Serhat Asker ve Galatasaray’ın Monaco Zaferi

Serhat Asker, Hürriyet Gazetesi’nde 15 Eylül 2015 günü yayımlanan yazısında Galatasaray’ın Monaco zaferini konu edinmiş ve şöyle bir yorumda bulunmuş:

Ve Denizli’ye sohbetin bir yerinde 2002’de yine aynı stadyumda Galatasaray’ın Real Madrid’e karşı Süper Kupa’yı kazandığını anımasattık.

Yanlış anımsatmış. Çünkü, UEFA Süper kupa maçı 25 Ağustos 2000 tarihinde oynanmıştı. 2002 değil.

Kaynak:

Galatasaray Süper Kupa

Rasim Ozan Kütahyalı ve AKP-Saadet İttifakı (dvm)

Rasim Ozan Kütahyalı, 15 Eylül 2015 tarihinde Sabah Gazetesi’nde yayımlanan köşe yazısında, dün sitede yer verilen, Ak Parti – Saadet Partisi ittifakına ilişkin aynı hatayı tekrarlamayı sürdürmüş.

Örneğin Burdur'da AK Parti ve Saadet'in oylarına 193 oy eklenebilirse bir milletvekilliğini MHP'den koparmış olacaklar. Burada Saadet Partisi'nin aldığı oy 4448. 
Bayburt'ta AK Parti ve Saadet'in oylarına 55 oy eklenebilirse bir milletvekilliği MHP'den alınmış olur. Saadet Partisi'nin burada aldığı oy 1322. 
Diyarbakır'da AK Parti ve Saadet'in oylarına 1947 oy daha eklenebilirse HDP'den 1 milletvekilliği alınmış olacak. Saadet'in Diyarbakır'da aldığı oy 4160. 
Van'da 1328 oy daha alınmış olursa AK Parti, HDP'den 1 milletvekilini almış olacak. Saadet'in oyu 3470.

Rasim Ozan Kütahyalı, 7 Haziran Genel Seçimlerinde Saadet Partisi’nin Büyük Birlik Partisi ile ittifak yaptığını akıldan çıkarmış, bu ittifaka verilen tüm oyları Saadet Partisi hanesine yazmaya ısrarla devam ediyor.

Bir de yazısının sonunda aktardığı bu hatalı atıfları bilimsel gerçek olarak nitelemiş.

Bütün bu bilimsel gerçeklerden sonra hem AK Parti hem Saadet camiasındaki herkese soruyorum...

Tek kelime ile “komedi”.

Kaynaklar:

Rasim Ozan Kutahyali 15 Eylul 2015

 

Necati Doğru ve Ziya Gökalp’in Türklüğü

Necati Doğru, Sözcü Gazetesi’nde yayımlanan 12 Eylül 2015 tarihli “Kafalar!” başlıklı köşe yazısında son dönem terör eylemlerine değinirken Ziya Gökalp’i konu edinmiş:

Ziya Gökalp, “Türkleri sevmeyen bir Kürt, Kürt değildir. Kürtleri sevmeyen bir Türk de, Türk değildir” demişti. Kafalar arasındaki mesafeyi kaldırmayı önermişti. Ziya Gökalp, Diyarbakırlı bir Kürt’tü.

Necati Doğru’nun Ziya Gökalp’i Kürt olarak nitelemesini gözden kaçırmışız ilgili yazımızda; ancak, Gökalp’in bir akrabası bu hususu kaçırmamış ve Necati Bey, 14 Eylül 2015 tarihli köşe yazısında bahse konu akrabadan gelen, Ziya Gökalp’in Türk olduğunu vurgulayan mektubu yayımlamış:

Bu son  makalenizde maalesef yanlış bir bilgiye rastladım, samimi bir okuyucunuz olarak, izninizle bu hususun doğrulanmasını istirham ediyorum. Sosyolog ve Düşünür ZİYA GÖKALP, baba ve anne tarafından Türk’tür. Ben, büyük düşünürün kendisinden iki yaş küçük kardeşi Merhum E.Top.Alb. NİHAT GÖKALP’in oğluyum ve kendimi bildim bileli biz ailecek ‘Türk oğlu Türk’üz. “Türkçülüğün Esaslarını” vaaz eden, bir çok şiirlerinde ve eserlerinde Türk’ü yücelten  ZİYA GÖKALP’in Türk olmasından tabii ne olabilir ki? Üstelik aynı kitabın kapağında kendi ifadesiyle “Türklük hem mefkurem ve hem de kanımdır” ibaresi yazılıdır. Sürekli bir okuyucunuz olarak bu gerçeği bilgilerinize sunar ve uygun görebileceğiniz zamanda ve tarzda düzeltilmesini, en iyi dileklerimle birlikte arz ve istirham ederim. Saygılarımla. Turfan Gökalp (E.Hv.Tuğg.)

