“Ana Gibi Yâr, Bağdat Gibi Diyar Olmaz” Atasözünün Aslını “Ane Gibi Yâr, Bağdat Gibi Diyar Olmaz” Sanan Köşe Yazarları

Ana Gibi Yâr, Bağdat Gibi Diyar Olmaz” atasözünün orijinalinin “Ane Gibi Yâr, Bağdat Gibi Diyar Olmaz” şeklinde olmasının daha muhtemel olduğu iddia edilir. Ancak bu iddia, yanlış bilgiye dayanmaktadır.

Bahse konu atasözünün anlamı TDK tarafından “insanlar içinde bize ana kadar candan bağlı dost yoktur” şeklinde açıklanmaktadır. Ömer Asım Aksoy’un “Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü” adlı eserinde de bu şekilde bir tanım yapılmıştır. Atasözünün anlamına ilişkin de toplumun geneli üzerinde de bu tanım paralelinde bir anlayış yerleşmiştir.

Son dönemde, bu söz içerisinde yer alan “ana” ifadesinin aslında Bağdat yakınlarındaki sarp bir uçurumun kuşattığı dik bir geçidi tanımadığı; “yâr” kelimesinin ise “sevgili” yerine “uçurum” anlamına geldiği iddia edilmeye başlanmıştır. Yani aslında “Bağdat gibi şehir olmaz, Ane gibi de uçurum olmaz” denilmek istendiği iddia edilmektedir. Ancak internet üzerinden yapılan taramalar, bu iddianın tam olarak doğruyu yansıtmadığını ortaya koymaktadır.

Yapılan taramalar, Bağdat’ın 320 kilometre kuzeybatısında Fırat nehrinin kenarında yer alan Irak’ın Anbar Vilayeti’ne bağlı Ane” adında bir şehrin gerçekten var olduğunu gösteriyor. 2003 yılı kayıtları 37,211 kişinin Ane merkezinde yaşadığını gösteriyor.

Lâkin, harita üzerinden “Ane” üzerinde inceleme yapıldığında, coğrafi özelliklerinin iddia edildiği gibi olmadığı görülüyor. Bağdat yolu üzerinde Bağdat’a gidebilmek için geçilmesi gereken büyük bir yâr, yani uçurum olduğu iddia edilen Ane’de iddia edildiği gibi bir uçurum ya da sarp geçit yok. Uçurumun tam aksine Ane, dümdüz bir coğrafyaya sahip. Arama motorlarında Türkçe, Arapça ve İngilizce yapılan aramalarda Irak’ta Ane adlı bir uçurum varlığına ya da Irak’ta Bağdat yakınlarında Ane adlı başka bir yerleşim yeri ya da bölgeye rastlanılamamaktadır.

Özetle, “ana gibi yâr Bağdat gibi diyar olmaz” atasözünün aslında “ane gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz” şeklinde olduğu iddiası yanlıştır. Bağdat yolu üzerinde Ane adlı bir yer vardır. Fakat, Ane’de bahsedildiği gibi “ünlü” ve “sarp” bir “uçurum” yoktur. Bu yanlış algı, “yâr” kelimesinin “uçurum” ve “sevgili” (eş)anlamlarına gelmesinden kaynaklanmaktadır.

Ane’de uçurum olduğunu sanıp, atasözündeki “ana”yı “Ane”, “sevgili” anlamındaki “yâr”i “uçurum” anlamında kullanan köşe yazarlarından tespit edebildiklerimizi derleyelim:

Refika Birgül’ün Hürriyet Gazetesi’ndeki “Anne gibi yâr da diyar da olmaz” başlıklı 10 Mayıs 2015 tarihli yazısından:

Hepimizin bildiği “Ana gibi yâr Bağdat gibi diyar olmaz” deyişinin aslı “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz”. Ane, Bağdat yolu üzerinde Bağdat’a gidebilmek için geçilmesi gereken büyük bir yar, yani uçurum. Deyimin o zamanki anlamı: “Ane Yarı’nı geçmesi zordur. Ancak onu geçtiğin zaman Bağdat gibi inanılmaz bir yere gelirsin.” Gel zaman git zaman ‘ane’ olmuş anne, yar olmuş ‘sevgili.’ ‘Anne gibi sevgili, Bağdat gibi de şehir olamaz’ anlamına gelmeye başlamış.”

