Yaman Törüner ve ABD-Türkiye Ekonomileri

Yaman Törüner,  Milliyet Gazetesi’nde 29 Eylül 2015 tarihinde “Ne zaman, ne kadar büyüme” başlıklı köşe yazısında ABD ve ülkemiz ekonomilerinin büyüme oranlarını konu edinmiş.

"ABD, her yıl bir Türkiye kadar büyüyor. Bu gidişle, onun şimdiki haline 200 yıl sonra gelebiliriz."

IMF Küresel Ekonomik Görünüm Veritabanına göre ABD ekonomisinin 2014 yılı sonu nominal büyüklüğü 17,4 trilyon dolar civarı. Türkiye’nin nominal GSYH’si ise 806 milyar dolar civarında.

Yaman Bey’in aktardığı tabloda ABD’nin 2014-15 yılları büyüme beklentisi % 2,5 civarında. Mevcut büyüklüğü ve büyüme beklentisi ışığında ABD’nin her yıl yaklaşık Türkiye’nin yıllık toplam üretiminin %55-60’sı kadar büyüdüğü görülmekte. “Türkiye kadar” bir büyüme söz konusu değil yani.

ABD’nin şimdiki haline 200 yıl sonra gelme iddiasına gelince. Yine Yaman Bey’in aktardığı 2009-2013 dönemi için hesaplanan % 3,7’lik ortalama büyüme çerçevesinde Türkiye ekonomisinin ABD’nin şimdiki haline 85 yıl içinde ulaşacağı hesaplanmaktadır. Tabiki bu hesaplama büyük bir “ceteris paribus” içeriyor.

Kaynaklar:

dolar tl kuru

Yiğit Bulut’la 5 Farklı Yazıda Aynı Hikaye

Kısa geçelim.

Yiğit Bulut’un Star Gazetesi’nde yayımlanan “‘Yeter söz milletin’ demek ve yapılanlar…” başlıklı 28 Eylül 2015 tarihli köşe yazısı aşağıda sıralanan yazılarla büyük ölçüde aynı:

Gazete ve zaman fark etmeksizin aynı yazıyı kullanmaya devam eden Yiğit Bulut takdiri (!) hak ediyor.

ctrl c v

Resul Tosun ve Vaşington Binalarının Yüksekliği

Star Gazetesi’nde 27 Eylül 2015 tarihinde yayımlanan “Mekke’de şehrin simgesi Zemzem Tower olmuş Kabe değil” başlıklı köşe yazısında Resul Tosun Mekke’de yaşanan faciaya odaklanmış ve aşağıdaki ifadeyi kullanmış:

"ABD’nin gökdelenlerini taklit etmişler amma Washington DC’de kongre binasının kubbesinden daha yüksek bina bulunmamasının mantığını kavrayamamışlar!"

Görülen o ki Resul Tosun da hakikati kavrayamamış.

Yukarıdaki ifadesinden anlaşılan o ki Resul Bey Vaşington’daki binaların Kongre binasından daha yüksek olmaması yönünde bir açık ya da zımni kural olduğunu sanıyor.

Vaşington’da binaların yüksekliğini sınırlayan bir kural var ama bu kural Kongre binasından bağımsız. Bahse konu kurala (Height of Buildings Act of 1910) göre, binalar ancak yanlarındaki sokağın yüksekliğinden 20 feet daha yüksek olabiliyor.

. Vaşington Anıtı, Old Post Office Building, Basilica of the National Shrine of the Immaculate Conception, Washington National Cathedral gibi tarihi binalar 289 feet (89)metre) boyundaki Capitol olarak da bilinen Kongre binasından daha uzundur. Capitol, Vaşington’daki 4. en uzun yapıdır.

Ezcümle, sanılanın aksine Vaşington’da Kongre Binasından daha yüksek binalar mevcut ve “bu binadan daha uzun bir yapı olamaz” şeklinde bir kural/kanun mevcut değil.

vasington capitol kongre binası

Kaynaklar:

Soner Yalçın ve AK Partili Belediyelerce Yaptırılan Atatürk Heykelleri

Soner Yalçın, Sözcü Gazetesi’nde 25 Eylül 2015 tarihinde yayımlanan köşe yazısında AK Partili Belediyelerce hiç Atatürk heykeli yaptırılmadığını iddia etmiş:

"AKP’nin kazandığı 49 il ve 558 ilçe belediyesi var. Evet, AKP’nin yaptırdığı bir tek Atatürk heykeli yok. Evet, AKP’nin titizlikle koruduğu bir tek Atatürk heykeli yok."
Soner Yalçın, 13 yıldır iktidardaki bir partinin 49 il ve 558 ilçe belediyesinde hiç Atatürk heykeli yaptırmadığı hatta korumadığını iddia etmekle büyük bir genelleme ve hata yapmış.
İddiasını çürütecek bazı örnekler:

Kaynaklar:

buca atatürk heykeli

Mine Kırıkkanat ve “Hac”ta Taş Satışı

Mekke’de gerçekleşen faciayı köşesine taşıyan Mine Kırıkkanat, 27 Eylül 2015 günkü “Meğer şeytan kadınmış” başlıklı yazısında önemli bir hata yapmış.

"Mina’nın taşlaşmış tanrıçaları, Suudilerden 9 adetlik torbasını 3 dolara aldıkları taşlarla dişiliği taşlayanlar arasından 753 hacının canını daha aldı."

Öncelikle, Hac ibadeti esnasında Büyük Şeytana 7, ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde ise her üç şeytana yedişerden 21′ er taş atılır. Satış yapıldığı edilen taş grupları 9’luk değil 7’likti.

Esas konuya gelecek olursak, taşların satıldığı haberi de yalandan ibaret. Kullanılan taşlar Arafat, Müzdelife ve Mina’daki meydanlarda toplanıyor. Taş satışı hikaye yani.

Kaynaklar:

şeytan taşlama

Hz. Ömer ve Dicle’nin Kenarında Koyunun Hikayesi ve Köşe Yazarlarımız

“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer’den onu”.

Adalete ve devlet adamlığının hassas yükümlülüklerine vurgu yapmak isteyen siyasilerce ve köşe kadılarınca kullanılan bu dizeye Mehmet Akif Ersoy, Safahat’ındaki “Koca Karı ile Ömer” şiirinde yer vermiştir.

Zaten, Hz. Ömer’in, günümüz Türkçesiyle aruz vezninde bu kadar güzel bir beyiti ortaya koyduğunu iddia etmek abesle iştigaldir. Hz. Ömer “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer’den onu” ifadesini birebir kullanmış mıdır bilinmez; ancak, Hz. Ömer’i bu sözlerle konuşturan Mehmet Akif’in bizatihi kendisidir.

Bahse konu olay şu şekilde anlatılıyor kitaplarda:

Hz. Ali anlatıyor: “Bir gün Ömer’i, binekli olarak ve telaş içinde, hızlı hızlı giderken gördüm; “Ya emire’l-müminin nereye gidiyorsun?” diye sordum. “Devlete ait develerden biri kaçmış, onu aramaya gidiyorum” diye cevap verdi. O zaman ben: “İnan ki, senden sonra bu milleti idare edecek olanlara ağır bir yük bırakıyorsun! Herkes senin yaptığını yapamaz!” dedim. Bunun üzerine şöyle konuştu: “Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselamı, hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa (yahut bir kurt bir koyunu kapsa) korkarım ki kıyamet gününde onun bile hesabı Ömer’den sorulur!”

Bir hayli köşe yazarı bu vecizeye/dizeye köşesinde yer vermiş.

Ahmet Ünalİhsan Mutlu ÖmerMustafa ÖzcanNecmettin ÇalışkanAziz KaracaAhmet Turan AlkanEmir Fatih Karaşahan, Güneri CivaoğluYılmaz ÖzdilAli Rıza TığMehmet BarlasAhmet Ünal ve Tarık Toros bazı örnekler.

Ancak aralarında bazı yanlış kullanımlar olmuş.

Örneğin:

Atilla Özdur, Yeni Akit Gazetesinde 9 Mart 2017 günü yayınlanan “Dün ve bugün” başlıklı köşe yazısında Dicle yerine Fırat’ın kenarında, koyun yerine keçi kaybettirmiş:

"Bütün mesele sanırız, Fırat kıyısında keçisini kaybeden köylünün gözyaşları karşısında Hz. Ömer’in kendi sorumluluğuyla ilgili sözlerinin gerçek olup olmadığı…"

Yeniçağ Gazetesi’nden Ahmet Ünal hikayeye şu şekilde değinmiş:

"İnsani ve İslami değerler, önce her türlü önlemi almayı sonra kadere teslim olmalarını öngörür. Tevekkülün ne olduğunu Mehmet Akif Ersoy şöyle özetler: 'Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu / Adli İlahi gelir de Ömer’den sorar onu."
Bu dizelerin tevekkülle bir ilgisi bulunmamakta olup, devlet erkanının vatandaşlara karşı sorumluluğu ve bu mesuliyetin ağırlığını ön plana çıkarılmıştır.
Ortadoğu Gazetesi’nden İhsan Mutlu ise hikayeyi şu şekilde aktarmış:
"Ömer, Halife iken bir gün bir köşede dört büklüm bir vaziyette oturup göz yaşı dökerek ağlıyormuş. Kendisine niçin ağlıyorsun Ey Ömer? diye soranlara; ''Niçin ağlamayayım! Ben ağlamayayım da kimler ağlasın. Ben bir yöneticiyim. Fırat'ın kenarında bir koyun kaybolsa Rabbim hesabını benden soracaktır'' demiş. Bu söylemiyle mesuliyet ve sorumluluğun ne kadar ağır ve önemli olduğunu ifade etmiştir. "
Hz. Ali’den rivayet olunan ve Mehmet Akif’in Hz. Abbas’tan dilinden aktardığı hadiseyi daha da muğlak hale getirip, biraz daha dramatize etmiş. Bir bakıma tahrif aslında.
Hz Omer adalet
Kaynaklar:

 

Sanem Altan’dan Kopyala Yapıştır Yazı

Sanem Altan, 26 Eylül 2015 tarihinde Vatan Gazetesi’nde yayımlanan “Her Mutluluk Kaybolup Gidiyor” başlıklı köşe yazısında, 25 Temmuz 2014 tarihli “Mutluluğu Yeniden Keşfedeceğiz” başlıklı köşe yazısından faydalanmış. Tamamen kopyala yapıştır olan metinde, 2014 Temmuz’da yayımlanan köşe yazısındaki cümlelerin yerlerini değiştirmesi de “kopyala yapıştır” gerçeğinin önüne geçememiş malesef.

Kaynaklar:

ctrl c v

Yiğit Bulut ve ABD&AB’nin GSYH’si

Star Gazetesi’nde yayımlanan 25 Eylül 2015 tarihli köşe yazısında Yiğit Bulut bu sefer eski yazılarından birini kopyalayıp yapıştırmadan yeni bir metin kaleme almış ve ABD-AB-Çin’in Gayri Safi Yurt İçi Hasıla tutarlarını karşılaştırmış:

"ABD+AB, dünya toplam GSMH’sının neredeyse % 35-40’ını üretirken, tek başına Rusya ve o coğrafya’da kalan çevre ülkeler dahil % 2,5-4 bandında kalıyor."
Yazısında değinilen rakamlar incelendiğinde Yiğit Bulut’un nominal GSYH rakamlarına odaklandığını görüyoruz. IMF’nin Küresel Ekonomik Görünüm Veritabanı verilerine göre; 2014 yılı sonu itibarıyla ABD, 17,4 milyar dolarlık GSYH ile toplam küresel ekonominin % 22,5’ini oluşturuyor. 2015 yılı için ise beklenti 18,1 milyar dolar ile % 24,5 yönünde.
AB ise 2014 yılı sonu verilerine göre toplam 17,2 milyar dolarlık GSYH ile küresel ekonominin % 17,2’sini oluşturuyor. 2015 yılı için beklenti 15,3 milyar dolar ile % 20,7 yönünde. Toplamda ABD ve AB 2014 yılı sonunda küresel ekonominin % 44,7’sini üretiyorlar.
Keşke köşe yazarları salladıkları rakamları rapor-istatistik gibi kaynaklarla destekleseler.
Kaynaklar:

 

Fatih Çekirge ve İslam İşbirliği Teşkilâtı

Fatih Çekirge, Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan “Bu facianın adını koyalım: Kadınlara ehliyet bile vermeyen o kafanın seri cinayetleridir!” başlıklı 25 Eylül 2015 tarihli köşe yazısında Mekke’de meydana gelen faciayı konu edinmiş:

"Hac organizasyonunu Suudi Arabistan'ın beceriksizliğinden alıp İslam Konferansı'nın belirleyeceği profesyonel bir organizasyon sistemine bırakmak gerekiyor."
"O yüzden diyorum ki, bunun adı cinayettir. Bunda Kral'ın kızacağı bir şey de yok. İslam Konferansı toplansın, versin Kızılay'a ya da Müslüman devletlerin oluşturacağı bir ortak organizasyonu. Bu acılar, bu facialar dursun."

Daha önce Muhtesip‘te yazılmıştı: İslam Konferansı diye bir oluşum yok. Eski adı İslam Konferansı Örgütü’ydü. Şimdiki adı ise İslam İşbirliği Teşkilatı.

Fatih Çekirge devam etmiş:

"Biliyorum ki bunlar zamanında Kabe'yi bırakıp kaçmışlardı. Korumak da Osmanlı'ya kalmıştı."

Ah şu bayat ezberler yok mu! Kabe’yi bırakıp kaçmadı Araplar aslında. İngilizlerle işbirliği için Şerif Hüseyin, oğulları Ali ve Faysal ile birlikte Osmanlı’ya karşı Ravza-ı Mutahhara ve Harem-i Şerif’i kontrol etmek için savaşmışlardı.

Kaynaklar:

islam isbirliği teskilati

Sabah ve Takvim Gazetelerinin “Dinleri Farklı Hacı” Skandal Haberi

Kurban bayramınız öncelikle kutlu olsun.

Her Kurban Bayramında geleneksel olduğu üzere Sabah ve Takvim Gazeteleri, bir “hac” haberi hazırlamış; ancak, bu haber büyük bir hatayı içermiş. Bir köşe yazısı hatası olmasa da not etmek gerek.

Haber metni şu şekilde:

Hac ibadeti için kutsal topraklara gelen hacı adaylarının heyecanla beklediği gün geldi çattı. Bembeyaz ihramlarını giyen yaklaşık 3 milyon hacı adayı, dilleri, dinleri ve renkleri farklı milyonlarca Müslüman'ın aynı anda bulundukları tek nokta olan Arafat'ta buluştu. İhrama girerek Arafat yolculuğuna başlayan hacı adayları bugün 'diriliş ve mahşeri'yaşayacak. Hazreti Muhammed'in Arafat vakfesini yaptığı Cebel-i Rahme (Rahmet Tepesi), Hazreti Adem ile Hazreti Havva'nın cennetten indikten sonra dünyada ilk defa buluştukları yer olarak biliniyor.

“Dinleri farklı hacı”ları bir araya getirme skandal yanlışına imza atan Sabah Gazetesi, daha sonra haber metnini güncellemiş. Ancak, Takvim Gazetesi bu metni güncellemeyi pek umursamamış anlaşılan ki hâlâ sitelerinde mevcut.

Bahse konu haberlere ilişkin ekran görüntülerini aşağıda bulabilirsiniz.

sabahkupur Takvimkupur