Sunduğu yanlış bilgiyi, köşesinde doğrulayan Necati Bey’e bir alkış. Ama hatasını not etmemek olmaz.

Kaynaklar:

 

istanbullu_ziya_gokalp1

Yiğit Bulut ve Tekrara Devam

Yiğit Bulut, yeni bir şeyler kaleme almamakta ısrar ediyor galiba. Eski yazıları ısıtıp ısıtıp okuyucularına yeni bir şeyler sunuyor gibi yapıyor.

Gelelim bugünkü tekrara: Star Gazetesi’nde yayımlanan 14 Eylül 2015 tarihli “Yeni bir ekonomi için yola çıkıldı” başlıklı köşe yazısı, 30 Mart 2015 tarihli “Neo-liberal teslimiyet ve çaresizliği” başlıklı yazısıyla giriş kısmı ve başlık dışında aynı.

Kaynaklar:

Yigit Bulut 14 Eylul 2015 Yigit Bulut 30 Mart 2015

Özay Şendir ve Kösem Sultan

14 Eylül 2015 tarihinde Star Gazetesi’nde yayımlanan “Kösem Sultan’ın şansı” başlıklı köşe yazısında Özay Şendir, “Muhteşem Yüzyıl Kösem” dizisine ve tarihi karakterine odaklanmış.

Muhteşem Yüzyıl’da Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan vardı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseliş devrinin en önemli padişahı etrafında gelişiyordu olaylar.
Bu kez Hürrem Sultan ve 1. Ahmed dönemini izleyeceğiz.

Ne yazık ki Sultanlar karışmış. Hürrem Sultan’ı değil, Kösem Sultan’ı izleyeceğiz.

Kaynak:

 

 

Engin Ardıç ve Andorra Maçları

14 Eylül 2015 tarihinde Sabah Gazetesi’nde yayımlanan “Adamı madam da eder misiniz?” başlıklı köşe yazısında Engin Ardıç, milli futbol takımımızın Andorra ile yaptığı maça değinmiş:

Öte yandan her gelenin yarım düzine çektiği Andorra'ya zorlana zorlana iki gol atmak da, Hollanda'yı yenip İzlanda'ya yenilmek de bizim işimizdir.

Engin Ardıç, 2014 yılı Mart ayında Andorra’da gerçekleşen ve 0-2’lik skorla galibiyetimizle sonuçlanan maçı hatırlamış ama 2013 yılı Eylül ayında gerçekleşen ve yaklaşık yarım düzine gol attığımız 5-0’lık karşılaşmayı hatırlayamamış.

Kaynaklar:

Rasim Ozan Kütahyalı ve AKP-Saadet İttifakı

Sabah Gazetesi’nde yayımlanan 14 Eylül 2015 tarihli “Ak Parti – Saadet İttifakı” başlıklı köşe yazısında Rasim Ozan Kütahyalı, 1 Kasım 2015 Genel Seçimlerine yönelik bahse konu ittifakı konu edinmiş:

"Yarım puanın bile altın değerinde olduğu bu dönemde Saadet Partisi ile ittifak etmek de aklın yoludur. Saadet Partisi'nin geçen seçim 900 bin oyu vardı. Saadet ile ittifakın şu konjonktürde AK Parti'den kaçıracağı 1 oy bile yok. AK Parti'ye rey atanlardan Saadet ile ittifak olunca vermeyecek hiç kimse yok."

Öncelikle Saadet Partisi son 3 seçimde kaç oy almış bakalım:

  • 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde 949.178 oy,
  • 2014 Yerel Seçimlerinde 1.249.354 oy,
  • 2011 Genel Seçimlerinde 535.599 oy.

Bu noktada, 7 Haziran Genel Seçimlerinde Saadet Partisi’nin Büyük Birlik Partisi ile ittifak yaptığını unutmamak gerekiyor.

Büyük Birlik Partisi, 2014 Yerel Seçimlerinde 702.335 oy alırken 2011 Genel Seçimlerinde 315.997 oy almıştı.

Yani, Saadet Partisi ile ittifak edildiğinde Ak Parti 1 oydan baya bir fazla oy kaçırabilir.

Kaynaklar:

milli ittifak

Rahmi Turan ve THY Garezi

Rahmi Turan, Sözcü Gazetesi’nde 14 Eylül 2015 günü yayımlanan “Ah THY ah!” başlıklı köşe yazısında THY’ye yüklenmiş.

Bir zamanlar Türkiye’nin gururu olan Türk Hava Yolları (THY), bu işten anlamayan insanların elinde dünyanın alt düzey havayollarından biri haline gelmek üzere…

THY, uçak değil dolmuş yapan minibüs işletiyor sanki!

THY’den bilet almışsanız, başınıza neler geleceğini, Allah bilir! Üstelik THY, dünyanın en pahalı 3 havayolundan biri… Paraları alıyor ama görevlerini lâyıkıyla yapamıyorlar!

