Semih Koray ve ABD’nin Müslüman Kardeşleri Terör Örgütü İlan Etmesi

Semih Koray, Aydınlık Gazetesi’nde 28 Mart 2016 tarihinde yayınlanan “Darbe Senaryoları Üstüne” başlıklı yazısında Müslüman Kardeşler Örgütü hakkında bir yanlış yapmış:

"Bölge ülkelerinin direnişi, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin başlıca “uygulama aracı” olan “Müslüman Kardeşler”i ıskartaya çıkarmış, hatta bu akım ABD tarafından terör örgütü listesine alınmıştır."

Müslüman Kardeşler teşkilatının terör örgütü olarak tanımlanmasını isteyen tasarı ABD Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.

Henüz (2016 Mart ayı sonu itibarıyla) ABD Kongresi tarafından kabul edilmemiş durumda.

Dolayısıyla, Müslüman Kardeşler mevcut durumda terör örgütü listesine girmemiştir.

Bekir Hazar ve Vehhabilik

Bekir Hazar, 29 Mart 2016 tarihinde Takvim Gazetesi’nde yayınlanan “Çok Yakında” başlıklı yazısında Vehhabilik tarihi hakkında bir yanlışa düşmüş:

"El Kaide lideri de Suudi Arabistan'daki en en zengin İnşaat şirketi Ladin ailesi mensubuydu. Yani Vehabi idi ve o mezhep 100 yıl önce yoktu. Onu da İngilizler, Osmanlı'yı bölmek için kurmuşlardı. Vehabiliği nasıl kurduğunu İngiliz Ajan Hempher, kendisinin kaleme aldığı kitabında böbürlenerek anlatıyordu."

Öncelikle, bahse konu mezhebin isminin doğru yazılışı “Vehhabilik”tir.

Kökeni ve ismi, kurucusu Muhammed bin Abdülvahhab’a, yani 18. yüzyılın başlarına dayanır.

Vehhabilik Mezhebi, Bekir Hazar’ın iddia ettiğinin tersine, 100 yıl önce de vardı, 300 yıl önce de.

 

Soner Yalçın ve Prof. Dr. Salahi R. Sonyel’in Vefat Tarihi

Soner Yalçın, Sözcü Gazetesi’nde 10 Nisan 2016 tarihinde yayınlanan “İngiliz gizli belgelerinde Atatürk’ün para ilişkileri” başlıklı köşe yazısında  Prof. Dr. Salahi R. Sonyel’in vefat yılını şaşırmış:

"Konu dürüstlüğe geldi. Yine bir gizli İngiliz belgesine göz atmak gerekiyor. 10 yıl önce kaybettiğimiz Prof. Salahi R. Sonyel, İngiliz belgeleri üzerinde çok çalışmış tarihçilerimizden biriydi. “Gizli Belgelerde Mustafa Kemal, Vahdettin ve Kurtuluş Savaşı” adlı kitabında; İngilizlerin gizli yazışmalarında Mustafa Kemal'in parayla olan ilişkisi konusuna nasıl değindiklerini gözler önüne serdi."

Prof. Dr. Sonyel, 25 Aralık 2015 tarihinde, yani 1 yıl kadar önce vefat etti. 10 yıl değil.

 

Can Ataklı ve Hürriyet Gazetesi’nin Yeni Yazarı Abdulkadir Selvi

Can Ataklı, Sözcü Gazetesi’nde 23 Nisan 2016 tarihinde yayınlanan “Erdoğan’ın diploması olup olmadığı resmen soruldu” başlıklı köşe yazısında bir soyisim yanlışı yapmış:

"Ankara'da gazetecilerle bir araya gelen Albayrak Brezilya'daki yolsuzluk soruşturmasını kastederek “Brezilya'da Erdoğan gibi güçlü bir lider yoktu. O yüzden bu işler başına geldi” demiş. Bu bilgiyi Hürriyet'in yeni yazarı Abdülkadir Aksu'nun yazısından öğrendim. Aksu, bakanı dinledikten sonra tek cümle ile cevap vermiş; “Haklısın, işin özü bu.” Görüyor musunuz pişkinliği?"

Hürriyet Gazetesi’nde yeni transfer olan köşe yazarı Abdulkadir Selvi’dir, siyasetçilerden Abdulkadir Aksu değil.

Oray Eğin ve Müzik İnsanı Attila Özdemiroğlu

Oray Eğin, Sözcü Gazetesi’nde 24 Nisan 2016 tarihinde yayınlanan “Haber Merkezindeki Gizemli Zarflar” başlıklı yazısında “müzik insanı” Attila Özdemiroğlu’nun cenaze törenine katılan “mizah insanı” Cem Yılmaz’a laf çatarken yanlış yapmış:

"Cem Yılmaz geçenlerde hayatını kaybeden büyük mizah insanı Attila Özdemiroğlu'nun cenazesinde Zülfü Livaneli'nin yanında uzun süre kahkahalar atıp durmuş."

Attila Özdemiroğlu mizah değil müzik insanıdır…

Ahmet Hakan ve Minber-Mihrap Ayrımı

Hürriyet Gazetesi’nin muhafazakar camiadan transferi Ahmet Hakan, 1 Mayıs 2015 tarihinde yayınlanan “İşte yeni Türkiye!” başlıklı yazısında minber ile mihrabı karıştırmış:

AVANGARD BİR ESER: İNEGÖL MOBİLYA TÜRÜ MİHRAP 

Bu mihrap çalışmasına imza atanı, medeni cesaresinden ötürü kutluyorum. Ancak kendisine... 

Bu tür işlerde en az medeni cesaret kadar bir parça sanat görgüsünün gerektiğini de hatırlatmadan edemiyorum.

Kendisi imam hatipli olan Ahmet Hakan ne yazık ki mihrap ile minberi karıştırmış. Bahsettiği çalışma MİNBERdir, mihrap değil.

vav şeklinde minber

Nasuh Mahruki ve Türkiye’nin 79. İli Kilis

Nasuh Mahruki, 9 Mayıs 2016 tarihinde Sözcü Gazetesi’nde yayınlanan “Başkanlık da Başkanlık” başlıklı yazısında Kilis’in il olduğu gerçeğini sindiremediğini göstermiş:

"Kilis'te 20'den fazla insanımız öldü, ölmeye devam ediyor. İlçede hayat durdu. Durduk yerde dost ülke Rusya'nın savaş jetini düşürüp, pilotunu öldürdüğümüz için artık sınır ötesine operasyon yapamıyoruz, biz de buradan sallıyoruz roketleri, mermileri."

Kilis ilçe değil 1995’ten bu yana.

 

Okan Müderrisoğlu ve IMF Türkiye Raporu

Okan Müderrisoğlu, Sabah Gazetesi’nde 26 Nisan 2016 günü yayınlanan “IMF… Klişeler… Reformlar için akıl hocası” başlıklı yazısında, 22 Nisan 2016 günü IMF’nin yayınladığı 2016 Madde IV Görüşmeleri Raporu içeriğine değinmiş; ancak, bir gerçeği göz ardı etmiş:uluslararası para fonu logo

"Uluslararası Para Fonu, (IMF) kuruluş şartının 4. maddesi çerçevesinde üye ülkelerde her yıl gerçekleştirdiği incelemenin Türkiye bölümünü geçen hafta yayımladı. Önceki yıllardan farklı olarak piyasalarla üç değerlendirme aynı anda paylaşıldı. 1-IMF uzmanlarının tespitleri. 2-İcra Direktörleri Kurulu'nun kanaatleri. 3-Türkiye adına Fon yönetiminde bulunan İcra Direktörü İbrahim Çanakçı'nın görüşleri. Bu, çok boyutlu bakış açıları da gösteriyor ki Türkiye ekonomisi dış şoklara karşı dayanıklı."

Geçen yıllarda yayınlanan IMF’nin Türkiye ekonomisine ilişkin Madde IV raporlarında da Okan Bey’in bahsettiği bölümler yayınlanmıştı. Bu bir ilk değil yani.

Yayınlanan raporların içeriği ve konu hakkında daha detaylı bilgi için IMF’nin Türkiye ile ilgili sayfasına göz atılabilir:

Turkey and the IMF
Updated April 25, 2016
Go to top of page
Article IV Staff Reports
April 22, 2016 — New Turkey : 2016 Article IV Consultation-Press Release; Staff Report; and Statement by the Executive Director for Turkey
Series: Country Report No. 16/104
December 05, 2014 — Turkey: 2014 Article IV Consultation-Staff Report; Press Release; and Statement by the Executive Director for Turkey
Series: Country Report No. 14/329
December 20, 2013 — Turkey: Staff Report for the 2013 Article IV Consultation
Series: Country Report No. 13/363
Notes: Chart
January 27, 2012 — Turkey : 2011 Article IV Consultation: Staff Report; Staff Supplements; Public Information Notice on the Executive Board Discussion; and Statement by the Executive Director for Turkey
Series: Country Report No. 12/16
September 08, 2010 — Turkey: Staff Report for the 2010 Article IV Consultation and Post – Program Monitoring-Supplementary Information; Staff Report; Informational Annex; Public Information Notice on the Executive Board Discussion
Series: Country Report No. 10/278
November 16, 2007 — Turkey: 2007 Article IV Consultation – Staff Report; Public Information Notice on the Executive Board Discussion; and Statement by the Executive Director for Turkey
Series: Country Report No. 07/362
May 19, 2005 — Turkey: 2004 Article IV Consultation and Eighth Review Under the Stand-By Arrangement and Request for Waiver of Nonobservance of Performance Criterion–Staff Reports; Staff Supplement; Public Information Notice and Press Release of the Executive Board Discussion; and Statement by the Executive Director for Turkey
Series: Country Report No. 05/163
July 05, 2002 — Turkey: 2002 Article IV Consultation and First Review Under the Stand-By Arrangement–Staff Report; Staff Statement; Public Information Notice and News Brief on the Executive Board Discussion
Series: Country Report No. 02/137
July 05, 2002 — Turkey: 2002 Article IV Consultation and First Review Under the Stand-By Arrangement–Staff Report; Staff Statement; Public Information Notice and News Brief on the Executive Board Discussion
Series: Country Report No. 02/137

Murat Muratoğlu ve Kredi/Mevduat Oranı

Murat Muratoğlu, Sözcü Gazetesi’nde 29 Mart 2016 günü yayınlanan “Borç-Harç” başlıklı yazısında Türk bankacılık sektörünün kredi/mevduat  oranı üzerinden çıkarımlar yapmaya çalışırken banka bilançosu açısından önemli bir hata yapmış:

"Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’deki kredi mevduat oranlarının yüzde 140’lar düzeyinde olduğunu söylüyor. Yani 100 liralık mevduata karşı 140 liralık kredi kullanılıyor. 
Bu tablo bize, ne vatandaşta, ne şirketlerde, ne bankalarda ne de devlette yeterli para olmadığını söylüyor. 
Biz de bu açığı hep beraber yurtdışından borçlanarak kapatıyoruz. Başka bir deyişler yeni alınan her kuruş kredi aslında yurtdışından alınan yeni bir borç!"

Murat Muratoğlu, iddia ettiği beyanı teyit etmek adına gidip kaynağından veri kontrolü yapmadan ezberden yazmış ve yanılmış.

2015 yılı sonu itibarıyla kredi/mevduat oranı % 140 değil % 117.17’dir.

Yani, 100 liralık mevduat karşılığında 117,17 TL’lik kredi kullanılmış. Aradaki farkın tamamı ise Murat Bey’in iddia ettiği gibi yurt dışından borçla karşılanmıyor. Öncelikli temel karşılama alanı bankaların yurt içinden (piyasalardan ya da merkez bankasından) yapabileceği borçlanma ve kendi özsermayelerinden yapılacak kullanımlardır.

İlave Not: Murat Bey, ilgili yazısında (dönemin) ekonomi ve finansal işlerde genel koordinasyondan sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in “Türkiye’deki kredi mevduat oranlarının yüzde 140’lar düzeyinde olduğu” sözünü kaynak edindiği için aslında bir bakıma Sn. Şimşek hatalı addedilebilir.

Kaynak: BDDK Bankacılık Sektör Raporu: 22.03.2016 Tarihli Günlük Bankacılık Sektör Raporu

türk lirası simgesi

Yavuz Fettahoğlu ve Bir Okul Hikayesi

Yavuz Fettahoğlu, Yenişafak Gazetesi’nde 25 Mart 2016 günü yayınlanan “Avrofobya” başlıklı yazısında arkadaşıyla birlikte yaşadığını iddia ettiği bir hikayeyi aktarmış:

"Yine böyle bir gün, sıra arkadaşım için durum çok kritik, o bir puan, sınıf geçmesini sağlayacak; “Verir mi?” diye sordu bana önce. “Verir bence, nedir yani, en azından sor a'bi” dedim. Tüm cesaretini ve sempatik mimikleri toparlayıp söz istedi: - Hocam, bazı arkadaşlarımızın sadece “bir” puana ihtiyacı var. Mesela benim ortalamam 44, bir puan verseniz geçeceğim. Birkaç kişi “Teşekkür” alacak. Verirsiniz di'mi Hocam? Bir puan? Bu arada ders “Matematik”. Matematik ağırdır, kasvetlidir. Ortam da tam olarak öyle… Soruyla bu gerilim zirve yaptı ve ihtiyacı olan, olmayan herkes, tüm sınıf, gözlerini Hoca'ya çevirdi. Hoca da klasik, resmi ve o ciddi karakterinden ödün vermeyen tavrıyla yanıtladı: - Peki, sana bir soru soracağım. * Burada bir ümit doğdu. - Sorun tabi Hocam. - 0'la 1 arasında kaç sayı var? Bizim oğlan biraz düşündü. Çok kısa. Sonra yüzü güldü, kocaman güldü. Anında cevapladı: - Sonsuz Hocam! Sonsuz sayı var! O an bana, diğer arkadaşlarına da baktı. Teyit etmek istiyordu. Biz de ona “aferin” manasına gelen o hafif göz kırpışı ve tebessümü attıktan sonra iyice rahatladı… Kocaman gülüş artık dişlerle birleşti. Doğru cevaplamıştı. Hemen sordu: - Doğru di'mi Hocam? Bildim? - Doğru. Evet doğru cevapladın. - Aldım mı Hocam puanı? * Sırıtıyor, sırıtmasına ama ah be a'bi! O kadar rahatlamayacaktın… - Kusura bakma oğlum. Bak, sen de biliyorsun; benden sonsuzu isteme…"

Eğitim camiasıyla (bilhassa matematikle) yakından ilgili kesimin nazarından kaçmayacağı üzere gayet bilindik bir hikaye.

“Bizatihi deneyimlemiş” gibi aktardığı hikayenin sanal ortamda ve öğretmenler/öğrenciler arasında popüler şekilde dolanan versiyonunu aşağıda paylaşıp yorumu size bırakalım:

"SONSUZU İSTİYORSUN... Türk matematik dünyasının değerli hocalarından biri olan Sabuncuoğlu'nu, özellikle üniversiteyi Ankara'da okuyanlar iyi bilir. Sabuncuoğlu, ilkelerinden taviz vermeyen sert bir hocadır. Öğrencilerinden biri Hoca'nın sınavından 59 almış. O okulda geçme notu 60 olduğundan, sadece 1 puana ihtiyacı varmış. Hocadan, o 1 puanı istemeye karar vermiş. Sabuncuoğlu'nun kapısını büyük bir saygıyla tıklatmış. İçeriden boğuk bir "Gir" sesi gelmiş. Kafasını odaya uzatmış. Hoca odada, saçı başı dağılmış, konsantre bir biçimde çalışıyormuş. Bizimki epey çekinerek, "Hocam, durumum böyleyken böyle, okulu bitirmem size bağlı" falan diye kekelemiş.Hoca bizimkine şöyle bir bakmış. Matematikçi ya, odasında karatahta da eksik değil tabii. "Al şu tebeşiri. Bir sayı doğrusu çiz" demiş. Öğrenci şaşkın şaşkın çizmiş. "Şimdi bana 59 ve 60'ın yerini göster" demiş. Oğlan göstermiş. Hoca bu kez, "59 ile 60 arasında kaç sayı var oğlum?" diye sormuş. Bizimki, Sabuncuoğlu'nun, istediği o 1 puan için sözlü yaptığını sanıp heyecanlanmış. Düşünmüş taşınmış ve "Sonsuz, hocam" cevabını vermiş. Hoca gülümsemiş, "Afferin evladım, bildin" demiş. Bizimki de sevinmiş tabii. Ama Sabuncuoğlu, masasının başına dönerken "Gördüğün gibi; sen benden sonsuzu istiyorsun. Bunu sana kimse veremez" demiş."