Melih Aşık’ın Milliyet Gazetesi’ndeki “H-ata sözleri…” başlıklı 29 Mart 2015 tarihli yazısından:

"“Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” değil, Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz”. (Ane: Bağdat’ta bir uçurum)"

Halime Gürbüz’ün Türkiye Gazetesi’ndeki “Eğri oturalım doğru konuşalım” başlıklı 10.04.2018 tarihli yazısından:

""Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz" değil; "Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz." (Yar; uçurum, Ane; Bağdat yakınlarındaki bir uçurumun adı.)"

Ahmet Çapanoğlu’nun Pusula Haber’deki “Yanlış Bildiklerimiz- 2” başlıklı 14 Şubat 2014 tarihli yazısından:

"Ana kim veya neresi. Bu cümlede geçen “ana” sözcüğü bizim bildiğimiz “anne” değil Bağdat’taki “ane” uçurumunun adıdır. Ve cümledeki “yar” kelimesinin anlamı da uçurumdur. Yani bu sözün aslı bizim olmayıp “ane gibi yar Bağdat gibi diyardır. Bağdat’daki bir uçurumdan bahsetmektedir. Günlük konuşmalarda “ane” ana olmuş, kendimize mal etmişiz. Gerçek anlamıyla söylemek istediğimiz arasında anlam farkı olmuş oluyor. Yani bu sözünde gerçekte bizle veana ile alakalı bir yanı yok. Aslı ”ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz”dır."

Mehmet Şeker’in Yeni Şafak Gazetesi’ndeki 7 Mart 2001 tarihli “Yeniden düşünmeli” başlıklı yazısından:

"Dilimizdeki "Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz." sözünün aslı muhtemelen "Ane gibi yar; Bağdat gibi diyar olmaz." şeklindedir. Çünki sözün aslındaki Ane kelimesi, Bağdat yakınlarındaki sarp bir uçurumun kuşattığı dik bir geçidin adıdır. Bağdat gibi (güzel) şehir, Ane gibi de (sarp, ama manzaralı) yar (uçurum) olmaz, demeye gelir."

Pınar Turan’ın Sözcü Gazetesi’ndeki “Sonunda birlik olabildik!” başlıklı 24 Temmuz 2016 tarihli yazısından:

"Mesela 'Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz'. ... Geçen bir yerde okudum aslı muhtemelen 'Ane gibi yar; Bağdat gibi diyar olmaz'mış. Buradaki 'Ane' kelimesi, Bağdat yakınlarındaki sarp bir uçurumun kuşattığı dik bir geçidin adıymış. Bağdat gibi güzel şehir, Ane gibi de sarp, ama manzaralı 'yar' yani uçurum olmaz, demek isteniyormuş. Ama biz oradaki Ane'yi ana yapmışız."

Suat Çağlayan’ın Habertürk Gazetesi’ndeki “Doğru bildiğimiz bazı yanlışlar” başlıklı 29 Mart 2017’deki yazısından:

"Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz! Sözcüğün aslı “anne” değil “Ane” olmalıdır. Ane, Bağdat’a giderken bir uçurumun adıdır. Yani sözcüğün anlamı, “Ane gibi uçurum, Bağdat gibi diyar olmaz!” şeklindedir."

Ertan Acar’ın Radikal Gazetesi’ndeki 2 Eylül 2014 tarihli “İletişimi doğru yönetmek dile hakimiyetten geçer” başlıklı yazısından:

"Bir de dilimize yanlış yerleşmiş deyimler var. Onlara birkaç örnek vermek gerekirse; mesela, “Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz” deyimi. Sözün gerçeğinde “anne” değil, Bağdat yakınlarında bulunan “Ane Uçurumu”ndan bahsetmektedir. “Yar” sözcüğü de küçük uçurum anlamındadır. Ama biz onu, “insanı en çok seven varlık annesidir” şeklindeki bir anlamda kullanıyoruz."

Muhsin Köktürk’ün Yozgat Gazetesi’ndeki “Dilimizde Yanlış Kullanıldığı İleri Sürülen Sözler Üzerine” başlıklı yazısından:

"“Ane (3) gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.” (özgün biçimi), “Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.” (günümüzde kullanılan biçimi)"

 

Atalarımız boşuna dememiş “galat-ı meşhur, lugat-ı fasihten evlâdır” diye.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*