Rahmi Bey’in bir tanıdığı, uçuş iptali için arzu edilmeyecek bir durumla karşılaşmış. Geçmiş olsun. Ancak, Rahmi Bey’in THY’ye temelsiz şekilde yüklenmesi biraz absürt bir vaka olmuş.

Rahmi Bey, “Bir zamanlar Türkiye’nin gururu olan Türk Hava Yolları (THY)” demiş ama o zamanlar ne zaman hatırlayamadık. Kendisi -büyük ihtimalle- özellikle son 10 yılda THY’nin yaptığı atılımı göz ardı edip geçmişte adı sanı bilinmeyen ya da hatırlanmayan hava yolu firmamızı Türkiye’nin gururu olarak lanse etmiş. THY’den hoşlanın/hoşlanmayın, son 4 yıldır üst üste Avrupa’nın en iyi havayolu seçilmiş bir firma. Ayrıca, çevrimiçi seyahat servisi eDreams’in yaptığı ankette THY dünyanın en iyi 5. havayolu şirketi seçildi.

THY’nin dünyanın en pahalı 3 havayolundan biri olduğu hususuna gelirsek. “Neye göre kime göre” (hangi uçuşta hangi koşullarda) diye sormadan Rahmi Turan’ın ekonomi sınıfı biletleri referans edindiğini varsayalım. Ki, business sınıfı bilet pahalılığı sıralamalarında THY’nin adı geçmiyor. Ekonomi sınıfında da -yoğun çaba sarf etmemize rağmen bir araştırma ve endeks bulamadık. Rahmi Bey büyük ihtimalle kendi tecrübelerinden hareketle böyle bir yorumda bulunmuş. Dünyadaki tüm havayolları firmalarını deneyimleyerek böylesi bir sonuca ulaşan duayene (!) laf etmek bize düşmez elbette…

Kaynaklar:

thy140715

Selim Işıklar ve Reel Efektif Döviz Kuru

Selim Işıklar, 13 Eylül 2015 tarihinde Zaman Gazetesi’nde yayımlanan “Piyasalar Döviz Şokunda” başlıklı köşe yazısında son dönem ekonomik gelişmelerine değinmiş:

Reel efektif kur son 12 yılın en kötüsünü yansıtmakta.

ve eklemiş:

2003 yılından bu yana Merkez Bankası'nın (TCMB) takip ettiği reel efektif döviz kuru en kötü noktasına ulaşarak 95 seviyesine geriledi.

Öncelikle, reel efektif döviz kuruna ilişkin TCMB’den metodolojik bir açıklama yapalım:

Nominal efektif döviz kuru, Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip ülkelerin para birimlerinden oluşan sepete göre, Türk lirasının ağırlıklı ortalama değeridir. Ağırlıklar ikili ticaret akımları kullanılarak belirlenmektedir. Reel efektif döviz kuru ise nominal efektif döviz kurundaki nispi fiyat etkileri arındırılarak elde edilmektedir.

Selim Bey’in haklılık payı var, TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi Ağustos ayında, Nisan 2003’ten beri en düşük değerini aldı. Ancak, bu durumu “kötü” olarak lanse etmekte hataya düşüyor.

Çünkü, reel efektif kurun artışı TL’nin reel olarak değer kazandığını, diğer bir anlatımla Türk mallarının yabancı mallar cinsinden fiyatının arttığını göstermektedir. Ki bu durum, ihracat performansımız için olumsuz bir husustur.  Tam tersi durum ise olumludur. “Reel efektif döviz kuru”, ismiyle müsemma şeklde “reel” bir değerdir, “nominal” bir değer değildir. Ülkeler arası fiyat seviyeleri farklılıklarından etkilenir. Ki, TCMB bu hesaplamada dış ticaretimizde en fazla ağırlığa sahip 36 ülkenin para birimlerinin dış ticaretimizdeki ağırlığını hesaba katmaktadır. Bu endeks, sadece dolardan oluşmamaktadır yani.

“Ekonomiyi yönetenler hâlâ fark edememiş olabilir ancak 2001 yılında yaşanan büyük likidite şoku ve 2008-2009 küresel krizi sırasında liranın döviz kurları karşısında düştüğü durumdan daha kötüsü yaşanıyor” yorumunda haklı olabilir Selim Bey; ancak, reel efektif döviz kuru düşüyor diye yaygara koparmak anlamsızdır.

doların gücü

Kaynaklar:

 

Yiğit Bulut Köşe Yazıları Tekerrürden İbarettir

“Tarih tekerrürden ibarettir” denir ya, Yiğit Bulut köşe yazıları da tekerrürden ibarettir demek de gayet doğru olur.

Yiğit Bulut’un Star Gazetesi’nde yayımlanan 13 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı6 Temmuz 2015 tarihli köşe yazısıyla büyük çoğunlukla aynı.

Yigit Bulut 6 Temmuz 2015 Yigit Bulut 13 Eylul 2015

Kaynaklar: