Aylık arşivler: Ağustos 2015

Orhan Erinç ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atatürk Hitabı

Orhan Erinç, 31 Ağustos 2015 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan köşe yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Atatürk” hitabını kullanmadığını belirtmiş.

“Atatürk’ün adını 30 Ağustos’ta Anıtkabir’de anmayan yeni başkomutanımızla ne kadar övünsek yeridir” demiş Orhan Bey.

Ancak, 30 Ağustos 2015 günü gerçekleştirilen Anıtkabir ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anıtkabir özel defterine kaydettiği ve daha sonrasında okuduğu metne “Aziz Atatürk” hitabıyla başlamış.

Ki, daha önceki Anıtkabir ziyaretlerinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Atatürk” hitabını kullanmış.

Ezberden konuşmanın bir örneği daha…

***

Anıtkabir özel defterine kaydedilen metin:

“Aziz Atatürk;
Büyük Zafer’in 93. yıl dönümüne ulaştığımız bugün, bizlere emanetin olan cumhuriyetimizi ilelebet payidar kılmak için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Kurtuluş Savaşımızın dönüm noktası olan Büyük Zafer’de ve o güne kadar geçen süreçte inancı ve iradesiyle tarihi bir mücadele veren Zat-ı Ali’niz başta olmak üzere Büyük Millet Meclisi mensupları ile erinden subayına kadar tüm askerlerimizi rahmetle ve minnetle yad ediyorum.
Anadolu’yu ebedi yurdumuz olarak muhafaza etme mücadelemiz bugün de sürüyor. Ülkemizin varlığına kasteden iç ve dış hiçbir güç, istiklalimizin ve istikbalimizin üzerine gölge düşüremeyecektir. Anadolu’nun düşman işgalinden kurtarılması ve yeni devletimizin kuruluşu sürecinde mücadele veren şehitlerimize ve gazilerimize bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimiz ve onun bağrından çıkan güvenlik güçlerimiz emanetine sahip çıkıyor. Ruhun şad olsun.”
***

 

Erdoğan Anıtkabir Özel Defteri

Kaynaklar:

– Orhan Erinç’in bahse konu yazısı: http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/356335/Baskasina_Emanet_Edilemeyen_3_Bakanlik.html

– Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 30 Ağustos 2015 tarihinde Anıtkabir Özel Defterine yazdığı metin: http://www.trthaber.com/haber/gundem/buyuk-zaferin-93-yil-donumu-201086.html

 

Uğur Gürses ve Jackson Hole Konferansı

Uğur Gürses, 31 Ağustos 2015 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan “ABD’deki vadiden belirsizliğe ışık” başlıklı köşe yazısında Jackson Hole Konferansı’na değinmiş.

“Dünyanın gelişmiş ülke merkez bankacıları, her yıl Ağustos ayının sonunda ABD’de Wyoming eyaletindeki Jackson Hole vadisinde düzenlenen bir toplantıda birkaç günlüğüne bir araya geliyorlar” diyen Uğur Bey, Jackson Hole’un katılımcı yapısını net aktaramamış.

Bahse konu konferans, sadece gelişmiş ülke merkez bankalarından üst düzey temsilcilerin katılıma kapalı bir niteliğe haiz değildir. Katılımcı listesinden görülebileceği üzere Polonya, Türkiye, Meksika, Şili, Güney Afrika, Macaristan, Hindistan, Kolombiya, Güney Kore gibi önde gelen yükselen piyasa ekonomilerinden merkez banka temsilcileri de katılım sağlamaktadır.

Gerçi bir sonraki cümlesinde bu hatayı düzeltmiş Uğur Bey ama not edilmesi gerekir. Gelişmiş ve gelişen arasındaki farkın yazıda daha net belirtilmesi gerekirdi.

 

Kaynaklar:

– Uğur Gürses’in ilgili yazısı: http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ugur-gurses_526/abd-deki-vadiden-belirsizlige-isik_29948405

– 2015 Jackson Hole Konferansı katılımcıları: https://www.kansascityfed.org/~/media/files/publicat/sympos/2015/rosterofattendees.pdf?la=en

Ertuğrul Özkök ve Hata İtirafı

İnsandır, kuldur, hata ile maluldür. Köşe yazarları da hata yapabilir. Ancak, önemli olan hatanın farkedildiği takdirde okuyucuların doğru bilgi ile yönlendirmesi ve hatanın itirafıdır.

