Ahmet Yenilmez ve Sarıkamış Harekâtı’nın Etkileri

Ahmet Yenilmez, Güneş Gazetesi’nde 3 Ocak 2016 günü yayınlanan “Ayıdan Post Moskof’tan Dost Olmaz (Türk atasözü)” başlıklı yazısında, Rusya ile gerilen ilişkileri konu edinip Sarıkamış Harekâtının etkilerini baya abartmış:

"Kesin olan şu ki; Sarıkamış Harekâtının neticesinde Moskof’un iki yakası bir araya gelemiyor, 1917 de Çarlık yerle bir olup Moskof’un adı SSCB oluyor!"

Sarıkamış Harekâtı 1914 Aralık – 1915 Ocak ayları arasında gerçekleşmişti. 1917 yılında Çarlık Rusyasının yıkılması ise 1917 Ekim Devrimidir. Sarıkamış’ın adı sanı SSCB’nin kuruluşunda geçmez.

Yeliz Ünal ve Louvre Müzesi

Star Gazetesi bölge yazarlarından Yeliz Ünal, 3 Ocak 2016 tarihli “Otuzbeş yaş” başlıklı yazısında “Paris Louvre müzesini bilmeyenimiz yoktur” diyerek başlamış; ancak, kendisinin de aslında müzeyi pek bilmediğini yazısının içeriğinde gözler önüne sermiş:

""PARİS Louvre Müzesi'ni bilmeyenimiz yoktur" diye düşünüyorum. Gidenlerimiz ne kadar muhteşem bir yapı olduğundan bahsederler. İçindeki eserler mi; yoksa o kadar güzelliği içinde barındırmak mı daha muhteşem, bilemiyorum. Louvre Müzesi’nin mimarı. Pritzker Mimarlık Ödülü'nü kazanan Çinli-Amerikalı Pei’dir. 20. Yüzyıl'ın en başarılı mimarlarından biri olan Pei aynı zamanda emekli olduktan sonra başka bir şahesere daha imza attı. Louvre kadar ünlü olmayan bu yapı Katar’ın Doha şehrinde bulunan İslam Eserleri Müzesi'dir."

Yeliz Hanım, müzenin avlusunda bulunan piramitlerin mimarına “Louvre Müzesi” mimarlığını izafe etmiş. Ieoh Ming Pei, müzenin avlusunda bulunan 4 adet piramidin mimarıdır. Louvre müzesi ise 1989 yılında bitirilen bu piramitlerden çok daha büyüktür ve müze binasının yapımı bu piramitlerden çok daha önce 13. yüzyıl başlarına kadar dayanmaktadır.

Anlaşılan Louvre Müzesi’ni pek iyi bilmeyip bildiğini sananlar var…

Soner Yalçın ve Abdullah’ın Anlamı

Soner Yalçın, Sözcü Gazetesi’nde 3 Ocak 2016 günü yayınlanan “Sarayın Ermeni Fotoğrafçıları” başlıklı yazısında Abdullah isminin anlamını karıştırmış:

"Os­man­lı­’da­ki ne­re­dey­se tüm dön­me­ler gi­bi, “Al­la­h’­ın oğ­lu­” an­la­mı­na ge­len “Ab­dul­la­h” adı­nı al­dı."

Abdullah’ın anlamı “Allah’ın kulu”dur, “Allah’ın oğlu” değildir.

İsmet Berkan’dan Makale Aşırma

İsmet Berkan, Hürriyet Gazetesi’nde 31 Aralık 2015 günü yayınlanan “Bir 20 milyar kilometreyi daha devirdik” başlıklı yazısında Scientific American dergisinde yer alan bir makaleyi kaynak göstermeden Türkçeye çevirip kısaltarak okuyucularına yutturmuş:

ismet berkan ve intihal2 Ocak 2016 tarihli “Sonuç odaklı mıyız, çekişme mi?” başlıklı yazısında yayımladığı özür  ve düzeltme metniyle konuya açıklık getirirken “Yazımda bunu özellikle belirtmiştim” “Hatayla cümleyi yok etmeyi başarmışım” dese de, kafalardaki intihal/aşırma eleştirilerini tam olarak giderememiş:

ismet berkan düzeltme ve özür

Akabinde, 31 Aralık günü yayınlanan yazısına “Hesaplar ve temel fikir aslında Scientific American dergisinin web bloglarında yer alan Caleb Scharf’ın bir yazısından alıntıdır.”  notunu düşürerek sanal kayıtlarda düzeltme yapmış.

Noel-Yılbaşı Farkı ve Köşe Yazarları

Noel (25 Aralık) ve “Yılbaşı” (31 Aralık) birbirinden farklı günlerdir!

1902 Puck Dergisi kapağıLatince “doğum” anlamına gelen “Natalis” kelimesinden türetilen Noel ile mesih anlamındaki “christ” ve gönderilen peygamber anlamındaki “messa”nın birleşiminden oluşan christmas aynı günü, yani (Katolik) Hristiyanlarca her yıl 25 Aralık günü kutlanan Hz. İsa’nın doğum yortusunu temsil eder (Doğu kiliselerince 6 Ocak günü kutlanır). Noel, Hristiyanlığın 3 yortusundan biridir (Diğerleri Paskalya ve Pentakosta)(Yazının ilerleyen bölümlerinde Noel yortusu tarihi 25 Aralık olarak kullanılacaktır).

Milâdî yılbaşı, aslında daha doğru bir tabirle yılsonu, ise  31 Aralık günü kutlanır ilgililerince.

Yani, Noel/Christmas ve Yılbaşı kutlamaları farklı günlerde gerçekleşir. Biri 25 Aralık’ta kutlanırken diğeri haliyle 31 Aralık’ta kutlanır.

Noel Baba’nın ise Noel arifesini Noel’e bağlayan 24 Aralık gecesi evlere gizlice girerek çocuklara hediye bıraktığına inanılır. Noel Baba’nın, adından da anlaşılabileceği üzere, yılbaşı gecesi bir hediye dağıtım faaliyetinin olduğuna inanılmaz.

Ancak, gelin görün ki, okumadan araştırmadan hayatını sürdüren toplumumuzun önemli bir kesmi Noel/Christmas ile yılbaşını birbiriyle karıştırır. Bizimkiler, Noel Baba’nın 31 Aralık gecesi hediye dağıttığına inanır, hatta bazıları 31 Aralık gecesi Noel Baba’nın hediyeleri için çocuklarına çorap astırır. Kısaca, Hristiyan dünyasının Noel adetleri, bir bakıma ülkemizde yılbaşına yansıtılır ve kullanılır.

Bu hataya düşen köşe yazarları kimler bakalım:

Yalçın Bayer’in Hürriyet Gazetesi’nde 31 Aralık 2015 günü yayınlanan “Suudi Arabistan” başlıklı yazısından:

"2. Mahmud zamanında pek çok Batılı giyim ve adet ülkeye girdiği gibi Hristiyan yılbaşı da (Noel) kutlanmaya başladı."

Miladi takvim konusunda Yalçın Bayer’in ve okurunun kafası karışmış belli ki.  Çünkü, aralarındaki farktan haberleri yok. Noel, yani Hz. İsa’nın doğumgünü 25 Aralık’ta kutlanır. Yılbaşı ise 31 Aralık’ta.

Özkan Güven, Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde yayınlanan “Tavuğu Erol Taş gibi yemek ya da Noel Baba” başlıklı 27 Aralık 2015 tarihli yazısında, yılbaşı akşamı Noel Baba’nın hediye dağıttığına inandırılanlardan olduğunu -doğru bilgiyi sunmaksızın- itiraf etmiş:

"Biz kalabalık bir aileydik, yılbaşı akşamları hiçbir masraftan kaçınmayıp herkesin payına yarım tavuk düşürürdük. Bize o tavuğun Noel Baba’dan bir hediye olduğu söylenirdi. İnsan, çocukken her şeye inanabilirdi. Hiç unutmam, bir yılbaşı gecesi, Noel Baba’nın bize getirdiği tavukları yedikten, ağzımızı Erol Taş filmlerindeki gibi bileğimizle temizledikten sonra eğlence faslına geçtik."

