Atatürk’ün Heron Projesi Hurafesi

Evet, Mustafa Kemal Atatürk havacılığa önem vermiştir. Söylem ve eylemlerinde verdiği önemin örnekleri görülebilir. Ancak, Atatürk’ün bir ANKA/heron projesi var mıydı? Elbette yoktu. Lâkin, üfürükçü, hurafeci tarihçi bozuntularına bakılırsa varmış (!).

Öncelikle, bu hurafeyi ortaya atan Oktan Keleş’in (On Altı Yıldız adlı sitedeki “Atatürk’ün ANKA Projesi” başlıklı yazısından) kaleminden özetleyelim iddiayı:

  • Atatürk, havacılıkla alakalı her türlü bilgi ve gelişmeyi takip edip çalışma yapacak özel subaylardan oluşan bir birim kurmuş,
  • 1922 yılında Anka Projesi adlı bir “insansız hava aracı” HERON projesi geliştirmiş,
  • Heron ismi bize ait bir tanım olmadığı için Atatürk ve arkadaşları üretilen yapıya “ANKA” demiş,
  • Bu projenin üzerine “kripto şifreleri” gizlemiş,
  • 1922’de bu projenin resimleri Atatürk’ün imzasıyla bir “Kripto Mecmuada” yayınlanmış,
  • Bugün TAI Atatürk’ün mirasını yerine getirerek ANKA-HERON insansız hava aracını, üstelik Atatürk’ün “kripto şifreleriyle” üretmiş,

Onedio gibi ünlü internet sitelerinde dahi ciddiye alınarak paylaşılan bu saçmalığın gerçeği yansıtan tek bir yanı bile yoktur.

Sinan Meydan, Oktan Keleş’in kendini de aldattığını belirterek, Heron/ANKA projesi hurafesine ilişkin gerçekleri aktarmıştı. Meydan’ın bulgularından faydalanarak, Atatürk’ün ANKA projesi uydurmasına dair gerçekleri aktaralım:

Oktan Keleş’in iddiasına kaynak olarak gösterdiği görseller çarpıtmadan ibarettir. 1922 yılında bir “kripto mecmuada” yayınlandığını ifade ederek sunduğu resimler, gizli olmayan halka açık şekilde yayımı yapılan Osmanlıca “Resimli Kitab” adındaki Osmanlıca yayının, Haziran-Temmuz 1329 (1913) tarihli sayısında 73-76 sayfalar arasından alıntıdır. Bu yayından daha önce, orijinal hali yabancı bir dergiden alınan bahse konu resim “Bundan kırk sene sonraki semavat” notuyla Şehbal dergisinin 15 Mayıs 1328 (28 Mayıs 1912) tarihli sayısında da yayınlanmıştır.

Bahse konu yayından alınan orijinal resmin üzerinde hiçbir işaret, simge ya da harf yer almazken daha sonra üzerinde oynanarak 10, K, T, 001, ay-yıldız ve imza eklemesi yapılmış.

Bu resimler üzerinde montajı kimin yaptığı bilgisi net değil. Ancak, Oktan Keleş “olağan şüpheli” konumunda.

Oktan Keleş, üzerinde oynanarak montajla eklenmiş elementler üzerinden aslı astarı olmayan komplo teorisini geliştirirken şöyle saçmalamış:

ANKA KUŞU’NUN üzerindeki harflere ve sayılara dikkat edelim: (Resmin ve yazıların 1922 tarihine ait olduğunu, tekrar, hatırlatalım)
Bir yerinde : 10
Bir yerinde : T
Bir yerinde : 001
Bir yerinde : AN
Bir yerinde : KA
Bir yerinde  yalnız : K
Bunlar birleştirildiği zaman: ANKA 10 T001  K
Meydana çıkıyor. Bugün artık Gazi Paşa’nın  "Şimdilik bir K harfi yeterlidir. Bana vaad ettiğiniz işler yapılıp bitirildikten sonra imzamın geri kalan kısmını tamamlarım"  sözündeki vaad tamamlanmış ve imza atılmıştır.
O imza da: Kemal Atatürk'tür...
Şimdi yukarıdaki harf ve sayıların hepsini tekrar sıraya koyalım: ANKA 10 T001  Kemal Atatürk.
Şimdi  de Türkiye'nin kendi ürettiği ANKA'nın seri numarasına  ve sonundaki imzaya bakalım:
10 T001  Kemal Atatürk.
Ve Atatürk'e verilen söz, bugün  tutulmuş, proje hayata geçirilmiştir.

Sağlam bir hayal gücüne sahip olsa gerek.

Anka isminin hikâyesi ise Oktan Keleş’in sandığından çok farklı. İlk ANKA’nın tanıtımının yapıldığı ve üst düzey devlet yetkililerinin katılım sağladığı 2010 yılı Temmuz ayında gerçekleşen törende ANKA’nın isminde esin kaynağı İbranice’de kartal anlamına gelen Heron’a gönderme yapılarak şu şekilde aktarılmıştı: “Anka kuşu bütün kuşların en bilgesidir ve Kaf Dağı’nın üzerinde yaşar. Efsaneye göre başı derde giren kuşlar o güne kadar hiç görmedikleri Anka kuşunun izini bulmak üzere yola çıkarlar. Ancak kartal, yükseklerdeki krallığını terk edemeyerek yolculuktan ayrılır ve bütün kuşların hepsinden daha bilge olan Anka kuşuna ulaşamaz.Genelkurmay Başkanı’nın, Kuvvet Komutanlarının, Savunma Sanayi Müsteşarı’nın katılım sağladığı törende, Oktan Keleş’in uydurmasının içeriğine gram değinilmemiştir. Ne isminin kaynağının Atatürk olduğuna ne de “ANKA 10 T001 K” kod adının kaynağına. Bu durum dahi, hurafenin niteliğine dair bir kanıttır.

 

Büyük resmi görüp şifreleri çözen ve gerçekleri ortaya çıkaran MECZUPları kale almasak keşke…

Ancak güzel bir haberimiz var. Sitede belki bir ilke şahitlik ettik. Bu hurafeye inanıp köşesine taşıyan bir köşe yazarına rast gelmedik.

2 yorum

  1. Önemli kısımları gözden kaçırıyorsunuz ve hurafe diyorsunuz sinan meydan gibi.

    Önce şunu Tekrar Tekrar izleyin !
    https://vimeo.com/41896328

    Yazarın sitesinden alıntı;

    “Şehbal Dergisi’nde yayınlanan o resim,

    Sonraki Yıllarda Atatürk Tarafından Kriptolanarak Tekrar Basılmıştır.

    Tv’deki (Hamza Yardımcıoğlu’un programı) belgeye ve devamındaki

    Fotoğraflara İyi Bakarsanız Bu Fotoğrafların Adı Anılan Dergide Olmadığını Göreceksiniz.

    Anka yazımızla ilgili olarak Genelkurmay Hava Tarihi Bölümü, tarafımıza teşekkür maili yollamış,

    biz de elimizdeki orjinal belgeyi ve diğer dokümanları ilgili birime ulaştırmıştık.”

    Ayrıca kod adı ve Atatürk’e değinilmemiş olması uydurma olduğunu kanıtlamaz.

    Mesela bir çanakkale filminde Atatürkten hiç bahsedilmemesi,Savaşta Atatürkün olmadığını kanıtlamaz.

    Mesela İstiklal marşının teknik olarak incelendiği bir toplantıda yazarın adı geçmeyebilir ama bu marşın yazarının M.Akif Ersoy olmadığını kanıtlamaz.

    • Sn. Akışık, öncelikle yorumunuz için teşekkürler.

      Kaçırılan bir husus yok maalesef.

      Şehbal dergisinde yayınlanan resim, başka bir yabancı dergiden alıntı. Daha sonra üzerine montaj yapılarak Atatürk’ün Heron projesi olarak pazarlanmış. Güvenilir herhangi bir belge ya da bilgi yok. Sadece meczupların uydurması var ortalıkta. Bunun anlaşılmayacak bir yanı yok.

      Atatürk’ün bir ANKA projesi olduğuna dair elimizde tek bir belge arşivlerde yok. Böylesi bir projenin varlığının en azından birkaç kişi ve kurum tarafından bilinmesi gerekirdi.

      Genelkurmay Hava Tarihi Bölümü diye bir birime rastlayamadık. Bu birimin bir nezaketen teşekkür içeren e-postası olabilir. Böyle bir e-postanın olması projenin olduğu anlamına da gelmez.

      Yorumunuzun son bölümündeki mantık yürütmeniz de hatalı. İstiklal Marşının teknik açıdan incelendiği toplantıda adı geçmese de şiirin sahipliği Akif’e ait olmadığını kanıtlamaz. Çünkü, şiirin Mehmet Akif’e ait olduğu, kamuya açık kaynaklarla sabittir. 2-3 kişinin bildiği gizli bir bilgi değildir. Çanakkale mevzuunda da arşivler, tanıklıklar mevcuttur. Atatürk’ten bahsedilmese de savaştaki rolü barizdir. Ezcümle, kurduğunuz mantık hatalı.

      Delinin biri kuyuya taş atar, geri kalanı da onu sorgular.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*