Ertuğrul Özkök de, pek beklenilmeyecek şekilde, 31 Ağustos 2015 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan “Kendi kendime 2 gün yazmama cezası veriyorum” başlıklı yazısında aynen bunu yapmış.

Dün “Devletimizin adı nedir?” başlıklı yazısında Özkök, Orgeneral Akar’ın Türkiye Cumhuriyeti yerine ‘Türk Cumhuriyeti’ ifadesini kullandığı yazmış ve Akar’ı eleştirmişti. Ancak, 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajında kullanılan bu ifadeyi yanlış anlamış.

Bu durum karşısında Özkök, bir erdem sergileyerek kulağının üzerine yatmayarak hatasını kamuoyuna itiraf ederek özür dilemiş:

***

Hiç kıvırtmadan söyleyeyim.
 Büyük ve affedilmez bir dikkatsizlik yapmışım.

Genelkurmay Başkanı o sözleri, Atatürk'ün yaptığı konuşmadan aktarmış. Yani o cümle kendisine değil Atatürk'e ait. Ah şu gazetecilik heyecanı, insanı vezir de eder. sefil de...
 Bugün beni sefil etti. Kadere bakın...
 Güzel bir olay yakaladım derken, sabahtan beri tebrik kabul ederken, meğer felaket bir gafın ödüllerini topla maya çabşıyomıuşum.
 Sıfırı hak ettim.
 Kim ne derse haklıdır, kabulümdür.
 Hulusi Akar gibi çok iyi yetişmiş bir komutanın böyle bir hata yapmayacağını da düşünmem lazımdı.
 O yüzden kendi kendime, kırmızı kart gösteriyor, 2 gün yazmama cezası veriyorum.
 Perşembe gününe kadar yazı yazmayacağım.
 Benden hazmetmeyenler ödül olarak da kabul edebilir.

Bundan istifade, genç gazetecilere de bir tavsiye.
 Genç arkadaş...
 Sakın benim yaptığımı yapma, ana metne bak. Bir kere, bir kere daha oku.
 Şüpheci ol, etrafına sor.
 Yoksa ders almanın yaşı yok.
 Tabii asıl özrü okurlardan dilerim.
 Niyetim hiç kötü değildi, ama yaptığım feci bir dikkatsizlikti...
 Bir cezasının olması gerekirdi.
 Onu da kendi kendime kestim.

***

Takdir ediyoruz ve not düşüyoruz.

 

Kaynak:

Ertuğrul Özkök’ün bahse konu “özür” yazısı

Ali Yurttagül ve Romanşça

Ali Yurttagül, 30 Ağustos 2015 tarihinde Zaman Gazetesi’nde yayımlanan “Neden İsviçre’de barış, bizde kavga var?” köşe yazısında, İsviçre’de konuşulan dilleri sıralarken bir hataya imza atmış.

“İsviçre’de, Avrupa’nın en kanlı tarihini yazan devletlerin ortasında Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanca konuşan dört halkın yüz yıllardır birlikte olduğunu biliyoruz” diyen Yurttagül, İsviçre’de konuşulan resmi dillerden biri olan “Romanşça” (romansh) yerine “Romanca”yı (romany) sıralamış.

İki dil arasında önemli bir fark var. Romanca, romanlar/çingeneler tarafından kullanılırken, romanşça İsviçre’de 50-70.000 kişi tarafından kullanılan bir dildir.

Kaynaklar:

– Ali Yurttagül’ün ilgili yazısı: http://www.zaman.com.tr/yazarlar/ali-yurttagul/neden-isvicrede-baris-bizde-kavga-var_2313590.html

– Wikipedia’dan “Romanşça” başlığı: https://tr.wikipedia.org/wiki/Roman%C5%9F%C3%A7a

Uğur Gürses ve G20 Antalya Zirvesi

Türkiye’nin 2015 G20 Dönem Başkanlığı, köşe yazarları hataları açısından iyi ekmek çıkardı bu siteye.

Uğur Gürses, 30 Ağustos 2015 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan “Belirsizliğe teknokrat bakan” başlıklı köşe yazısında, G20 Antalya Liderler Zirvesi’ne değinmiş.

“İkinci açı da yaklaşan G20 toplantısı. 1 Kasım’da seçim yapılacak ancak, 13-15 Kasım’da Antalya’da toplanacak olan g20 Bakanları, merkez bankası başkanları ve liderlerinin karşısında uluslararası deneyimi neredeyse olmayan bir bakanla temsil edilecek olmamız.” diyen Uğur Bey, G20 Liderler Zirvesi’nin tarihini şaşırmış. Doğrusu 15-16 Kasım.  Ayrıca, Liderler Zirvelerinde müstakil Bakanlar toplantısı normalde düzenlenmiyor ve merkez bankası başkanları genelde zirvelere katılım sağlamıyor.

Kaynak:

– Uğur Gürses’in 30 Ağustos 2015 tarihli köşe yazısı: http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ugur-gurses_526/belirsizlige-teknokrat-bakan_29940777

Yılmaz Özdil ve Tekrar Kolaycılığı

Özet geçelim, Yılmaz Özdil’in 30 Ağustos 2015 tarihinde Sözcü Gazetesi’nde yayımlanan “30 Ağustos” tarihli köşe yazısı, daha önce Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan “İstiklal Savaşı filan yok, hepsi dümen” başlıklı 4 Aralık 2011 tarihli köşe yazısı ile “9 Eylül…” başlıklı 9 Eylül 2007 tarihli köşe yazısının tekrarı büyük ölçüde.

Kaynaklar:

– Yılmaz Özdil’in 30 Ağustos 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/yilmaz-ozdil/30-agustos-2-923160/

– Yılmaz Özdil’in 4 Aralık 2011 tarihli köşe yazısı: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19386906.asp

– Yılmaz Özdil’in 9 Eylül 2007 tarihli köşe yazısı: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7250654.asp

Emin Çölaşan ve Bir Trikopis Hikayesi

Öncelikle, 30 Ağustos Zaferimiz kutlu olsun!

Gelelim konumuza…

Emin Çölaşan, 30 Ağustos 2015 tarihinde Sözcü Gazetesi’nde yayımlanan “30 Ağustos” başlıklı köşe yazısında 30 Ağustos Zaferi ile birlikte esir alınan Yunan generali Nikolaus Trikopis’in Mustafa Kemal Atatürk ile bir anısına değinmiş.

30 ağustos zafer bayramı (3)Esir alındıktan sonra Yunan generale Mustafa Kemal’in “Üzülmeyin general, siz görevinizi fazlasıyla yaptınız. Esir düşmek her askerin başına gelebilir. Siz burada bizim konuğumuzsunuz.” dediğini belirten Emin Çölaşan, vecizenin orjinalini tahriş etmiş.

Mustafa Kemal’in Trikopis’e söylediği sözler şu şekildedir: “Üzülmeyin general, siz görevinizi sonuna kadar yaptınız. Askerlikte mağlup olmak da vardır. Napolyon da vaktiyle esir olmuştu. Size karşı büyük hürmet besliyoruz. Burada misafirimizsiniz. Buyurun istirahat edin, yakında her şey düzelecektir…”

Yani Mustafa Kemal, her asker esir düşebilir tarzı bir ifade kullanmamıştır.

Ki, 29 Ağustos 2013 tarihinde yine Sözcü Gazetesi’nde yayımlanan köşe yazısında Çölaşan, bu sözü doğru şekilde aktarmıştır.

İlaveten Çölaşan, “sonra haritanın başına geçtiler. Trikupis’e hangi taktik hataları yaptığını uzun uzun anlattı” iddiasında bulunmuş.  Bu iddianın temelini büyük ihtimalle aşağıda yine “iddia edilen” bir olay oluşturmaktadır.

