Ahmet Yenilmez On Ölüm Şarkısı Şiirinin Müellifini Karıştırmış

Ahmet Yenilmez, Güneş Gazetesinde 12 Şubat 2017 günü yayınlanan “Bir Yenilmez’i uğurlarken” başlıklı yazısında On Ölüm Şarkısı adlı şiiri kaleme alan şairi yanlış aktarmış:

“Rüzgar değmez oldu artık yüzüme  
Gün ışığı kapıma boş yere gelir;  
Kötü bir düş gibi dolar gözüme  
Bu toprak bana dağ, size tepedir!  
Toprak yukarda, gül, aşağıda yılan!  
Elimde kelepçe, gözümde burgu!  
Toprak, kemiğimden etimi soyan  
Hırsız, kanlı katil, kefen soyucu!  
Bütün uzuvlarım bana darılmış  
Kulağım unutmuş artık sesimi;  
Hepsi ayrı ayrı hayale dalmış  
Bu omuz, bu ayak bu el benim mi?” 

Bundan tam 83 yıl önce ebediyete yollanan Cenap Şahabettin, “On Ölüm Şarkısı” adlı şiirinde böyle anlatmakta ölümü! 

...

Cenap Şehabettin ne güzel anlatıyor bu yolculuğu: 

“Girdiğim çukurdan iki facia:  
Burda karınca dev, insan noktadır;  
Toprağın altında bir zaman daha  
Tırnaklar ve saçlar uzamaktadır!  
Ölüler, ölüler, koşun imdada!  
Ölüler, sizin en yoksulunuzum!  
Ölüler, koşun ki öbür dünyada  
Topraktan bir sema ile mahpusum!  
Yağmur çisil çisil üstüme yağar.  
Tabiat kardeşim yasıma ortak;  
Şehrin üzerinde uçan bulutlar  
Serviler ucunda sallanan bayrak.”

Şiirin müellifi Cenap Şahabettin değil, Cevdet Kudret Solok‘tur.

 

Not: Ahmet Yenilmez’in de başı sağolsun…

Ekrem Kızıltaş “Marmaray’a Binmem” Sözünün Sahibini Yanlış Hatırlıyor

Ekrem Kızıltaş, Takvim Gazetesinde 11 Şubat 2017 günü yayınlanan “Denetleme değil engelleme” başlıklı yazısında “Marmaraya’a binmem” diyen kişiyi yanlış hatırlamış:

"Marmaray'ın gecikme sebeplerinden birisi, kazılar sırasında ortaya çıkan tarihi eserler. Ancak meselenin bundan ibaret olmadığını anlamak için Kılıçdaroğlu'nun 'Marmaray'a binmem' şeklindeki sözlerini hatırlamak, yeterli.."

“Marmaray’a binmem” sözü, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na değil Yılmaz Özdil’e aittir.

Yılmaz Özdil, Hürriyet Gazetesinde 30 Ekim 2013 günü yayınlanan “Marmaray” başlıklı köşesinde “Yüzerek geçerim kapısında muska dağıtsalar gene de bunların yaptığı tüpten geçmem kardeşim!” demişti.

Memiş Memişce THY’nin Satılmadığına ve Satılmayacağına İnanıyor

Memiş Memişce, Güneş Gazetesinde 11 Şubat 2017 günü yayınlanan “Satacaklarmış öyle mi?” başlıklı yazısında geçtiğimiz günlerde Varlık Fonu’na devredilen Türk Hava Yolları’nın (THY) satışına dair yanlış bilgilerini gözler önüne sermiş:

"Hükümet hele hele THY'yi satacak öylemi? Kardeşim THY bu milletin göz bebeği, dünya standartlarının çok üstünde olan bir kurum nasıl satılır? Ne zaman yurt dışına çıksam tek gurur duyduğum Türk hava yollarıdır. Neredeyse dünyamın her yerine uçuş yapan THY satılacak öyle mi? 

Artık Türkiye'yi kimse tutamaz 

Kardeşim büyüyen kar eden bir şirket satılır mı hiç? Geçen yıl Batman ve Superman filmiyle 800 milyon kişinin takip ettiği THY, şimdi son reklam filmiyle dünyada konuşuluyor. THY bu yıl yeni reklamını dünyaca Oscar ödüllü sanatçı Morgan Freeman'la yaptı. THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, “Morgan Freeman ile yaptığımız anlaşma, küresel marka bilinirliğimize büyük katkı sağlayacak” diyor. Zaten Morgan Freeman'la yapılan THY reklam filmi şimdiden konuşulur oldu. Neymiş efendim dünyanın imrendiği THY sosyal medyadaki iftiracılara göre satılacakmış. Hadi oradan sizi gidi fitneciler sizi. Aklınızca hükümeti yıpratmak için iftiralar atıp karalama kampanyası yapıyorsunuz öylemi? Başaramayacaksınız çünkü millet sizlerin kim olduğunu çok iyi biliyor."

Medyum Memiş THY’yi tamamen kamuya ait sanıyor görünen o ki. THY’nin halihazırda hisselerinin % 50,88’i satılmış halde zaten. Çoğunluk hissesi halka açık.

Hissedar Nominal Pay Tutarı (TL) Sermaye Oranı (%) Pay Adedi Oy Hakkı (%)
T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
(A Grubu Nama)
677.884.849 49,12 67.788.484.857 49,12
T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
(C Grubu Nama)
0,01 <0,01 1 <0,01
Halka Açık A Grubu 702.115.151 50,88 70.211.515.142 50,88
TOPLAM 1.380.000.000 100,00 138.000.000.000 100,00

Hisselerinin yüzde 50,88’i yatırımcılara geçen THY, hâlâ bir kamu şirketi gibi yönetiliyor gerçi “altın hisse” yapısı nedeniyle. Açıklayalım:

Tablodan görülebileceği üzere THY’nin hisseleri A ve C olmak üzere iki gruba ayrılıyor. C grubu hisseler, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından atanan bir üye tarafından temsil ediliyor. Bu hisseler, gerek görülürse şartlara uygun diğer bir kamu kuruluşuna devredilebiliyor. THY Yönetim Kurulu 7 üyeden oluşuyor. Bunlardan 6’sı A grubu hissedarların belirlediği adaylar arasından seçiliyor. 1’ini ise C grubu hissedar öneriyor. Kısaca C grubu hissedarın temsilcisi, bir bakıma “altın hisse”yi elinde bulunduruyor. Birçok konuda da bu üyenin oluru alınmadan karar alınamıyor. Halka açık hisseleri alan yatırımcılar ise  ana sözleşme gereği sadece 2 YK üyesini belirleyebiliyor.

Kaldı ki, THY yıllardır Özelleştirme İdaresi Başkanlığının özelleştirme portföyünde. Hatta THY’deki Özelleştirme İdaresi’nin sahip olduğu paylar özelleştirme kapsam ve programından çıkartılarak Türkiye Varlık Fonu’na devredildi.

 

Medyum Memiş, özelleştirmelerde sadece zarar eden kuruluşlar satılıyor sanıyor galiba… Büyüyen ve kâr eden şirketler de satılabilir. Gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde gerçekleştirilen binlerce özelleştirmede kâr eden şirketlerin satışı söz konusu olmuştur. Ülkemizden Türk Telekom’un ve Tüpraş’ın özelleştirilmesi sürecini hatırlatmak kâfi.

Prof. Dr. Mehmet Çelik’in Milletvekillerinin Haberleşme Faturaları Listesine Dair Algıda Seçiciliği

Prof. Dr. Mehmet Çelik, Güneş Gazetesinde 10 Şubat 2017 günü yayınlanan “Bu millet sana nasıl inansın Kemal Bey” başlıklı köşesinde milletvekillerinin haberleşme faturalarına dair listeye ilişkin yanlış bilgiler aktarmış:

"Meclis kesesinden haberleşme gideri en yüksek olan 10 kişiyi açıkladı: 

En baştaki CHP’li Elif Hanım. İkinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı sıradakiler de CHP’li milletvekilleri… 

Peki diğer dördü kim? Onlar da şöyle sıralanıyorlar: Yedinci, sekizinci MHP’li, dokuzuncu AK Partili, onuncu da HDP’li… 

Eee, bakın Ak Partili, MHP’li, HDP’li de varmış demeyin CHP’li dostlar. Bu üç partinin milletvekillerinin harcamalarının toplamı 47.000 TL. Tek başına Elif Hanım’ın iki trilyona yakın harcamasının karşılığında, bu üç partinin milletvekillerinin toplam harcamaları devede kulak kulak!.."

Mehmet Çelik’in, en çok haberleşme harcaması yapan milletvekilleri listesine ilişkin sunduğu bilgiler yanlış.

Mehmet Çelik, 2., 3., 4., 5., 6. sırada CHP,  7. 8. MHP,  9. AKP, 10. HDP şeklinde vermiş sıralamayı ama pek öyle değil.

En çok haberleşme gideri olan milletvekilleri sıralamasını biraz yanlış aktarmış.

Liste resmen açıklanmadı ancak kamuoyuna yansıyan ilk 10 şu şekildeydi:

1. CHP'li Elif Doğan Türkmen - 1.108.842

2. CHP'li Emre Köprülü - 373.457

3. CHP'li Özcan Purcu - 181.905

4. AK Partili Bülent Turan - 145.248

5. AK Partili Fehmi Küpçü - 130.498

6. CHP'li Özgür Özel - 78.120

7. CHP'li Ali Haydar Hakverdi - 77.882

8. AK Partili Orhan Karasayar - 50.772

9. AK Partili İshak Gazel - 44.006

10. AK Partili Sema Kırcı - 40.274

Ayrıca, AK Parti, MHP ve CHP’li vekillerinin tamamının toplam haberleşme harcamalarının 47.000 TL olduğu iddiası da yanlış. Çünkü, ilk 10’a giren AK Partili milletvekillerinin toplam harcaması sadece 410.798 TL tutarında.

Bekir Coşkun ve Meclis ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Arasındaki Mesafe

Bekir Coşkun, Sözcü Gazetesinde 10 Şubat 2017 günü yayınlanan “Mucit” başlıklı yazısında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ile Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi arasındaki mesafeyi biraz karıştırmış:

"Meclissiz kanun... Meclis açık, kanunlar 900 metre uzaktaki Saray'da yapılıyor..."

Bekir Coşkun Ankara’yı ne kadar iyi biliyor, bilmiyoruz; ancak, onun yerine üşenmeyip Google Maps aracılığıyla mesafeyi ölçtük.

TBMM ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi arasındaki mesafe kuş uçuşuyla tam 5 km.

Soner Yalçın Özelleştirmeden Elde Edilen Gelirleri Şişirmiş

Soner Yalçın, Sözcü Gazetesinde 10 Şubat 2017 günü yayınlanan “Paralel Hazine” başlıklı yazısında, AK Parti hükümetleri döneminde yapılan özelleştirmelerden elde edilen gelirlere ilişkin rakamları biraz tahrif etmiş:

Meseleye bir de buradan bakalım:
– AKP Birinci Hükümeti…
(19.11.2002-13.3.2003)
21 milyar dolarlık özelleştirme yaptı.
– AKP İkinci Hükümeti…
(14.3.2002-28.8.2007)
21 milyar 920 milyon dolarlık özelleştirme yaptı.
– AKP Üçüncü Hükümeti…
(29.8.2007-31.3.2011)
12 milyar 30 milyon dolarlık özelleştirme yaptı.
– AKP Dördüncü Hükümeti…
(1.4.2011-29.8.2014)
18 milyar 239 milyon dolarlık özelleştirme yaptı.
– AKP Beşinci Hükümeti…
(30.8.2014-30.11.2015)
6 milyar 566 milyon dolar özelleştirme yaptı.
– AKP Seçim Hükümeti…
(1.11.2015-23.11.2015)
100 milyon dolarlık özelleştirme yaptı.
– AKP Altıncı Hükümeti…
(24.11.2015-31.12.2015)
5 milyon dolarlık özelleştirme yaptı.
Buraya kadar AKP; 80 milyar 130 milyon dolarlıközelleştirme yaptı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, 31.12.2015'ten istifa ettiği 22.5.2016 tarihine kadar…
Ve Başbakan Binali Yıldırım'ın, 22.5.2016'dan bugüne kadar…
Kaç dolarlık özelleştirme yaptığını bilmiyoruz.
Hayır… “AKP hükümetleri 80.1 milyar dolarlık özelleştirme gelirini ne yaptı” diye sormayacağım. O ayrı bir konu.
Gelmek istediğim konu farklı:
Davutoğlu ve Yıldırım 2016'da sadece 681 milyon 515 bin dolarlık özelleştirme yapabildi.
Yani… Özelleştirme gelirleri çok düştü.

19.11.2002-13.3.2003 tarihleri arasında 21 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığını belirtmiş; ancak, 2002 yılının tamamında 536,5 milyon dolarlık2013 yılının tamamında ise 187 milyon dolarlık özelleştirme yapılmıştır. Yani toplamda söz konusu 2 yılda 723,5 milyon dolarlık özelleştirme geliri elde edilmiş. 21 milyar dolar nerde 723,5 milyon dolar nerde.

Ayrıca, 2. AK Parti hükümeti iddia ettiği gibi 14.3.2002-28.8.2007 tarihleri arasında görev yapmamıştır.

1986-2002 döneminde toplam 8 milyar dolar özelleştirme geliri elde edilirken, 2003-2015 döneminde bu tutar 61,8 milyar dolara erişmiştir. Cumhuriyet tarihi boyunca elde edilen özelleştirme gelirlerinin % 90’ı AK Parti döneminde elde edilmiştir.

AK Parti hükümetleri 2002-2015 yılları arasında 80,1 milyar dolar değil 61,8 milyar dolarlık özelleştirme gerçekleştirmiştir. Soner Yalçın’ın 80,1 milyar dolarlık hesabıyla 61,8 milyar dolarlık gerçekleşme arasındaki fark büyük ihtimalle 2002-2003 yılları arasındaki özelleştirme gelirlerine dair Soner Yalçın’ın yanlış bilgisinde kaynaklanıyor.

Emin Çölaşan ve Cennetin Çocukları Adlı Film

Emin Çölaşan, Sözcü Gazetesinde 11 Mart 2012 günü yayınlanan “Büyükerşen’in Eskişehir’i” başlıklı yazısında Cennetin Çocukları adlı filme dair bir hataya düşmüş:

"Ankara- Eskişehir arasındaki hızlı tren çok önemli. Size trendeki bir rezaleti aktarayım, üç gün arayla hem giderken, hem de gelirken trende aynı film gösteri İtiyordu. "Cennetin Çocukları" isimli bu saçma sapan film küçük kız çocuklarıyla başlıyor. Çocukların tümü örtülü. Öğretmenleri ise kara çarşaflı. Bir İran filmiymiş. Bula bula bunu bulmuşlar, yolculara gösteriyorlar. Devletin treninde propaganda yapılıyor. Giderken şikayet dilekçesi yazdım. Dönüşte yine aynı film vardı."

Evet, Majid Majidi’nin yönetmenliğini üstlendiği 1997 yapımı Cennetin Çocukları (Children of Heaven / Bacheha-Ye aseman) adlı film İran yapımı.

Ancak, Emin Çölaşan -klasik önyargılarını ön plana çıkararak- İranlıların Arapça konuşmadığını, kendilerine ait bir dil (Farsça) ve (Arapça’ya benzese de farklı bir yapıda) alfabelerinin olduğunu gözden kaçırmış. Filmde Emin Çölaşan’ın gördüğü harfler Arap alfebesinden harfler değil. Farsçadandır.

 

* Emin Çölaşan’ın bahse konu yazısı Sözcü Gazetesi arşivinden kaldırıldığı için e-bağlantı sunulamamaktadır.

 

Murat Muratoğlu ve Tabi/Tabii Ayrımı

Murat Muratoğlu, Sözcü Gazetesinde yayınlanan 7 Şubat 2017 tarihli “Paraları Varlık Fonu’na taşıyorlar” başlıklı yazısında “tabi olmak” ile “tabii olmak” eylemlerinin kullanımına ilişkin küçük bir hataya düşmüş:

"Şirket ve fonun finansal tabloları Sayıştay Yasası'na tabi olmayacak. Olmasın ki denetlenemesin. Soru sorulmasın. Şeffaf olmasın. Hesap verilmesin.
Sayıştay'a tabii olmaması kesmemiş olacak ki, aralarında Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası, Devlet Memurları Yasası, Harcırah Yasası, KİT'ler ile Fonların TBMM'ce Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Yasa, Kamu İhale Yasası ile Devlet İhale Yasası'nın da bulunduğu birçok yasa, fon ve şirket ile bu fon tarafından kurulacak diğer şirketler için uygulanamayacak. Yani fon bu yasalardan muaf olacak.
Bu kadar kanunun koruduğu bir fona değil müfettiş, Maliye bakanı bile hesap soramaz! Zaten niyet de o!
Şirket kurabilecek ama Kurumlar Vergisi'ne tabii değil…"

“Doğada olan, doğada bulunan, katıksız, saf, doğal, olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi, sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan” anlamlarına gelen “tabii” sıfatını, “bağlı, bağımlı” anlamına gelen “tabi” sıfatının yerine kullanmış.

Bir şeye bağlı olunması durumuna atıf yapılacak olması halinde “tabi olunur”; “tabii olunmaz”.

Murat Bey, MS Office Word’ün düzeltme fonksiyonunun azizliğine uğradığını belirtmiş.

 

* Tespiti için Bilge San‘a teşekkür ederiz.

Yaman Törüner ve Çin’in Döviz Rezervleri

Yaman Törüner, Milliyet Gazetesinde 31 Ocak 2017 günü yayınlanan “Çin ve Japonya’nın kötü borçları” başlıklı yazısında, Çin’in döviz rezervlerini yanlış aktarmış:

"Çin’de kötü borçların kapsamı, aşağı yukarı 900 milyar dolar olarak tahmin ediliyor ve neredeyse, Çin’in döviz rezervlerine eşit. "

2017 yılı Aralık ayı sonu itibarıyla Çin’in döviz rezervleri 2 trilyon 998 milyar dolar seviyesindedir. 900 milyar dolar değil. Yaman Beyin bahsettiği tutardan yaklaşık 2,1 trilyon dolar fazla…

Halime Gürbüz ve Ömer Söztutan’ın Kaynaksız Aforizma Dolu Köşe Yazıları

Halime Gürbüz, Türkiye Gazetesinde 5 Şubat 2017 günü yayınlanan “Hayatın gerçekleri” başlıklı yazısında muhtemelen her zaman yaptığı gibi internet forumlarından, facebook’tan derlediği vecizeleri, herhangi bir kaynak vermeden köşeyazısına yığmış, biraz Dostoyevski’den biraz Bernard Shaw’dan ortaya karışık yaparak.

Kendisi yapmamış ama biz hangi aforizmanın kime ait olduğunu sıralayalım, belki örnek alır:

Dostoyevski’ye ait sözler:

"Gece ne kadar karanlıksa, yıldızlar o kadar parlaktır. Derdin ne kadar büyükse, yaratana o kadar yakınsın."

"Ya hatalarınla yüzleşir, ya da hatalarınla yüzsüzleşirsin. Cahil olmak ayrı, pislik olmak ayrıdır"  

"Acı çekmek, büyük bir zekâya ve duyarlı bir yüreğe sahip kişiler için her zaman kaçınılmazdır"

"Derin duygulara sahip insanların, acıları büyük olur."

"Zamana güven, her şey unutulur. Şu anda aklı başında davranmak, sonradan aklının başına gelmesinden iyidir."

