarak, lunaparklarda bizi olduğumuzdan büyük gösteren aynalar “çukur ayna” yani “içbükey ayna”dır.

Kaynaklar:

Ege Cansen’in 6 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/ege-cansen/lunapark-aynalari-928868/

– Aynalar ve Kullanım Alanları: http://www.bilgicik.com/yazi/aynalar-ve-kullanim-alanlari/

Tümsek Ayna Çukur Ayna

Köşe Yazarları ve Suriye’de Can Kaybı Sayısı

Köşe yazarlarımız, Suriye’deki çatışma ortamında yaşamını kaybeden Suriyeli sayısı üzerinde hemfikir değiller.

Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre Suriye devriminin başından bu yana 330.000’den fazla insan yaşamını kaybetmiş.

Ancak, bizde her kafadan bol sıfırlı ve küsüratsız rakamlar çıkıyor.

Örnekleri inceleyelim:

***

İsmail Kılıçaslan:

"300.000 (yazıyla üç yüz bin) insan öldürdü Esed."

***

Yasin Aktay:

"Şu ana kadar 400 binin üzerinde insan, aralarında her biri birer Aylan Kürdi gibi onbinlercesi, ve bir çoğu çok daha feci şekillerde varil bombalarıyla, sarin gazlarıyla, doğrudan bombalarla veya mermilerle hayatlarını yitirdi."

***

Leyla İpekçi:

"Esed rejimi yaklaşık 300 bin kişinin ölümünden sorumlu."

***

Hilal Kaplan:

"O günden bu yana, Esed yaklaşık 300.000 kişinin ölümünden sorumlu tutulan, halkını katletmek için SCUD füzelerinden varil bombalarına kadar her yolu denemiş olan, her gün bebek ve kadınların da içinde olduğu onlarca sivili öldüren cani bir diktatör."

***

Mahmut Övür:

"Hiç utanmaları da yok. 5 yıldır Suriye'de yaşanan insanlık dramı karşısında kılını kıpırdatmayanlar, 300 bini aşkın insanı öldüren diktatörü görmezden gelenler, yurdunu terk eden 8 milyona yakın insana yardım eli uzatmayanlar birdenbire insanlık âşığı kesiliyor."

***

Haluk Özdalga:

"Dört yılı aşkın bir süredir devam eden ve 250 000 insanın öldüğü Suriye iç savaşı hangi noktaya geldi?"

***

Habertürk & Milliyet:

"Suriye’de 4 yıldır süren iç savaşta 250 bin insan öldü, 4 milyon Suriyeli komşu ülkelere sığındı."

***

Kaynaklar:

Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Suriye’de can kaybı sayısına ilişkin çalışması: http://www.syriahr.com/en/2015/08/more-than-330000-people-die-while-about-13000000-wounded-and-displaced-since-the-beginning-of-syrian-revolution/

İsmail Kılıçaslan’ın 4 Ağustos 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.yenisafak.com/yazarlar/ismailkilicarslan/asagilik-soysuzlar-2020605

Yasin Aktay’ın 4 Ağustos 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.yenisafak.com/yazarlar/yasinaktay/bir-ayet-gibi-kiyiya-vuran-cocuk-2020603

Leyla İpekçi’nin 4 Ağustos 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.yenisafak.com/yazarlar/leylaipekci/dunyanin-diplomatik-gozyaslariyla-akip-giden-2020607

Hilal Kaplan’ın 4 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/hilalkaplan/2015/09/04/ertugrul-ozkok-sen-busun

Mahmut Övür’ün 4 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/ovur/2015/09/04/cunku-alcaklik-bir-seviyedir

Nafiz Karagözoğlu ile Kopyala-Yapıştırda Doz Aşımı

Dr. Nafiz Karagözoğlu, Takvim Gazetesi’ndeki köşe yazılarında sağlıklı yaşam için öneriler sunmakta. Ancak, hergün yayımladığı köşe yazılarında “kopyala-yapıştır”da ölçüyü kaçırabiliyor.