Öncelikle iddia edilen olayı okuyalım:

***

Trikopis, diğer esir kolordu ve tümen komutanları ile birlikte Gazi’nin huzuruna çıkarıldıkları zaman, hepsi çok heyecanlı ve bitkin halde imişler. Gazi, bunları oturtmuş, kendilerini teselli için bu gibi yenilgilerin tarihte örnekleri olduğunu, sevk ve idareyi eksiksiz yapmış iseler vicdanen rahat olabileceklerini söylediği zaman, Trikopis:

– Askeri görevimi tamamen yaptığıma eminim. Fakat asıl görevimi maalesef yapamadım” diye intihar edemediğini anlatmak isterken, Gazi:

– O size ait bir düşüncedir” diye sözünü kesmiş ve harita üzerinde:

– Şurada bir tümeniniz vardı. Niçin onu şuraya almadınız. Filan yerdeki kuvvetlerinizi falan yere sürseydiniz daha iyi olmaz mıydı? Gibi bazı eleştiriler yapmış, Trikopis:

– Ben öyle hareket etmek için emir verdim. Fakat (yanındaki Kolordu Komutanı’nı göstererek) bu yapamadı” demiş.

Bu görüşmeler olurken esir komutan yavaşça yanında bulunan subaylarımızdan birine:

– Bizim ile konuşan bu general kimdir? diye sormuş, subay:

– Başkomutan Mustafa Kemal, deyince adam hayrete düşmüş:

– Şimdi anladım biz niçin mağlup olduk! Bizim Başkomutan İzmir’de vapurda oturuyordu, diyerek derdini dökmüş.

Em.Tümg. Muzaffer ERENDİL, İlginç Olaylar ve Anekdotlarla Atatürk

***

Yukarıda aktarılanlar,  Emin Çölaşan’ın 29 Ağustos 2013 tarihli yazısında atıf yaptığı Hıfzı Toğuz’un aktardıklarıyla ve Trikopis’in hatıratlarıyla örtüşmemektedir. Çünkü Trikopis, kendisinin esir alındıktan sonra Mustafa Kemal’in yanına götürüldüğünü biliyordu.  Trikopis, “İnönü beni yanına alarak Başkomutanlığa götürdü. Atatürk beni mert bir askere yakışır bir biçimde kabul etti. Yunan Orduları Başkomutanlığına atandığımı da orada öğrendim. Üzüntülü ve heyecan içindeydim.” ifadelerini kullanmıştır. Bu durumda, kiminle konuştuğunu bilmemesinin iddia edilmesi cahillikten başka bir şey değildir.

Çölaşan’ın Mustafa Kemal ile Trikopis’in harita üzerinden taktik hata incelemesi yaptığına dair bilgiyi içeren bir kaynak bulunmamaktadır. Yukarıda bahsedilen olayın da gerçeği yansıtmadığı malumunuz. Ki, savaşın en hararetli anında “uzun uzun harita üzerinden taktik inceleme yapıldığını” iddia etmek de abesle iştigaldir.

Kafalarından tarih yazmayı çok sever köşe yazarlarımız. Masal gibi anlatmayı ise daha fazla.

 

Kaynaklar:

– Emin Çölaşan’ın 30 Ağustos 2015 tarihli köşe yazısı: http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/emin-colasan/30-agustos-923184/

– Emin Çölaşan’ın 29 Ağustos 2013 tarihli köşe yazısı: http://www.sozcu.com.tr/2013/emin-colasan/general-trikupis-30-agustosu-anlatiyor-362589/

– General Trikopis ve Mustafa Kemal: http://www.akintarih.com/turktarihi/cumhuriyetdonemi/general_trikopis_ve_mustafa_kemal/general_trikopis_ve_mustafa_kemal.html

– Hıfzı Topuz, Eski Dostlar S:83-89 6.Baskı Ekim, 2000 İstanbul

 

 

Ali Saydam ve Güncellenmemiş Köşe Yazısı

Ali Saydam, 29 Ağustos 2015 tarihinde Yeni Şafak Gazetesi’nde yayımlanan “Şeamet Tellallarına 10 kötü haber” başlıklı köşe yazısını, son kabine değişimi ışığında güncelleme ihtiyacı hissetmemiş belli ki.

“Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın da iş dünyası liderlerine hitap edecek olmaları” şeklinde bir ifade kullanan Saydam, 28 Ağustos akşamı Ali Babacan’ın yeni kabinede görev almaması ve yerine Kalkınma eski Bakanı Cevdet Yılmaz’ın Başbakan Yardımcılığı görevini üstlenmesini atlamış.

Kaynak:

– Ali Saydam’ın ilgili köşe yazısı: http://www.yenisafak.com/yazarlar/ali_saydam/seamet-tellallarina-10-kotu-haber-2019935

 

Abdurrahman Dilipak ve Anasol-M Hükümeti Döneminde El Konulan Bankalar

Abdurrahman Dilipak, 28 Ağustos 2015 tarihinde Yeni Akit Gazetesi’nde yayımlanan “Bahçeli ne yapmak istiyor?” başlıklı köşe yazısında, Anasol-M hükümeti döneminde 22 bankaya el konulduğunu yazmış.

“O devlet Bahçeli, Anasol-M hükümetinde 22 banka batırılıp 42 milyar dolar hortumlanırken neredeydi” sorusunu yönelten Dilipak, 28 Mayıs 1999 – 18 Kasım 2002 tarihleri arasında görevde bulunan 57. Hükümet, nam-ı diğer “Anasol-M Hükümeti” görev süresince 16 banka TMSF’ye devredilmiştir.

Devredilen bankalar ve devrediliş tarihleri şu şekildedir: Egebank (21.12.1999), Yurtbank (21.12.1999), Yaşarbank (21.12.1999), Ulusalbank (28.02.2001), Sümerbank (21.12.1999), Esbank (21.12.1999), Etibank (27.10.2000), İktisat Bankası (15.03.2001), Kentbank (09.07.2001), Egs bank (09.07.2001), Toprakbank (30.11.2001), Bayındırbank (09.07.2001), Demirbank (06.12.2000), Sitebank (09.08.2001), Tarişbank (09.07.2001), Pamukbank (18.06.2002) (iflas tasfiyesine uğrayan Kıbrıs Kredi Bankası bu liste dışında bırakılmıştır).

 

Kaynaklar:

– Abdurrahman Dilipak’ın ilgili köşe yazısı: http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/bahceli-ne-yapmak-istiyor-11802.html

– TMSF’ye devredilen bankalar: http://www.tmsf.org.tr/intikaleeden.bankalar.tr

Ercan Harmancı ve Meghan McCain’in Eşcinsel Evliliği

Ercan Harmancı, 28 Ağustos 2015 tarihinde Milat Gazetesi’nde yayımlanan “j. McCain’in Parmağı!” başlıklı köşe yazısında ABD eski Başkan Adayı Senatör McCain’in hayatını konu edinmiş ve kızının eşcinsel bir evlilik yaptığını iddia etmiş.

Erhan Harmancı köşesinde şu şekilde bir metin kaleme almış: “McCain Libya’dan, Mısır’a Mısır’dan, Ukrayna’ya ve ülkemizdeki gezi olaylarına kadar birçok olayı koordine etmiştir. Dalai Lama üzerinden uzak doğuda “Safran Devrim” olarak bilin olaylarda da parmağı vardır. Sadece siyasi olaylarda değil ülkemizde ve birçok ülkede eylem yapan LGBT etkinliklerinde de parmağı vardır. Kızı Meghan McCain LGBT eylemlerini en kilit ismidir. Kendisi de senatonun eşcinsellerin evliliğini onaylamasının ardında Pazar günü eşcinsel olarak kilisede evlenmiştir.”

İnternet kaynakları tarandığında, Meghan McCain’in LGBT destekçisi olduğu; ancak, eşcinsel bir evlilik yaşamadığı bilgisine rastlanmaktadır. Kendisi, 2015 Ocak ayında gerçekleştirilen bir söyleşide şöyle konuşmuş: “For someone who is single with a career, this apartment is huge. My mom doesn’t understand it”.

Yani, Senatör McCain’in kızı evli değil, ki hemcinsiyle bir evlilik yapmış olsun.

 

Kaynaklar:

– Ercan Harmancı’nın ilgili köşe yazısı: http://www.milatgazetesi.com/jMcCainin-Parmagi/72172

– Meghan McCain’in hayatına dair Wikipedia sayfası: https://en.wikipedia.org/wiki/Meghan_McCain

– Meghan McCain ile bir söyleşi: