Mekke’nin Fethinin Ne Zaman Olduğunu Karıştıran Köşe Yazarları

Mekke’nin fetih tarihi son dönemin en çok karıştırılan bilgilerinden biri.

Kâbe’nin yer aldığı ve Müslümanlarca kutsal olarak kabul edilen Mekke şehri, Hz. Muhammed ve ordusu tarafından Hicretin 8. senesinde Ramazan ayının 20. günü olan Cuma gününde fethedilmiştir. İbn İshâk, İbn Hişâm, Belâzûrî, Vâkıdî, İbn Esir, İbn Kesir ve Taberî gibi pek çok tarihçinin ittifakla verdiği tarih bu şekildedir. Fetih için Medine’den Hz. Peygamber ve ordusu Ramazan ayının 10. günü ayrılmıştır.

Bu tarihler Milâdi takvime uyarlandığında ise karşımıza 11 Ocak ve 1 Ocak günleri çıkar. Yani, Mekke’nin fethi, 11 Ocak 630’da gerçekleşmiştir. 1 Ocak İslam ordusunun Hz. Peygamber’in komutasında Medine’den Mekke’nin fethi için çıktığı gündür.

Kaynaklar incelendiğinde, Mekke’nin 1 Ocak ya da dönemin Ramazan ayının 10. gününde fethedildiğine dair bir bilgiye rastlanamamaktadır.

Türk Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi’nin hazırladığı İslâm Ansiklopedisi’nde bu konuda şu şekilde bir bilgi yer almaktadır: “Resûl-i Ekrem’in Mekke’ye hangi tarihte girdiği konusunda farklı rivayetler bulunmakla birlikte fethin 20 Ramazan 8’de (11 Ocak 630) gerçekleştiği genel olarak kabul edilmektedir (Vâkıdî, II, 829; İbn Sa‘d, II, 105; Halîfe b. Hayyât, s. 53)”.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nca hazırlanan “İslam’a Giriş-Temel Esaslar” adlı kitabın “İslâmiyet’in Doğuşu ve Yayılışı” başlıklı 2’nci bölümünde (2. baskı, 2008, s. 72) Hz. Muhammed’in Medine’den Mekke’nin fethi için ayrıldığı tarih 4 Ocak olarak belirtilir; ancak, fetih için yine 11 Ocak günü şu şekilde işaret edilir:  “Hz. Peygamber 13 Ramazan 8 (4 Ocak 630) tarihinde Mekke’yi fethetmek üzere 10.000 kişiyle yola çıktı, bir hafta sonra da Mekke’nin Fethi gerçekleştirildi.”

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan yayınlarda Mekke’nin fetih tarihi için 11 Ocak 630  gösterilmektedir.  Beşiktaş Müftülüğü ve İzmir Diyanet-Sen gibi bazı birimler de bu bilgiyi teyit etmekte ve fethin 1 Ocak günü gerçekleşmediği yönünde ikazlarda bulunmaktadır (Bu noktada, Diyanet’in kendi internet sitesinde ve bağlı organlarının internet sitelerinde Mekke’nin fethine dair bilgileri içeren sayfaların erişime kapatılmaya başlandığı görülmekte olduğu da not edilmelidir).

Bu bilgiye rağmen Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı müftülüklerce hâlâ Mekke’nin fethinin 31 Aralık gecesi kutlanmaya devam edildiği görülmektedir.

Diyanet-Sen Genel Başkan’ı Mehmet Bayraktutar’ın yaptığı bir basın açıklamasında Diyanetin ve görevlilerinin Mekke’nin fethine dair yaşadığı çelişkinin bir örneği görülmektedir:

"Miladi yılın başlangıcı olan 1 Ocak aynı zamanda Mekke’nin Fethi’nin de yıldönümüdür.
... 
Mekke'nin Fethi, 11 Ocak 630'da Müslümanların, Kureyşlilerin elindeki Mekke'yi fethi olayıdır. 
... 
İslam peygamberi Muhammed, Hicret'in 8. yılı, ramazanın 10. pazartesi günü 10 bin kişilik bir ordu ile Medine'den çıktı (1 Ocak 630). 20 Ramazan'da (11 Ocak 630)."

Aynı metin içerisinde Mekke’nin 11 Ocak’ta gerçekleştiğini belirtip, Mekke’nin fethini 1 Ocak günü kutlayan ilginç bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Diyanetin basılı takvimlerini incelediğimizde de bu çelişkileri görmekteyiz. Mekke’nin fethi için bir takviminde 1 Ocak’ı diğerinde 11 Ocak’ı işaret eden Diyanet’in kafası bir hayli karışık olmalı.

Yabancı kaynaklarda, kitaplarda ve internet sitelerinde de Mekke’nin fethi için 11 Ocak 630 günü verilir.

Özellikle 31 Aralık gecesi yapılan yılbaşı kutlamalarına alternatif oluşturma maksadıyla, bazı çevrelerce Mekke’nin fetih tarihi olan 11 Ocak günü 10 gün önceye çekilerek 31 Aralık gecesi/1 Ocak günü kutlanmaya başlanmıştır. Hz. İsa’nın doğumunun kutlandığı Hristiyanlara göre kutsal olan ve 25 Aralık günü kutlanan Noel ile yılbaşını birbiriyle karıştıran, bu yanlış algıdan hareketle yılbaşı kutlamalarını Hristiyan adeti gören kitle için böylelikle yanlış bilgi üzerine inşa edilerek alternatif bir kutlama vesilesi oluşturulmuştur.

Belirtilmesi gereken başka bir nokta ise: Hicri takvimi referans alan günlerin, günümüzde kullanılan Milâdi takvimde hangi güne denk geliyorsa o gün kabul edilmesi yönünde de alternatif bir bakış açısı mevcuttur. Yani, (Ramazan ve Kurban Bayramlarını her yıl 10’ar günlük kayma ile kutladığımız gibi) Hicri takvimdeki günlerin Milâdi takvimdeki karşılıklarının sabitlenerek kutlanması yerine, o yıl hangi güne denk geliyorsa o şekilde kutlanılması gerektiğini belirtenler var.

 

Bu durum, vatandaşların akıllarında ideolojik propaganda ile bilgi kargaşasına yol açmış görünüyor. Bu karmaşanın kurbanı olan köşe yazarları ise şu şekilde:

İbrahim Halil Er, Milli Gazete‘deki “Mekkenin fetih tarihi ve yılbaşına denk gelmesi ile ilgili iddialara cevap” 4 Ocak 2014 tarihli yazısında, fethin tamamlandığı tarihi yerine harekâta başlandığı tarihin baz alındığını ve bu yolla ne yapılmaya çalışıldığını açıkça ortaya koymuştur:

"Mekke’nin fetih tarihi ile ilgili aslında fazla ihtilaf yok. Mekke’nin fethini yılbaşında kutlayanlar da Peygamberin Medine’den yola çıkışını esas almalarıdır. Peygamberin Medine’den çıkışını esas alarak yılbaşına denk getirmiş olacağız. 
... 
Yani Mekke’nin fethini Peygamberin Medine’den yola çıkışını esas aldığımızda yılbaşına denk getirmemiz doğrudur. 
... 
Fetih kutlamaları yapanlar tarihi çarpıtmamaktadırlar. Onlar, Peygamberimizin Medine’yi terk ettiği tarihi esas alarak kutlamayı yapmaktadırlar. Biz sadece Mekke’nin fethini değil fetih ordusunun yola çıkışını ve fetih mantığını da ele alıyoruz. Fetih kutlamalarının amacı da Fetih kutlamalarını yılbaşına denk getirip, yılbaşı kutlamaları ile zehirlenen insanlara Peygamberimizi ve fetih şuurunu vermektir."

Yusuf Ziya Cömert, Karar Gazetesi‘ndeki “Bir yılbaşı yazısı da benden” başlıklı 1 Ocak 2017 tarihli yazısında Mekke’nin fethi kutlamalarının nasıl türediğine değinirken, kutlanıldığı tarihin yanlışlığına değinmeyi atlamış:

"Bu arada 31 Aralık’larda bir ‘Mekke’nin Fethi’ kutlaması ihdas edildi. Evvelce pek bahsi olmazdı. Herhalde birileri Mekke’nin Fethi’nin 31 Aralık’a denk geldiğini tespit etti ve yılbaşına alternatif bir şey icat etme fikrini parlak buldu. Böylece bizim cenahta yılbaşı yerine Mekke’nin Fethi bir kutlama vesilesi olarak kısmen kabul gördü. Bana icat gibi geldiği için pek heves etmedim."

Nihat Hatipoğlu, Sabah Gazetesi‘nde yayınlanan “Mekke’nin fethi mi, yılbaşı mı” başlıklı 4 Ocak 2013 tarihli köşe yazısında başlığındaki soruya yanıt aramış; ancak, Mekke’nin fethi ile yılbaşının ayrı tarihlere tekabul ettiğini belirtmeme hatasına düşmüş:

"Bence bu soru, kötü bir sorudur. Bu oyuna gelmeyiniz. Çünkü bu ayrışma, Mekke'nin fethini kutlayanları Müslüman; yılbaşını kutlayanları gayri Müslim gibi görecek bir yanlışlığın kapısını aralar. İşte bu keskin çizgi, yıllarcadır yıkmaya çabaladığımız daralmayı, İslam'ı dar alana mahkum etmeyi, İslam'dan uzaklaştırmayı getirir. Mekke'nin fethi gibi ulvi bir hadiseyi sadece bir kesim insanımızın kutladığı bir noktaya taşırız. Halbuki Mekke'nin fethi, yılbaşını kutlayan geniş halk kitlelerinin de fethidir. Eğer Müslüman iseler bu böyledir. Onların da peygamberi olan Hz. Muhammed (s.a.v.)'in en büyük fethidir."

Milli Gazete‘den Şakir Tarım’ın “Mekke’nin Fethi, Kudüs ve AGD şefkati” başlıklı 30 Aralık 2017 tarihli yazısından:

"Bu yıl 600’den fazla noktada yapacağı “Mekke’nin Fethi ve Kudüs Gecesi” programlarının hazırlıkları son aşamaya geldi. ... Bir güruh da, onların Mekke’nin fethini kutladıkları gecede Allah’ın yasakladığı şans oyunları ve çılgın eğlenceler peşinde."

Merve Kavakçı, Yeni Akit Gazetesi‘ndeki “Mekke’nin Fethi ve Hasan Karakaya” başlıklı yazısını 1 Ocak 2016 günü kaleme alırken, Mekke’nin fethinin tarihini yanlış aktarma niyetinde olduğunu afişe etmişti:

"Bugün aslında Mekke’nin Fethi’ni yazmak istiyordum ama gece yarısı ansızın gelen haberle gündem bir anda değişti."

 

* Mekke’nin 1 Ocak’ta fethedildiği safsatasına dair yazılar kalem alan TıbbiyeliHikmet ve İslamokul gibi sayfaların müelliflerine teşekkür ederiz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*