"İnsanlar seni çözemedikleri zaman, ön yargılarını kullanırlar"

"Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu bir şey kaybettirmez"

"Bazı insanların düşmanlığı dostluklarından daha faydalıdır."

"İnsana en çok acı veren şey, söyledikleriyle söylemek istedikleri arasındaki uçurumdur."

"Sevmek, güzel birinde aşkı aramak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın, beklenmedik bir anında kendini bulmaktır"

"Yalancının cezası; kimsenin kendine inanmayışı değil, asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır"

George Bernard Shaw’a ait vecizeler:

"Yanlışlık fare deliğinden geçer, doğruluk kapılardan sığmaz."

"Dürüst insan her zaman gerçeği söyler, akıllı insan ise yalnız zamanında"

"Eğer yürüdüğünüz yolda zorluk ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz"

"Yaşlanmadan akıllanmayı çok isterdim"

"Birçok insanın korkak olmaya cesareti yoktur"

"Akıllı adam aklını kullanır, daha akıllı adam başkalarının da akıllarını kullanır"

"Erkeğin de, kadının da terbiyesi birbirleriyle tartıştıkları zaman belli olur"

"Zekânın sakıncası, insanı devamlı surette bir şeyler öğrenmeye zorlamasıdır."

"Değişmez kural, değişmez kuralın olmayacağıdır"

"Parayı kazanmadan harcamaya nasıl hakkımız yoksa mutluluğu da üretmeden tüketmeye hakkımız yoktur."

"Bu dünyada başarıya ulaşan insanlar istedikleri şartları yakalayan insanlardır. Eğer onları bulamazlarsa, kendileri yaparlar"

"Ben şaka yaparken gerçekleri söylerim, çünkü gerçekler dünyanın en gülünç şakalarıdır"

"Benim en iyi dostum terzimdir. Çünkü ne zaman beni görse, derhal o andaki ölçülerimi alır. Oysa bütün öteki tanıdıklarım benim hâlâ eskisi gibi olduğumu düşünürler"

"Yapabilenler yapar; yapamayanlar yapmayı öğretir."

Halime Gürbüz, alıntı yaptığı bazı sözlerdeki tırnak işaretlerini bile kaldırmayı unutmuş.

Hatta, her köşe yazısını bitirdiği “Ninem diyor ki” vecizesi bile araklama:

"En iyi zırh, menzil dışında durmaktır."

Bir İtalyan atasözüdür…

Aynı hatayı yine Türkiye Gazetesinden Ömer Söztutan “Hayat dersleri” başlıklı 11 Ağustos 2015 tarihli yazısında yapmış:

"Sevmek, güzel birinde aşkı aramak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın,

beklenmedik bir anında kendini bulmaktır."

...

"Yeni bir adım atmak ve yeni bir söz söylemek,

insanların en korktuğu şeylerdir."

...

"Acı çekmek, büyük bir zekâya

ve duyarlı bir yüreğe sahip kişiler için her zaman kaçınılmazdır."

...

"Gece ne kadar karanlıksa, yıldızlar o kadar parlaktır.

Derdin ne kadar büyükse,  yaratana o kadar yakınsın."

...

"Ya hatalarınla yüzleşir, ya da hatalarınla yüzsüzleşirsin.

Cahil olmak ayrı, pislik olmak ayrıdır."

...

"Her insan, herkes karşısında, her şeyden sorumludur."

...

"Zamana güven, her şey unutulur.

Şu anda aklı başında davranmak, sonradan aklının başına gelmesinden iyidir."

...

"Anlamından çok hayatı sevmeli.

Anlam ancak o zaman anlaşılır hâle gelir."

...

"İnsanın ruhunu yücelten bir acı,

ucuz bir mutluluktan evladır."

Ne diyelim…

Kimsenin Halime Gürbüz’den Ömer Söztutan’tan Dostoyevski’nin kaleminden çıkacak ayarda güzel söz beklediği yok.

Orjinal ürün ortaya koyamayacağı aşikar olan bu gibi karakterlerden tek beklenti, alıntı yaparken kaynaklarını belirtmeleri.

Ama nerdeeee…