4 Eylül 2015 tarihli köşe yazısının üzerinden geçelim mesela:

1 yıldır kabızlığım var. 3 aydır kabızlık çayı içiyorum. Bir işe yaramadı. Erik iyi gelir mi? Kompostosu olur mu? 
O kadar uğraşma. Tazesini bul ye. Bir kerede 10 adet kadar yiyebilirsin. Tabii miden müsaitse.
Komposto ile bir sürü şeker de bedene girecek. Gerek yok. Ayrıca erikte bol bol C vitamini var. Erikte ayrıca; göz ve cilt sağlığında büyük görevleri olan A vitamini, kanın akışkanlığında görevli K vitamini, osmotik basınç ve su dengesini sağlayan sodyum, potasyum minerali, stres karşıtı mineral olan magnezyum da yeterince bulunur. Kalsiyum ve demir de cabası. Bol lifli bir gıda olan erik kabızlığa da gayet iyi gelir. Ama hareket etmezsen, sıkıntını, stresini azaltmazsan bağırsaklar rahatlamaz. Vaktinde tuvalet ihtiyacını görmezsen kabızlığın geçmez.

20 Aralık 2014 tarihli köşe yazısından kopyala-yapıştır metin.

Ayrıca, verdiği yanıtı yine Takvim Gazetesi’nde yazdığı 6 Haziran 2013 Perşembe, 30 Ağustos 2013 Cuma4 Ekim 201325 Temmuz 2014 Cuma köşe yazılarında aynen kullanmış.

3 yıllık evliyim. 3 aydır erken boşalıyorum. Doktorla konuştum geciktirici jel önermedi. İşe yaramaz dedi. Acaba sizin önereceğiniz bir şey var mı?
Cinsel ilişki öncesi halin erken boşalmanın en sık rastlanan sebebidir. Olumsuzluklar, huzursuzluklar, güvensizlikler, yorgunluklar öncelikle cinsel ilişki isteğini azaltır. Eşinin olumsuz tavrı, kibiri, kaprisi, zor beğenir olması, ona karşı hassasiyetin, şevkat hissin ilişki sırasındaki aşırı kontrolcü halin ise başarısızlığı kaçınılmaz kılar. Sen bunları halletmeye başla. Ayrıca testosteron, prolaktin, TSH gibi hormonların ölçülmesi gerekebilir.
Seni muayene etmeden önerebileceklerim bunlar.

19 Temmuz 2015 tarihli köşe yazısından…

61 yaşındayım. Ara ara ağrı kesici alıyorum. Böbreği bozar diyorlar. Bu yaştan sonra böbreğime bir şey olurmu? 
Yeni yaşınız hatıralarla, keyifle dolu geçmesini diliyorum. Doktor tavsiyesi olmadan ağrı kesicileri kullanmamalısınız. Sürekli ağrı kesici kullananlarda bu ilaçların kullanımına bağlı ağrılar bile olabiliyor. Altta yatan başka hastalıklarınıza, kullandığınız antibiyotiğin cinsine, miktarına göre böbrek zararı ihtimali olabilir. Öncelikle yeterince su iç. Egzersiz yap.
Keyif aldığın konularla meşgul ol. Şikayetin olursa böbrek çalışma testleri yapılabilir. Gittiğin doktorlara bu bilgiyi mutlaka ver.

19 Mayıs 2015 tarihli köşe yazısından…

İşte size Türkiye’de köşe yazarlığı…

Kaynaklar:

Nafiz Karagözoğlu’nun 4 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/nafiz_karagozoglu/2015/09/04/hazimsizliga-karsi-erik-iyi-gelir

Nafiz Karagözoğlu’nun 20 Aralık 2014 tarihli köşe yazısı: http://www.takvim.com.tr/yazarlar/nafiz_karagozoglu/2014/12/20/erik-kabizliga-ilac-gibi-gelir