Bekir Hazar ve İngilizlerin Musul’u İşgali

Bekir Hazar, Takvim Gazetesi’nde 6 Ekim 2016 tarihinde yayınlanan “62 Karun” başlıklı köşe yazısında anakronizme düşmüş:

"1. Dünya Savaşı sonrası orada askerlerimiz olmasına rağmen Musul'u İngilizler'e verdik. Lozan'da Musul konusunun bir yıl sonraya bırakılmasına karar verildi. Türkiye referandum yapılmasını istedi. İngilizler bize pek uzak olmayan açıklamayla geldi, "Halk cahil, herkesin oyu bir mi olur" diyerek reddetti. Musul için görüşmeler başladığında, aniden garip olaylar başladı. Kabileler ayaklanmaya başladı. İngilizler bu ayaklanmayı bahane ederek Musul'u işgal etti. Türkiye "Ayaklanmayı başlatan, kabilelere silah dağıtan İngilizler" diye bağırıyordu ama dinleyen yoktu. Musul böyle gitti. Aradan yıllar geçti.."

İngilizler Musul’u Lozan’ın ardından değil, 1918’de Mondros Mütarekesinin 7. Maddesinin verdiği yetkiyle stratejik nokta değerlendirmesi yaparak işgal etmiştir. Lozan’ın ardından gözlemlenen kabile ayaklanmaları neticesinde değil.

Sezen Kılıç’ın “Musul Sorunu ve Lozan” başlıklı makalesinden:

Birinci Dünya Savaşı bitiminde 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra, İngilizlerin Musul’u işgal edeceklerini düşünemeyen Osmanlı Devleti, burada bulunan birliklerini takviye etmeyince, İngiliz ordusu 1 Kasım 1918’de Osmanlı’nın ahaliye zulmetmesini bahane ederek Musul’a girmiştir. Mütarekenin 7. Maddesini işleterek lüzumlu gördüğü stratejik noktaları işgal ettiğini belirten İngiliz generali Marshall, Türk ordusu Musul’u terk etmediği takdirde 7. maddeyi işletmeye devam ederek geri kalan bölgeleri de almak için savaşacaklarını ve bundan Osmanlı birliklerinin komutanı Ali İhsan Paşanın sorumlu olacağını bildirmiştir. Ali İhsan Paşa, 9 Kasım sabahı, yaşanan fiili durumu hükümetle görüşmek üzere İstanbul’a hareket ettiği gün, İstanbul’dan, Osmanlı birliklerinin Musul’u tahliye emri gelmiştir. 15 Kasım 1918’de Musul’u terk eden Osmanlı birliklerinin ardından İngilizler, Şeyh Mahmut yönetiminde bir Kürt hakimiyeti kurmaya başlamışlardır.

Musul’un Arap idaresine girmesini istemeyen Kürt ve Türkmenler de Anadolu’da başlayan bu mücadeleden cesaretle İngilizlerle çarpışmaya başlamışlar, Mustafa Kemal de onların silahlı mücadelesini desteklemiştir. Mustafa Kemal’in etkisini gören İngilizler, Lord Curzon’un tüm karşı çıkmalarına rağmen, onunla irtibata geçmek istemişler, Mustafa Kemal ise, İngilizlerle yapılacak olan görüşmelerde Türkiye’nin elini güçlendirmek için 1921 Aralık ayında bölgeye Özdemir Bey komutasında asker sevk edip Revanduz’u ele geçirtmiştir. Bölgede görevli Türk birliği, 21 Ağustos 1922’de İngilizleri yenip Musul’a iyice yaklaşmıştır; bundan iyice cesaretlenen bölge aşiretleri de İngilizlere karşı mücadeleyi şiddetlendirmişlerdir. Bu mücadele sonucunda İngilizler, her ne kadar Süleymaniye’yi terk etmek zorunda kalsalar da, Şeyh Mahmud desteğini yanlarına alınca aşiretlerin mücadele kararlılığını zayıflatmayı başarmışlardır. İngilizler, Şeyh Mahmud’un bu işbirliğinden kısa bir süre sonra Mustafa Kemal’le irtibata geçtiğini öğrenince, bu kez Seyyit Taha’yı devreye sokmuşlar ve Kral Faysal’ın Irak’taki egemenliğini yasallaştırmak için düzenledikleri seçime karşı çıkan Musul ileri gelenlerini tutuklatmışlardır.

Musul’u elde etmenin tek yolunu silahlı mücadelede gören Fevzi Paşa, Özdemir Bey’e takviye birlikler göndermiş; ancak Anadolu’daki Yunan işgali nedeniyle daha önce bu bölgeye gönderilen birliklerin bir kısmını geri çekmek zorunda kalınca, buradaki Türk birliği zayıf düşmüş ve takviye edilen İngiliz birlikleri tarafından geri püskürtülmüştür. Böylece Musul, daha Lozan görüşmeleri bitmeden tamamen İngiliz egemenliğine geçmiştir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir