Abdurrahman Dilipak ile Yunan Milleti ve Medeniyeti

Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit Gazetesi’nde 12 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan “Yunan diye bir millet de yok, bir medeniyet de” başlıklı yazısında tarihçiliğe soyunarak yazısının başlığından da anlaşılabileceği üzere iddialarını sıralamış:

"Medeniyetin “Mim”in kaldırın, geriye kalan neyse “Yunan Medeniyeti dedikleri de öyle bir şeydir işte. 

Hristiyanlık diye bir ilahi dinin olmadığını söyledim, birileri aklınca dalga geçti.. Hristiyanlık denilen “religio”nun doğuşu Hz. İsa’dan 50 yıl sonra.

İslam inanışına göre, her Peygambere gelen ayrı bir din yok. Bir tek din var, o da “Allah’ın dini”dir. Onun peygamberleri ve kitapları vardır.. Hz. İsa’ya gelen kitabın adı “İncil”di. O da bugünkü halini, Hz. İsa’dan 3 asır sonra İznik’te aldı.

Yunan da öyle. Yunan diye bir millet, bir medeniyet yok. “İon halkları var”. O halkların yaşadığı coğrafyaya “İonia” deniyor. “İonia” ise Girit ve Mora’dan ibaret. “İonia halkları” arasında göreceli olarak baskın olan halk Grekler. Grek dedikleri Likyalı denizciler. Grekçe dedikleri de Likya dili olan Likca’nın avamicesi.

Batı kendine bir kök uydurması gerekiyordu, ona “Judeo-Grek” dediler.. Judeo’ya Mısır’ı da dahil ettiler..

Yunan milleti diye Helen, Rum, Trek, Grek, Mekadon ne buldularsa hepsini dahil ettiler..

Aslında “İonia” Roma, Kartaca, Mısır, Mezopotamya üzerinden İran, Hindiçin, Ege üzerinden, Karadeniz bağlantılı olarak Balkanlar, Kafkaslar, Trekler, Mekadonlar, Moğollar, Ruslar bütün bu halkların, mal, para, bilgi insan aktarma, değişim, bağlantı noktası Kuzey Doğu Akdeniz’in Adriyatik’le Ege denizi arasındaki Girit ve Mora havzası idi.

Europe ya da Paris hepsi kendini Yunan mitolojisi dedikleri bir mitoloji üzerinden tanımlamaya çalışıyor.. Aslında Yunan mitolojisi dedikleri Babil ve Kaf dağı masallarından ibaret. Mısır tanrıları ve esoterizmi Yunan mitolojisi olarak etiketlenip pazara sunuluyor..

Rum diye bir millet yok aslında. Kur’an-ı Kerim’deki Rum suresi Anadolu halklarından, uygarlıklarından söz eder. Selçuklu da Müslüman halka “Rum” denirdi. Ahiyanı Rum, Baciyanı Rum, Gaziyanı Rum, Rumeli, Arzı Rum, Urumiye, Rumi sanat, Rumi takvim, bunları kimi ifade eder? Anadolu coğrafyasında yaşayan Müslümanı da, gayrimüslimi de Kürd’ü, Arab’ı hepsi Rum’dur.

Mesela ilk olimpiyatlar Atina’da değil Hatay da yapıldı.. Aristo’nun felsefe okulu da Antalya Serik de idi. Eflatun Çanakkaleli idi ve Devlet isimli kitabı da, Urfa Harran da, tıp ve astronomi mektebinin kütüphanesinde kayıtlı idi. Yunanca dedikleri dile Arapça’dan tercüme edildi..

“İonia”, “Anatolia” derken sondaki “ia”ya dikkat!. Biz “İyonya, Anatolya” filan diyoruz da, işin içinde iş var. Asia, Rusia, İtalia, Romania, Bulgaria, Almania, Avustralia, Algeria, Syria, İndia, Libia, Makedonia, Georgia, Armania.. Say sayabildiğin kadar."

Neresinden tutulursa tutulsun elde kalan bir yazı ve denilebilecek çok şey var.

Ekşisözlük’teki “yunan diye bir millet olmaması” başlığında yeterince linç edildi Dilipak’ın bu yazısı.

Ekşisözlük’ten gui de souza’nın aşağıdaki entry‘si ile ihtisabı sonlandırmak yerinde olur:

"yazının hıristiyanlıkla ilgili kısımlarında büyük ölçüde haklılık var. orası zaten kimi batılı tarihçilerin de kabul ettiği bir nokta (bkz: adamın gol diyor). 

yunan konusuna gelirsek etimolojik olarak ion ve yunan arasında bir bağlantı var. iyonyalı anlamına gelen ionian sözcüğünün zaman içinde yoniyan ve yonan'a evrildiği iddia edilir. ama yunan'a yunan diyen de zaten bir tek biz varız (bkz: exonym). adamlar kendilerine "ellen"*, ülkelerine de "ellas"* diyorlar zaten. helen olayı ayrı bir tartışma konusu yapılabilir. helenler antik yunanistan'daki kavimlerden sadece bir tanesinin adıdır. ancak zaman içerisinde diğer kavimleri hakimiyet altına alıp onları da aynı ad altında birleştirmiştir. burada ayırıcı unsur dildir. bu diğer kavimlerin de önemli bir kısmı antik yunanca konuşmaktaydılar. bu nedenle bu durumu aynı millete ait farklı boyların birleşmesi olarak algılayabiliriz.

ama kalkıp da "yunanlılar likyalı denizcilerdi" dersen adama götüyle gülerler. likya farklı bir kültür, farklı bir medeniyettir. yunanlılardan çok hititlere benzerlik gösterir, ki birçok tarihçi ve arkeolog da likyalıların denizin karşı kıyısından ziyade anadolulu oldukları üzerine vurgu yaparlar. burada da yine ayırıcı unsur dildir. bakıyoruz, farklı alfabe, farklı bir dil yapısı, bambaşka bir dil var ortada. o zaman yunanlılar ve likyalıların en iyimser ihtimalle tarihöncesinden daha yakın bir dönemde bir akrabalıklarının söz konusu olamayacğaını söyleyebiliriz. anlamayanlar için bunun "bu iki milletin hiç alakaları yok", demenin daha süslü bir yolu olduğunu da söylemeliyim.

dilipak'ın söz ettiği kriterleri esas alırsak dünyada millet yok demektir(ki ben bu fikre daha sıcağım). almanya halkları(gotlar, cermenler vs), slavlar, fransızlar, ingilizler, ispanyollar vs ulus bilincine görece yakın tarihte kavuşmuş ve ulusal birliklerini de tarihin bütününe kıyasla daha yakın dönemde sağlamışlardır. yunanlıların kavimden ulusa geçiş süreci tüm bu saydığım halklardan çok daha önce gerçekleşmiştir. o nedenle "yunan diye bir millet yoktur" önermesi biraz haddini aşan düzeyde iddialıdır."

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir