Kubbet-üs Sahra ve Mescid-i Aksa Farkı ve Köşe Yazarları

Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra, Kudüs’teki Harem-i Şerif’te (Harem-üş Şerif) yer alan birbirine komşu (karşılıklı olarak aynı avlu içinde yer alan); fakat, 2 farklı yapılardır.

Müslümanların ilk kıblesi ve Mirac’ın başlangıç noktası olması hasebiyle İslamiyette 3 büyük mabetten biri olarak kabul edilen, önceki ismi Beyt-i Makdis olan Mescid-i Aksa, çoğu fotoğrafta yanlış bir şekilde Kubbet-üs Sahra ile karıştırılır.

Mescid-i Aksa, Hz. Süleyman mabedinden kalan batı duvarına bitişik olan dörtgen şeklindeki olup, Hz. Ömer döneminde 638 yılında Kudüs fethedildikten sonra inşa edilmiştir. Altın kubbeli değildir. Kurşun kubbelidir.

Çoğu Kudüs fotoğraflarında yer alan meşhur sarı kubbeli ve altında çinilerle kaplanmış sekizgen köşeli yapı ise Kubbet-üs Sahra‘dır.  Müslümanlar ve Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen “Havada Asılı Duran Kaya” anlamına gelen Hacer-i Muallak taşını içinde barındıran kaya üzerine Emevîler döneminde Abdulmelik bin Mervan tarafından inşa edilmiştir.

Bu karışıklığın örneğinin görüldüğü tespit edilen köşe yazıları şu şekildedir:

Şebnem Bursalı’nın Takvim Gazetesi’ndeki “İş’te zirvedeki kadınlar” başlıklı 8 Aralık 2017 günkü Mescid-i Aksa’yı konu edindiği yazısında Kubbet’üs Sahra fotoğrafı kullanılmış. Ayrıca Bursalı, hatalı biçimde Kubbet-üs Sahra’nın 140 dönüm olduğunu belirtmiş. Halbuki, Kubbet-üs Sahra ve Mescid-i Aksa dahil birçok mekanı içine alan Harem-i Şerif bölgesinin toplam alanı 150 dönüm civarındadır.

Kahta Haber’den Mehmet Cömert’in 9 Aralık 2017 günkü “Mabet ve medeniyet” başlıklı, Mescid-i Nebevi’yi anlattığı yazısında hatalı olarak Kubbet’üs Sahra fotoğrafı kullanılmış.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*