Yavuz Fettahoğlu da Yeni Şafak Gazetesi’nde 15 Aralık 2015 günü yayınlanan “Vicdansız Noel Baba” başlıklı yazısında, Noel Baba’nın yılbaşı akşamları gezintiye çıktığını (müslüman toplumu yılbaşı kutlamalarına yönlendirdiğini belirterek) zımnen iddia etmiş:

Putları tek tek yıkan İbrahim AS'ın milletini nasıl kandırdın? Sana bir itirafta bulunayım; bana en büyük darbeyi ne zaman vuruyorsun biliyor musun?
Gecenin köründe, kafasında kukuleta, ağzında düdüğüyle eğlenmekten yorgun düşmüş tesettürlü hanımları, küçük mücahitleri gördüğümde vuruluyorum. Yanlış anlaşılmasın; İslami yılbaşı partisi… Alkol yok. Sadece eğlence…

Noel Baba’nın Noel gecesi hediye dağıttığına inanılır. Gerçek suç, yılbaşı kutlamalarına Noel Baba’yı bulaştırma hatasını işleyenlerde değil midir?

Bekir Coşkun’un Sözcü Gazetesi’nde yayınlanan “Badem bıyıklı Noel Baba…” başlıklı 25 Aralık 2015 tarihli yazısından:

"Yılbaşı gecesi de keza gayrimüslim işi olduğu için bize aykırıdır… Bu bakımdan Hicri takvime göre olan Hz. Muhammed’in doğum gününü getirip Hristiyanların Miladi takvimine bağladılar… Noel aslında yılın sonudur, yılbaşı ise başıdır…"

Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit Gazetesi’nde 15 Aralık 2015 günü yayınlanan “Noel Partisi başlıklı yazısında, Noel Baba’nın Coca Cola öncesindeki geçmişini silip atarak kendince alternatif bir tarih yazmış ve Noel-yılbaşı ayrımını yapamamış:

"Noel kutlamaları ile girmiştik söze. Bu yılbaşı gecesi, Digiturk platformunda, geçen yıl hikâyesini benim yazdığım Derviş Nikalaus belgeseli yayınlanacak. Birileri Derviş Nikalaus’u çalıp bir tüketim cinine, putuna çevirdi. Ona Nordik bir efsane ile ilgili geçmiş hikayesi uydurdular.. Derviş Nikalaus’u Demre’den kim çaldı derseniz, kemiklerini Bari’ye kaçıranlar İtalyan’dı, ama ruhunu Amerikalılar çaldı. Ona bir İskandinav geçmiş hikâyesi uydurdular. Noel Baba adını verdikleri dervişi size bir kola firması ile birlikte pazarladıklar. Yeni Noel Baba aslında kola yasağını delmek için uydurulmuş bir ajan karakterdi aslında.. İncil hafızı bir dervişten bir tüketim cini ürettiler.. Kolanın Noel Babası artık bir misyoner de değil. Ruhani görünümlü bir pagandan öte seküler, kutsal dışını kutsayan bir pazarlama ajanıdır. Dine karşı bir din misyoneridir.. Aman dikkat, birileri ılımlı İslam adına aslında İslam’ın içini boşaltmaya çalışıyor."

Mevlüt Özcan, Milli Gazete’de yayınlanan 27 Aralık 2015 tarihli “Yılbaşı bizim bayramımız değildir” başlıklı yazısında Hz. İsa’nın doğum günü kutlamalarından başlayarak konuyu yılbaşı kutlamalarıyla ilişkilendirerek, Hristiyan geleneğinin yılbaşı yutturmacası ile kutlandığını iddia etmesiyle Noel/Christmas/Yılbaşı kutlamaları hakkındaki kafa karışıklığını gözler önüne sermiş:

"Yılbaşı, global (evrensel) kültür kandırmacası ile aşağılayıcı bir teslimiyet ile içimize sızmış bir habis urdur. Türkiye’de kel keleş bir grubun ısrarla Hıristiyan geleneğini yılbaşı yutturmacası ile kutlaması milletimizi tehlikeli uçurumlara itelemektedir. Asırlardır sinsice yürütülen kültür emperyalizmi ile dinini yaşayanlara “sakıncalı personel”, İslâmiyet ise “İrtica” maskesi ile ülkenin bir numaralı tehlikesi gibi göstermektedirler. Bu acıyı Müslümanların duyarlı olanları iliklerine kadar duyuyor."

Memiş Hoca Memişçe, nam-ı diğer Medyum Memiş, Noel,Christmas ve yılbaşı kavramlarını birbiri yerine kullananlardan olmuş. Güneş Gazetesi’nde 31 Aralık 2013 günü yayınlanan “Yeni yıla nasıl girmeliyiz?” başlıklı yazısından:

Birincisi Christmas kutlamaları, yılbaşı eğlenceleri bizim dinimizde olmadığı gibi, aslında kültürümüzde de yoktur.
Ama bilhassa 1940'lardan bu yana "yeni yıla giriyoruz" adı altında ülkemizde kutlamalar
yapılıyor.
Bence aslında yeni yılı şöyle kutlamalıyız.
Bir insan kendisini inzivaya çekip, "Ben bir yıl boyunca neler yaşadım, ticaretimde zarar mı ettim, kâr mı ettim, yapmış olduğum görevlerde vicdanen rahat mıyım, kimleri mutlu ettim, kimlere zarar verdim, kimlere faydalı oldum" diyerek kendisini sorgulamalıdır.
Sonra ise yeni yıla, yani 2014 yılına pozitif mutlu olarak ve ayrıca takvim olarak yeni yıla girdiğimizde, "Yarabbi yeni yılda bana ve sevdiklerime sağlık ve sıhhat ver, işlerimi rast getir, rızkımı bollaştır, devletimize milletimize huzur ve saadet ver" diye girebiliriz.
Sevgili okuyucularım; eğer doğruyu konuşmak gerekir ise; alkol, uyuşturucu, kumar ve dansözlü eğlenceler dinimizde kesin olarak haramdır.
Bizler mutlaka ALLAH'ın yasaklamış olduğu haramlardan kaçınmalıyız.
Bazı insanları görüyorum; yılbaşında evlerini süslemek için, ellerinde Noel Baba figürü almış götürüyorlar. Halbuki bu insanların bir çoğu kendi babasına, annesine belki bu kadar düşkün değil ve kıymet vermiyorlardır.
Noel Baba denilen zat aslında bir papazdır. Nasıl olur da bu yanlışlığa düşüp, bir papaza kıymet verip, kuklası ile evlerimizi süslüyoruz.
Yeni yıla zil zurna alkol alıp yerlerde sürünerek girmekte doğru değildir.

Zabit Durmuş, Referans Gazetesi’nde 30 Aralık 2015 günü yayınlanan “Müslüman Yılbaşını Kutlayamaz” başlıklı yazısının giriş cümlesinde konuya ilişkin bilgi eksikliğini aşikâr etmiş:

"Yılbaşı yâda noel olarak ifade edilen günün İslam kültüründe hiçbir yeri yoktur."

Yavuz Bahadıroğlu, Yeni Akit Gazetesi’nde yayınlanan “Bugün Hicrî yılbaşı” başlıklı 14 Ekim 2015 tarihli yazısında yılbaşı akşamları Noel Baba’ya çorap koklatıldığını ifade etmiş:

"Miladi Takvim’in yıldönümlerinde de kırıp dökmeyi sürdürüyorlar.
Kavga, gürültü, şamata, taciz kıyamet! Tedbirlere rağmen bir türlü önlenemeyen ağaç katliamını, envai çeşit çam devirmeleri ve Noel Baba’ya çorap koklatmaları hesaba bile katmıyorum. 
Yıl değişimi ise bu da yıl değişimi, yılbaşı ise bugün de yılbaşı!..
Ama Milâdi yılbaşılarda olduğu gibi, şamatalı-kavgalı, gürültülü-patırtılı değil..."

Cübbeli Ahmet Hoca da Vahdet Gazetesi’nde 25 Aralık 2014 günü yayınlanan “Yılbaşında hindi yemek caiz değil” başlıklı yazısında Hz. İsa’nın doğum gününü temsil eden Noel ile yılbaşı gecesinin ayrımına varamamış:

YE­Nİ YIL KUT­LA­MA­SI ŞİRK ME­RA­Sİ­Mİ
İsa (Aley­his­se­lâm)ın doğ­du­ğu gün­de ona rah­met oku­ma­nın, sa­da­ka ve­rip ru­hu­na gön­der­me­nin, Ku­r’­an oku­yup he­di­ye et­me­nin (ki öl­me­miş­tir ken­di­si ama ru­ha­ni­ye­ti­ne gi­der) bun­da bir sı­kın­tı yok.
Ama İsa (Aley­his­se­lâm) nor­mal bir pey­gam­ber de­ğil. Ya­hu­di­ler Mu­sa (Aley­his­se­lâm)a tap­mı­yor ama Hris­ti­yan­lar İsa (Aley­his­se­lâm)a ta­pı­yor. On­dan do­la­yı bu şirk me­ra­si­mi olu­yor. Ku­r’­ân-ı Ke­rîm: “Al­lah üçün üçün­cü­sü­dür di­yen­ler mu­hak­kak kâ­fir ol­muş­lar­dı­r” (Mâi­de Sû­re­si:3) di­yor. Ba­ba, oğul, kut­sal ruh bu ne­dir?! Mer­yem an­ne­mi­zi de bü­yük if­ti­ray­la Al­la­h’­ın ha­nı­mı yap­mış­lar. Ha­şa! Tam bir şirk me­ra­si­mi!
Do­la­yı­sıy­la me­se­le Haz­re­ti İsa (Aley­his­se­lâm) ın do­ğu­mu­nun kut­lan­ma­sın­dan ile­ri geç­miş, ona ta­pın­ma, Al­la­h’­ın oğ­lu ol­du­ğu id­di­ası bo­yu­tu­na ulaş­mış­tır ki, bu da şirk­le­rin en bü­yü­ğü­dür. İh­las Sû­re­si sırf bu­nun için na­zil ol­muş­tur. “O Al­lah do­ğur­ma­dı ve doğ­rul­ma­dı.” Do­ğur­ma­dıy­sa oğ­lu yok. Doğ­rul­ma­dıy­sa ana-ba­ba­sı yok. Bi­zim ih­la­sı­mı­zın, ima­nı­mı­zın te­me­li “Do­ğur­ma­dı ve doğ­rul­ma­dı­” il­ke­si­dir. 
Sen şim­di bu nok­ta­da “Al­la­h’­ın oğ­lu va­r” di­yor­san, Al­la­h’­a şirk ko­şu­yor­sun. Bun­lar bu ka­fa­dan­dır. Al­lah ıs­lah et­sin. Bun­la­rın kut­sal say­dı­ğı ge­ce Haz­re­ti İsa (Aley­his­se­lâm)ın do­ğu­mu­nu kut­la­mak­tan ile­ri ge­çip ona ta­pın­ma­la­rı­na dön­müş­tür. Ya­ni bu olay mev­lit me­ra­si­min­den çık­mış ve şirk me­ra­si­mi­ne dön­müş­tür.
Şirk me­ra­si­mi de ol­du­ğu za­man se­nin bu­na ka­tı­lıp kut­la­man teh­li­ke. Bu hu­sus­ta bir­çok aye­ti ke­ri­me var. “Ey inan­mış kul­lar sa­kın Ya­hu­di ve Hris­ti­yan­la­rı dost edin­me­yin.” (Mâi­de Sû­re­si:51)

Hikmet Köksal, Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan 28 Aralık 2014 tarihli “Geyikli sahtekâr” başlıklı yazısında Noel Baba’nın yılbaşında hediye dağıttığını sandığını gözler önüne sermiş:

"Noel Baba hikâyelerinin boy gösterdiği; Hıristiyanlık propagandasının diz boyu olduğu aralık ayının sonuna geldik. Kuzey Kutbu'ndaki evinden her yılbaşında hareket edip Ren geyiklerinin çektiği kızaklarla uçarak dünyayı dolaşıp, bacalarından girdiği evlerdeki çocuklara hediyeler dağıttığı safsatasına konu edilen bu iskambil kâğıdı papazı kılıklı herif kimdir?"

Ahmet Zeki Gayberi, Milat Gazetesi’nde yayınlanan 31 Aralık 2012 tarihli “Yılbaşı mı, yol sonu mu?” başlıklı yazısında yılbaşı ile ‘Christmas’ın farklı günler olduğunun farkında olmadığını okurlarına göstermiş:

"Sevgililer Günü (Saint Velantine) veya Yılbaşı (Merry Christmas) gibi ‘şirin’ özel gün cinlikler de oluyor bu malların içinde Maya Takvimi gibi felaket senaryoları da!"

İsmail Özcan, Zaman Gazetesi’nde 31 Aralık 2005 tarihinde yayınlanan “Yılbaşı üzerine çarpıcı iki yazı” başlıklı yorum yazısında, Hz. İsa’nın doğum yıl dönümünün 31 Aralık tarihi olduğunu iddia etmiş. Doğru bilginin 25 Aralık olduğunun farkında olmadan yorum yazısı döşenmiş bir de:

"Milâdî yılbaşı, sıra dışı (ulü'l-azm) bir peygamber olan Hz. İsa (as)'nın doğum yıldönümüdür. Böyle bir yıldönümü için tercih edilen, sergilenen etkinlikler, davranışlar hiçbir şekilde bir peygamberin saygınlığı ile bağdaşmıyor. Çünkü bu etkinlikler, yılbaşı dolayısıyla içine girilen bu psikoloji; yeni bir yılı idrak etme sebebiyle gülmek, eğlenmek; beklentilerin gerçekleşmesini ümit etmek; ziyaretler yapmak, hediye alıp vermek gibi masum duygu ve çabaları çok aşıyor. Ölçüsüz ve sınırsız alkol tüketildiği, kumar tutkusunun zirveleri aştığı, bunlara bağlı, bunların sonucu olan olumsuzlukların doruklara tırmandığı bir zamanı simgeliyor."

Habervaktim yazarlarından Ahmet Doğan İlbey, 31 Aralık 2013 tarihli “Yılbaşı Kutlama Pespâyeliğini M. Kemal Resmîleştirdi” başlıklı yazısında, Noel ve yılbaşı kutlamaları arasındaki kafa karışıklığını köşesinde resmetmiş, Noel kutlamalarını yılbaşı kutlaması sanıp okurlarına birtakım yorumlar aktarmayı denemiş:

"Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi”nde anlatılan azınlıkların yılbaşı kutlamaları, Batılılaşma yanlısı olanların yılbaşına nasıl meylettiğine dair ipuçları veriyor: “19. asırda oda oda kiraya verilme saikiyle en fazla da Musevî azınlık tarafından yaptırılan ve bu özelliğinden dolayı da Müslüman Türklerce ‘Yahudihâne’ olarak adlandırılan apartmanlar Noel kutlamaları’nın yapıldığı mekânlardı. Buralardaki kiracı Hıristiyan ekalliyet, Noel'e karşı olan Yahudi ev sahiplerinin evinde Noel kutlarlar, İstiklal Caddesi'nde ‘Noel alayları’ düzenlerlerdi. Bunlardan bazılarının fazlaca çan çalmaları ve sair taşkınlık yapmaları nedeniyle zaman zaman Müslüman halk ya da kamu otoritesinin müdahalesiyle karşılaştıkları da olurdu.”"

Halime Gürbüz, Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan 30 Aralık 2011 tarihli “Pembe Zamanlar” başlıklı yazısında Noel Baba’nın yılbaşı gecesi ziyaretlerde bulunduğunu belirtme hatasına düşmüş:

"Yılbaşı diye evine köyüne, beynine, kalbine elin adamını, pardon Santa Klaus'unu alıyorsan o senin bileceğin iş. Belli... Ancak... Küçücük çocuklara "Bak Noel Baba, sana hediyeler getirecek" dendiğini duyunca, alışveriş merkezlerinde ve sokaklarda çocukları Noel Babaların kucaklarına verildiğini görünce tıkanıyorum!.. Yurdumun 'Noel Baba'ları da zaten bir deri bir kemik (promosyon ücretli gariban gençler), beyaz sakal ve kırmızı şapkanın arasını full kaplayan dört parmak kara kaş!.. Bir de babamızın helâli 'Noel Anne'ler dolanıp durdu ki bu da sözün gerçekten tükendiği yerdir."

Bülent Korucu ve Asgari Ücret – Fıtır Sadakası İlişkisi

Zaman Gazetesi yazarlarından Bülent Korucu, 1 Ocak 2016 günü yayınlanan “Ana yasa değil baba yasa” başlıklı yazısında üzerinde uzlaşılan asgari ücret zammını konu edinmiş; fakat bir hata yapmış:

"Asgari ücret, artışıyla birlikte Diyanet'in belirlediği fıtır sadakasından daha düşük; fakat bunu bile ekonomiyi zora sokmadan uygulamanın zorlukları konuşuluyor."

(Net) Asgari ücret 1300 TL olarak belirlendi. Diyanet ise 2015 yılı Ramazan başlangıcından 2016 yılı Ramazan başlangıcına kadar geçerli sadaka-i fıtrı 11,5 lira olarak belirlemişti. Tabiki bu tutar asgari miktarı temsil ediyor. Diyanet’in azami sadaka-i fıtr belirlediği yok. Bu durumda, işin matematiğini yaptığımızda Bülent Korucu haksız çıkıyor.

Yalçın Bayer ile Suudi Arabistan ve Yılbaşı

Yalçın Bayer’in Hürriyet Gazetesi’nde 31 Aralık 2015 günü yayınlanan “Suudi Arabistan” başlıklı yazısında yine okurlarından gelen metinlere doğruluklarını kontrol etmeden köşesinde yer vermiş:

"Arkasına İngilizleri alarak topraklarını genişleten İbn-i Suud daha sonra, Mekke Şerifi Hüseyin bin Ali'ye karşı da Mekke ve Medine'yi ele geçirmek için başlattığı savaşı 1932'de kazanarak, kendisini İslam dünyasının bu kutsal şehirlerinin ev etrafındaki uçsuz bucaksız çölün kralı ilan etti."

Bahsettiği savaş 1932’de değil, daha öncesinde 1926’da kazanıldı. Abdülaziz Al Suud 1924’te Mekke, 1925’te Medine ve 1926’ta Asır’ı hakimiyeti altına alarak, önce 1926’da kendisini Hicaz Kralı ilan etmiş, 1932’de ise feth ettiği toprakların tümünü birleştirerek Suudi Arabistan’ı kurdu.

"Miladi takvim ise başlangıcını İsa'dan alır."

Miladi takvim, yani Gregoryen takvim, pagan Roma döneminde oluşturulan Jülyen takviminin 10 gün ilave edilmiş halidir ve başlangıcını Hz. İsa’dan almaz.

"2. Mahmud zamanında pek çok Batılı giyim ve adet ülkeye girdiği gibi Hristiyan yılbaşı da (Noel) kutlanmaya başladı."

Miladi takvim konusundaki kafa karışıklığı bu cümle ile daha net anlaşılıyor. Çünkü, Yalçın Bayer de okuru da yılbaşı ile Noel’i karıştırmışlar. Aralarındaki farktan haberleri yok. Noel, yani Hz. İsa’nın doğumgünü 25 Aralık’ta kutlanır. Yılbaşı ise 31 Aralık’ta.

"İslami yılbaşı, muharrem ayının 10'undaki Hüseyin'in "Kerbela Şahadet"i nedeniyle kutlanmaz, aşure dağıtılır, hüseyni makamında ezanlar okunurdu."

Kerbela katliamı Hicri 10 Muharrem 61’de gerçekleşmiştir. Ancak, müslümanların yılbaşı kutlamamasının sebebi bu değildir. İslam’da yeri yoktur ve Müslümanlar yılbaşı kutlama tarzı bir refleks geliştirmemiştir. Muharrem ayının 10. günü ayrıca Aşure günüdür. Müslümanlar Muharrem ayının 10. gününde önemli olayların meydana geldiğine inanırlar ve bu günde aşure pişirip dağıtırlar. Alevi öğretisinde de yer alan Muharrem mâtemi 12 gün orucun ardından Aşure Günü ile sonlanır. Müslümanların aşure dağıtmasını sadece Kerbelâ’ya bağlamak doğru değildir.

2618d-life121223a

Ekrem Kızıltaş ve Suudi Arabistan Kralının İsmi

Ekrem Kızıltaş, Takvim Gazetesi’nde 30 Aralık 2015 günü yayınlanan “Teröre Karşı İslam İttifakı” başlıklı yazısında Suudi Arabistan Kralının ismini doğru yazmayı becerememiş:

"Aralık ortalarında Suudi Arabistan Kralı Suud bin Selman'ın inisiyatifiyle 34 İslam ülkesinin katılımıyla kurulan İslam İttifakı, öncelikle her türlü teröre karşı birlikte mücadeleyi esas alıyor olsa da; gelişerek, Müslümanlar arasında vahdeti sağlayabilme açısından yeni bir ümit."

Suud bin Selman, Selman’ın oğlu Suud anlamına gelir. Halbuki kralın doğru ismi “Salman bin Abdülaziz el Suud”tur.

Bekir Hazar ve ABD’nin Petrol İhracatı

Bekir Hazar, Takvim Gazetesi’nde 30 Aralık 2015 günü yayınlanan “Pişmantaşı” başlıklı köşe yazısında ABD’nin tarihinde ilk defa petrol satma kararı aldığını iddia etmiş.

"Bakın önceki gün ABD kongresinden sessiz sedasız bir kanun çıktı, kimsenin haberi yok. Peki ne diyor o yeni kanun? ABD bu kanunla tarihinde ilk defa Petrol SATMA kararı aldı. Yani elindeki stokları ve rezervleri bir an önce dünya piyasasına sürme kararı çıktı. Petrol alıcısı Washington artık satıcı oluyor. Çünkü adamlar yıllardır alternatif enerjiler üzerine çalışıyor."

Ancak, bu iddia doğruyu yansıtmamaktadır:

  • Halihazırda ABD’nin petrol ihracatı yasak değildir. Kısıtlanmıştır. Yasaklanmamıştır. Alaska ve California’nın bazı bölgeleri bu kısıttan hariç tutulmuştur.
  • Halihazırda ABD, günde 700.000 varil (700 kb/d) petrol ihracı gerçekleştirmektedir. Ana ihraç pazarları Kanada ve Meksika’dır. ABD şu an petrol ihracatında dünyada 17. sıradadır.
  • OPEC üyesi ülkelerin ambargosu karşısında ABD’nin petrol ihracatı 42 yıl önce 1973 yılında kısıtlanmıştı. Daha öncesindeham petrol ihracat edilebiliyordu.
  • ABD ihracat yasağı ham petrol için geçerlidir. Rafine edilmiş ürünler için değil.