Doğu Perinçek, Türban Konusunda Çok Genel ve Ezberden Konuşmuş

Doğu Perinçek, Aydınlık Gazetesinde 4 Mart 2017 günü yayınlanan “Orduya türban fitnesi” başlıklı yazısında türban kullanımı konusunda yanlış ve genel ifadeler kullanmış:

"TSK’da herhangi bir giyim yasağı yok. Türk subayının, astsubayının ve erinin üniforması var. Bu üniforma, talimatnamelerde tanımlanıyor. Türk askerinin üniforması belli. Örneğin fötr şapka yok, sarık yok, kısa pantolon yok, mayo yok, kruvaze ceket yok, türban da yok vb. Bunlar yasak değil. Düzenlemeler, yasakları saymıyor, Türk askerinin giyimini şapkasından ayakkabısına ve çorabına kadar tanımlıyor. Şimdi birisi de çıkıp Orduda “fötr şapka yasağını kaldırın” diye ortaya çıksa, buna özgürlük mücadelesi mi diyeceğiz?"

Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, kılık kıyafet konusunda TSK’nın özel yönetmeliklerinde belirtilen usul ve esaslara tabidirler. TSK tarafından belirlenen üniforma giyimi zorunludur. Bu standardın dışına çıkılamaz.

TSK İç Hizmet Kanunu 34. Maddesi’ye göre “Silahlı Kuvvetler mensupları üniforma giyerler. Hizmet esnasında üniformayı giymek mecburidir. Hususi vazifeler sebebiyle hizmet esnasında sivil elbise giymek amirin müsaadesine bağlıdır. Her asker üniformasının şeref ve haysiyetini korumaya mecburdur” ve “Üniformanın şekilleri Milli Savunma Bakanlığınca tespit olunur.”

Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği 72. maddesine göre “Silâhlı Kuvvetler mensupları vazife başında giyecekleri üniformanın şekilleri ve elbisenin kumaş, rengi ve biçimi Silâhlı Kuvvetler Kıyafet Kararnamesine ve kullanacakları eşya ve teçhizat da resmî surette kabul edilen teçhizat talimatları ile tesbit edilen örneklerine uygun olacaktır.”

Yine aynı yönetmeliğe göre “Her asker, kıyafet kararnamesine göre giyinmeye ve her âmir ve üst de bu kararnamenin muhteviyatını itina ile yerine getirmeye mecburdur. Aksine hareket cezai muciptir.” Yani, yönetmelikte belirlenen unsurları giymezse ya da yönetmelikte zikredilmeyen unsurları giyerse ceza alır. Yönetmelikle tarif edilen şekilde giyinmeye mecburdur.

Doğu Perinçek, başörtüsünü fötr şapka analojisi ile kıyasa tabi tutmuş. Ancak, yönetmelik gereği bir asker fötr şapka da takamaz. TSK personeli kıyafetlerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri Kıyafet Yönetmeliği hükümleri uygulanır. Kılık kıyafet yönetmeliklerinin hepsinde personelin nasıl giyinmesi gerektiği ve nelerin giyileceği alenen yazılır, giyilemeyecek şeylerin tamamı aktarılmaz yönetmelikte. Ancak, yönetmelikte giyilemeyeceği alenen belirtilmese de bu unsurlar açıkça izin verilmediği için “yasak” addedilir.

Türk Silahlı Kuvvetleri Kıyafet Yönetmeliği’nin “Genel Hükümleri” bölümüne eklenen şu maddeyle başörtüsü açıkça zikredilerek, giyilebilecek unsurlar içerisine dahil edildi:

“Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri mensubu bayan subaylar, sözleşmeli subaylar, astsubaylar, sözleşmeli astsubaylar ve askeri öğrenciler ile bunların adayları ve kursiyerleri, resmi üniformalarıyla birlikte şapka, bere veya kep altına başlarına taktıkları üniforma renginden istihkak olarak verilen desensiz giysileri yüzlerini kapatmayacak şekilde takabilirler”

TSK’da herhangi bir giyim yasağı yok demesinin anlaşılır tarafı yok. TSK’da kot pantolonla, blazer ceketle, şortla, kapriyle girilemiyorsa, kılık kıyafet bir yönetmelikle düzenleniyorsa, yasaklanan ve izin verilen unsurlar vardır.

"Örneğin Filenin Sultanları veya Potanın Perileri maça türbanla veya farklı formayla çıkıyorlar mı?

Türbanla küt inemezsiniz. Türbanla ribaunt alamazsınız. Türbanla çapa yapamaz ve laboratuvarda çalışamazsınız. Türbanla savaşamazsınız. Türban kadını hayatın dışına atar."

Türkiye Bayan Voleybol ya da Basketbol Milli Takımında türbanlı oyuncular olmasa da, gerek ülkemizdeki bazı spor kulüplerinde ve diğer bazı ülkelerin takımlarında kadınlar gayet engelsiz şekilde türbanla spor müsabakalarına katılabilmektedir. Ülkemizden bir örnek, Konya’nın Hüyük İlçesi’nden Yenidoğanspor Kulübü voleybol takımı. Yurt dışından örnekler ise Mısır ve İran milli takımlarından geliyor.

"Tarihe bakınız türbanlı Türk kadını var mı?"

Türbanın Türk tarihindeki yerine değinmeksizin, Doğu Perinçek’in böylesi amaçsızca ve genel şekilde konuşmaması gerektiğini anlatmak adına, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanım örneklerini sunmak yeterlidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir