Asgari-Askeri Ücret Ayrımına Varamayan Köşe Yazarları

“Asgari ücret” ifadesi bazı kesimlerce sıklıkla “askeri ücret” olarak zikredilir. Ne kadar düzeltseniz de bu hatayı tamamen gideremezsiniz.

Yine de deneyelim:

Asgari kelimesi ise “en az, en aşağı, en düşük, en alt, minimal, minimum” anlamlarına gelir.

Asgari sözcüğünün ordunun en küçük birimi, yani asker kelimesinin bir değişik telaffuzu olarak şekillendiği ve dilimize yerleştiği iddia edilse de bu konuda sağlam bir kaynak bulunmamaktadır.

Asgari ücret ise, ilgili yönetmeliğin tanımıyla, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti ifade etmektedir.

Askeri ücret şeklinde yasal mevzuatta ya da dilimizde “en düşük düzeyde ödenmesi gereken ücreti” kasteden bir ifade yoktur. Bazıları her ne kadar askerlere verilen ücretin en düşük ücret seviyesini teşkil ettiği algısından hareketle asgari ücreti askeri kelimesiyle zikretse de.

Bu hatadan geri kalmayan köşe yazarları elbette mevcut:

İslam Memiş’in, Güneş Gazetesi’nde 5 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan “G20 Zirvesinin Piyasalara Yansıması” başlıklı yazısından:

"Bunu hatırlatmamın sebebi geçen yıldan bu yıla askeri ücretlerden tutunda işsizlik maaşına, çalışandan tutunda iş verene kadar bir çok yeni reformlar hayata geçirildi, yani konuşulanlar lafta kalmayıp icraata döküldü."

Askeri ücret!!! Asgari ücret olmasın o?

Yine İslam Memiş’in Güneş Gazetesi’nde 17 Aralık 2015 günü yayınlanan “Geçim ve ekonomi savaşı arasındaki büyük farklar” başlıklı yazısından:

"En son bin TL askeri ücret alanların savaşı bu, gazete manşetlerinde istismar edilenlerin savaşı. hükümet 300 TL zam kararı alınca gözleri parlayan bu insanlar, almış oldukları bu zam farklarını çarşıda pazarda harcayacaklarını düşünmeden” Hayır efendim bu kadarda olmaz” diyerek 10 bin TL'lik takım elbise giyenlerin savaşı değil bu."

"Askeri ücrete zammı tartışılır hale getirdiğimizde, memurlara verilen, emeklilere verilen zamlarıda unutmamak gerek."

İslam Memiş’in “askeri ücret” konusunda kronik bir problemi var gibi görünüyor.

Yeniçağ Gazetesi’nden Selcan Taşçı’nın “Erkan Haberal mağduru (!)” başlıklı 26 Nisan 2015 tarihli yazısından:

"Hepimiz sözde soykırım iftiraları, açılımlar, saçılımlardan dem vuruyoruz ya... Başka bir dünya var “dışarıda” (!) Sokakta “askeri ücret” diyor, “iş” diyor, “kadro” diyor, “atama” diyor, “daha siftah yok abla” diyor; memleketin değil cebinin halinden yakınıyor vatandaş ağırlıkla."

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir